Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım 7, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 10)

Ömer ve Erkin amca,profesör Simon'un evine vardılar ve kapının açık, her yerin dağınık olduğunu,

evde kimsenin olmadığını görünce, şaşkınlık ve korkuyla birbirlerine baktılar.

*

Aslı 'bugün o gün' deyip evden çıktı.Serin ve yağmurlu hava yüzünü yaladı.Bir an için eve dönüp, belgeleri
yerine koymayı düşünse de, yıllardır kasada saklanan bu belgelerin esrarının çözülmesini, kocasının
o çok sevdiği gözlerinde,en mutlu anlarında bile oluşan kara bulutların dağılmasını her şeyden çok istiyordu,
artık. Bu nedenle şimdiye kadar ondan hiç bir şey saklamadığı Ömer'e bir anlamda ihanet ederek belgeleri
almıştı.
Sabahın erken saatleri olduğu halde,trafik çok yoğundu.Yoldan geçen taksiye işaret etti.Taksi durmadan,
üstelik pantolon paçalarını ıslatacak kadar hızla geçmişti.'ne zaman yağmur yağsa, taksi bulmak zorlaşıyor' diye düşünüp, geçen her taksiye işaret ediyordu. Sonunda taksinin biri durdu.Bıkkınlıkla bindi taksiye, adresi şoföre verip, koltuğa gömüldü.

Öğrenciliğinde ona uğ…

Green Lantern: Sinestro Birliği Savaşı #4/6

Boyut: 26mb Sayfa: 25
Çeviri ve Balonlama:Darkruse

Anti Madde Evreni'nde bulunan Qward gezegenindeki Sinestro Birliği Kalesi'nin derinliklerinde kapana kısılan Hal Jordan, John Stewart ve Guy Gardner, Sinestro'nun ordusuyla karşılaşacak. Oa gelecek saldırı için hazırlanırken Evren'in Koruyucuları, dehşete düşürücü bir çözümle savaşın tüm gidişatını değiştirecek. Keyifli okumalar.

Mediafire
Hotfile

Serinin tüm sayılarına ulaşmak için tıklayın.

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 9)

Ömer yanaklarında duyduğu acıyla uyandı.


- Aslı? ……….Aslı?

- Ömer, oğlum iyi misin? Seni yerde baygın yatar halde buldum. Neler oldu? Aslı nerede?

- İyiyim Erkin Amca? Gözüm karardı birden, bayılmış olmalıyım. Saat kaç?

- Birbuçuk civarı. Kapıyı çaldım kimse açmayınca anahtarımla girdim, sonra seni yerde baygın halde buldum, neler oluyor, nasılsın şimdi, Aslı’yı da aradım ama telefonu kapalıydı?

Ömer telaşla doğruldu ve kasanın yanına geldi.

- Ben iyiyim Erkin Amca. Acele etmeliyiz, sanırım Aslı kasayı açmış ve içindekileri almış.

Ömer odanın içinde hızlı hızlı bir o tarafa bir bu tarafa yürüyordu.

-Yıllarca onu bu konudan uzak tutmaya çalıştım. Onun bütün bunlardan haberi olmamalı Erkin Amca beni anlıyor musun, bu işlere karışmamalı, başının derde girmesini istemiyorum, ya ona bir şey olursa ben ne yaparım, ah Aslı, neden, neden açtın kasayı?

- Ömer sakin ol oğlum, bulacağız onu, merak etme?

- Hemen bulmalıyız amca, elindekileri kimseye göstermeden bulmalıyız hem de, yoksa çok geç olur, biliy…

Ultimate Wolverine vs. Hulk

Çeviri ve Balonlama:Darkopal

Wolverine ve Hulk... İki rakip yine karşı karşıya ancak bu sefer Marvel'in Ultimate evrenindeler. Hulk, 800 kişinin ölümüne sebep olduğu için yargılanır ve idama mahkum edilir. İnfazı açık denizde, bir uçak gemisinde patlatılan atom bombasıyla yapılır. Tam her şey bitti denildiği sırada, dünya çapında garip olaylar yaşanmaya başlar. Yoksa, öldü sanılan Hulk yani Bruce Banner hâlâ hayatta mıdır? Cevabı bulmak Logan'a, nam-ı diğer Wolverine'e düşüyor.

Sayı #1/6 Mediafire, Rapidshare
Sayı #2/6 Mediafire, Rapidshare

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 8)

"Bugün o gün" dedi içinden Aslı. Kafasında birçok düşünce dolaşıyordu uzun süredir, sevdiği adam uğruna bir maceraya atılmış, çocukluk aşkı Ömer'in peşinden ülke ülke gezmiş ve en sonunda evlenmek için Viyana'da master ayarlamış ve buraya yerleşmişti. 20 yıl öncesini dün gibi hatırlıyordu, gördüğü uzun boylu adamı, elindeki sarı zardı kendi öğretmenlerine verişini, öğretmenin Ömer'i çağırmasını ve Ömer'in bir anda deliler gibi koşmasını. Belki de o andan itibaren aşık olmuştu bu adama. Hayatında bir dönüm noktasıydı o gün, hem kendisi için hem de Ömer için.


Yıllar boyunca bu konu hakkında fazla konuşmamışlardı. Bu konuyu konuşmak istediklerinde Ömer'in yüzündeki acıyı hissediyor, bu yüzden çok fazla üstelemiyordu.Sadece Ömer'in İstanbul'da tehlikede olacağı için taşınması gerektiğini, babasının ona bazı belgeler bıraktığını biliyordu. Ama Aslı kararlıydı; onları bu derece derinden etkileyen bu görevin ne olduğunu araştıracaktı. Ömer'in tüm bel…

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 7)

-20 sene sonra-


Çalan müzik sesiyle bir anda uyandı, kaç senedir bu şekilde uyanmaya alışmıştı, bir de mutfaktan gelen buram buram kahve kokusuyla. Ayaklarını sürüyerek önce mutfağa gitti, Aslı'nın yanağına bir öpücük kondurdu, Aslı ondan önce uyanmaya alışıktı ne de olsa dakik ve disiplinli bir kadındı, hatta giyinmiş, çok sevdiği parfümünü sıkmış işe gitmeye hazır vaziyette kocasının kalkmasını beklemişti günlük gazeteleri karıştırırken. Ömer kahvesinden koca bir yudum aldı, buzdolabının kapağını açarken gözüne ailesine ait geçmişten gelen fotoğraf ilişti, yine sızladı içi, yine düşündü "neden biz de her normal aile gibi olamadık, neden biz" diye.

Gazeteleri karıştırıp, Aslı' yı uğurladıktan sonra kahve fincanını alıp masasına oturdu, dosyalarını önüne aldı, kalemini aldı, içinde sıkıntıyla dünden yarım kalan raporuna devam etti. Aslı' ya belli etmemeye uğraşıyordu ama hala bir arpa boyu yol alamamıştı, evet o zarfı açtığından beri hayatları geri dönülemeyecek ka…

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 6)

Sınıfı temizleyen görevli çocuklara aşinaydı aslında. Oğlu Süleyman ya da çocukların arasındaki adıyla “Sümüklü Sarı Süleyman” aynı sınıftaydı.
Kendisi yıllar önce ekmek parası uğruna Karadeniz kıyısındaki köyünden kalkıp okulda hademeliğe başlamış, Süleyman okul çağına gelince de onu yanına aldırmıştı. Oğlunun arkadaşları olduğu için bu sınıftakileri daha iyi tanır, daha çok severdi. Sıranın üstünde bulduğu resme bakıp sıranın altına koymadan önce “Bu Asli da bir garüp çocuk, bugün danismada görduğum kahverengu ceketlu sirik adamun resminu niye çizmiş ola ki” diye düşündü. Resmi koyduğu yerde Aslı’nın yanına alıp çiğnemeyi unuttuğu pembe sakız duruyordu. “Deli kiz” dedi Sümüklü Sarı Süleyman’ın babası, “çiğnemediğu sakizları niye hergun alip durur ki, mezun olana kadar topladiğum sakizlarla bakkal tükkanı açacağum bu giduşle”.

Bu esnada Aslı değil sakızı, dünyayı unutmuştu adeta. Tek amacı bir an önce Ömer ile konuşmaktı. Annesi omuz başında ayakta dikilirken Ömer’in karşısına çöküp y…

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 5)

Gemi limana ağır ağır yaklaşırken, Ömer yanında öğretmeni ile birlikte iskelede bekliyordu. Öğretmeni elini Ömer’in omuzuna koymuş, en az Ömer kadar heyecanlı ve tedirgindi ama belli etmemeye çalışıyordu. Aslı, resim defterine Ömer’i çizmeye başladı. Ama bunu yaparken sınıfının penceresinden dışarı bakıyor, kalemi kendiliğinden Ömer’in yüzünü resmetmeye devam ediyordu. Geminin uzun sireni tüm limanda yankılandı. Ömer bir adım ileri gidip omuzunu öğretmeninin elinden kurtardı ancak geri çekildi. Bu esnada Aslı’nın kaleminin ucu kırıldı.


Limanda Ömer’in babasının silah arkadaşları tam kıta hazır bekliyor ve arkadaşlarının cenazesini törenle teslim almak için hazır duruyorlardı. Ömer titrek bakışlarla onlara baktı. Hepsinin yüzünde üzgün bakışlar vardı. Cenaze arabası ışıklar içinde hazır bekliyor, komutanları bütün teslim alma işlerini çok hızlı olması gerektiği yönünde talimatlar yağdırıyordu. Aslı kaleminin ucunu açarken, izlediği okul bahçesinde Ömer’i koşarken gördü. Hızla ayağa kalk…

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 4)

Daha fazlasını göremiyordum ve zilin çalması için öyle sabırsızdım ki, birden omzumda hissettiğim bir el beni irkiltti. Dönüp baktığımda sıra arkadaşım Eda olduğunu gördüm. Dışarıya bakmaya o kadar dalmıştım ki, onu dinleyeyim diye öğretmenimizin beni uyarıp durduğunu bile fark etmemiştim. Öğretmen sınıfta sessizce durmamızı, acil bir durum için gitmesi gerektiğini, eğer diğer sınıfları rahatsız etmeden dersin bitmesini beklersek, yarınki derslerden birinde bizi okulun yanındaki oyuncaklara götüreceğini söyledi. Herkes çok sevindi. Ben de ilk anda sevindim, ama aklım acil işin ne olduğuna takılmıştı.


Koşarak öğretmenin yanına gittim.

“Öğretmenim, Ömer nerede?”

“Aslı’cığım, hadi sen şimdi resmine devam et. Ömer’le ben ilgileneceğim.”

“Hayır, ben onu çok merak ediyorum. O gelen adam kim? Ömer niye kaçıp duruyor, ağlıyor? Hâlbuki ben her şeyi dün nasıl yaptıysam öyle yapmış, bugünün de iyi geçmesini istemiştim. Ömer karnıma vurdu önceden, ama ben onun bir üzüntüsü var diye düşünüyorum hep. …

M Hanedanlığı #5/8

Çeviri ve Balonlama:Ozanca
Çeviri Edit, Kapak düzenleme:Ryu Hayabusa

Gerçeklik Wanda tarafından bükülmüş ve tüm kahramanlar yeni bir hayata uyanmışlardır. Ancak bu sahte yaşamında farkında olan iki kişi vardır. Bunlardan biri Wolverine'dir.

Wolverine sahte gerçekliğin farkına varınca S.H.I.E.L.D üssünden kaçar. Ancak Luke Cage'in yeraltı direnişçilerinden Pelerin tarafından kaçırılır... ve kendisini uzun süredir ölü olan İntikamcı Hawkeye'ın okuna hedef olarak bulur.

Ancak sahte gerçekliğin farkında olan diğer bir kişi ise Genç Layla Miller' dır. Ve Magneto Hanedanlığı'ndan önce dünyaya ne olduğunu hatırlamaktadır ve başkalarının hatırlamasına da yardımcı olabilmektedir. Wolverine'in isteği üzerine,direnişçiler Emma Frost-Summer'ın evine gider. Layla sayesinde Emma etrafında ki dünyanın gerçekliğine'' uyanır ''.

Bu sayıda diğer kahramanların sahte yaşamlarınına tanık olacaksınız? Hangi kahramanlar gerçekliğe uyanacak? Hepsi bu sayıda.

Mediafire
Hot…

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 3)

Öğretmenimiz Ömer’in dersi kaçarak terk ettiğini görünce sanki bu durumu tahmin edermişcesine bize bakıp sarı zarfın içindeki kağıdı tekrar yerine koydu.
Ders zili çaldığında sınıftan ilk çıkan bendim.Ömer’i bulmak için önce kolidora sonra kantine baktım;ama o yoktu.Öğretmenim ise gayet sakindi. Sanırım Ömer’i ailesi almaya geldi diye düşündüm. Fakat öğretmenimiz ne kadar sakin olsa da yüzüne garip bir hüzün çökmüştü ve sanki okulda ki bir çok yetişkin acele bir haldeydi. Bu sır beni peşinden sürüklüyordu.
Halbuki dün okula gitmeden önce neler yaptıysam aynısını tekrar etmeliyimdim;ama Ömer? tüm bu koşuşturma? ve pakedin içinde ki sarı zarf?


O sıra zil çaldı ve derse girdik. Dersimiz resim olsa da ne çizebiliyordum nede öğretmenimi dinleyebiliyordum,gözüm hep boş kalmış Ömer’in sırasındaydı ve dalgındım.
Öğretmenim çizdiklerimi taşırdığımı söylese de ona mahçup bakmaktan başka hiçbir şekilde karşılık veremedim.Halbuki ben taşırarak çizmekten hoşlanırım.
Öğretmenim gidince kalemimi bırak…

10 KASIM

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 2)

Nereye goturuyor ayaklarim beni? Kapidan uzaklaşmaya çalışsam da bir şey beni yeniden oraya çekiyor. Nöbetçi öğretmenin “haydi sınıfa” emriyle irkilip yeniden okula doğru dönüyorum.

İki ders sonrasındaki teneffüste bahçede yürürken gözüm kapıya takılıyor. Danışmaya doğru yürüyen adam dikkatimi çekiyor. Kahverengi ceketli, çok uzun boylu ve etrafına bakarken neredeyse her şeyi görür gibi duran bir adam, danışmaya bir şeyler bırakıyor. Yavaş yavaş oraya yöneliyorum. Danışmadaki görevli “Tamam, Selim Tarhan’a” diyor. 4. sınıfların öğretmeni. Benim öğretmenim. Anlaşılan o tuhaf adam öğretmenime bir şeyler getirmiş. Ne olduğunu merak etsem de öğrenemeyeceğimi biliyorum.

Öğretmenim derse elinde kapıda gördüğüm o dosyayla geldi. Bize kitabımızı açıp beklememizi söyledi. Ellerinin titrediğini fark ettim. Bir şey onu sabırsızlandırıyordu. Bizi kitaplarımızla başbaşa bırakıp bir an önce elindekini açmak istiyordu. Paketin en dışındaki sarı zarfı açtı. Tam o anda gözlerim, dışarıda neler yaşadığın…

Bu Nasıl Bir Öykü (Bölüm 1)

Ne kadar sıradan bir gün.

Annem, okula götürmem için beslenme çantama en sevdiğim peynirli, maydanozlu sandviçten hazırlarken; ben de radyoda saçma sapan bir çocuk programı dinliyorum.

Evden çıkmadan saçlarım örülecek ve yeşil kurdelem en düzgün haliyle saçıma takılacak. Tabii ki, canım annem tarafından.
Dün, okulda her şey yolunda gitti. Öğretmen hiç sinirli değildi, kimseye bağırıp çağırmadı. Bilemeyeceğim bir soru sormadı, utandırmadı beni.

Onun için dün okula gitmeden önce neler yaptıysam aynısını tekrar etmeliyim, bugün de. Mesela dün servise binmeden, bakkaldan aldığım pembe sakızın aynısını alıp, sonra montumun cebine atıp, çiğnemeyi unutmalıyım. Annem yine önlüğümün arkasındaki son düğmeyi iliklemeyi unutmalı. Unutmazsa da ilikletmem, huysuzluk edersem, vazgeçer hemen. Dün de peynirli, maydanozlu sandviç vardı, bugün de. Bu iyi haber.

Sehpanın üzerindeki bibloları ben düzeltiyorum, annem bozuyor. Oysa onlar öylece kalsalar bıraktığım gibi, her şey yolunda gidecek. Tek amacım, iyi…

Öykümüzü Yazıyoruz (Yöntem)

Herkese merhaba,
Mesajlarınızı görünce çok sevindim, ve bu gruptan çıkacak bir hikayeyi okumak için şimdiden sabırsızlanıyorum; gerçi katılım sayısına bakınca ortaya bir roman bile çıkarabiliriz belki.

Yıllardır dizi bağımlısı olarak yaşayan, yeni bölümü izlemek için gün sayıp, hasbelkader kaçırdığım bölümü sabah ilk iş youtube'dan açan ben bu sene bu bağımlılığımı ortadan kaldırmış ve hiçbir diziye bağlı olmadan yaşamanın büyük huzurunu tatmıştım. Ama şimdi yenisini yaratmak üzereyiz galiba.

Sanırım böyle bir grubun yapacağı bu eğlenceli yazı dizisiyle kısa süreli de olsa yeni bir bağımlılık kazanacağım.

Şimdi, şu şekilde ilerleyelim derim.

Başlangıcı eğer izin verirseniz Aslı'nın yapmasını rica edeceğim http://aslisin.blogspot.com/
Blogundan takip edenler onun içten, sıcacık ve harika kurguları olan kısa öykülerini zaten bilirler. Bu yüzden kendisi de kabul ederse ondan, herhangi bir konuda bir başlangıç yapmasını isteyeceğim.

Daha sonra öykünün kalan noktasından ağağıdaki sırayla…

Bizim Öykümüzü Yazıyoruz:)

5-6 yıl önce günlük bir sanal dergiyi takip ederdim büyük bir keyifle. Edebiyat dergisiydi ve herkese açık olduğu için isteyen öykü, şiir, deneme yazısı gönderebilirdi. Adı Kahve Molası, aslında hala aktif, ama ben bu alışkanlığımı henüz aktivize etmedim. O zamanda kaldı.
Kahve Molası o dönem interaktif ve eğlenceli bir oyun başlatmıştı. Editör bir öykü başlatıyor, karakterleri tanıtıp olay ağını örüyor ve heyecanlı bir noktada hatta cümlenin yarısında kesiyordu. Ertesi gün bir başka okuyucu bu hikayeye devam ediyor, kendi hayalgücü ve bakış açısıyla olayları bambaşka yöne kaydırıyordu. Birgün bir karakter üzerinde derinleşen öykü ertesi gün bir diğerine kayabiliyordu.
Hergün beklenmedik noktalara giden bu öyküyü okumak gerçekten çok hoştu.

Birde Beşpeşe diye bir roman çıktı o dönem. Murathan Mungan, Elif Şafak, Pınar Kür, Faruk Ulay, Celil Oker bu projeyi yaptılar.

Ben de acaba dedim kendi kendime, böyle birşeyi beraber yapsak çok eğlenceli olmaz mı.
Hiç öykü deneyimim yok, yazamam demey…

Blood Simple - Coen Kardeşler

Texas'ta bir bar sahibi olan Marty, karısı Abby'nin barmen Ray'le ilişkisi olduğundan şühelenir ve bir dedektif tutar. Dedektif bu şüpheleri doğrulayan fotoğrafları getirince Marty dedektiften onları öldürmelerini ister.

Filmin konusun anlatmayı burada kesiyorum, çünkü elbette olaylar beklenmedik noktalara doğru yol alacak.

Coen Kardeşler sinema dünyasında farklı bir avantaja sahipler bana kalırsa. Filmlerini kendileri yazıp yönetiyorlar ve bunun için gerekli donanımı ayrı ayrı edinip güç birliği yapmışlar. Joel sinema eğitimi, Ethan ise felsefe eğitimi almış ve  Joel yönetmen, Ethan ise senarist olarak çalışıyor. Hatta film endüstrisinde onlara bir takma isim takmışlar "İki Kafalı Yönetmen", bunun sebebi her ikisinin de aynı bakış açısı ve anlayışa sahip olmaları.

Blood Simple (1984), kara film türünde ve Coen Kardeşlerin ilk filmi.
Fargo'nun habercisi gibi. Tahmin ediyorum dünyaca ünlü olmalarını sağlayan filmdir Fargo ya da benim ilk seyrettiğim filmleri bel…