Url Kısal ,Link Kısalt Şifrele ! KütüpHane.Net Türkiye'nin Bilgi Merkezi !

SEARCH

BLOG SEARCH / BLOGDA ARA

17 Kasım 2010 Çarşamba

KİNET HÖYÜK KAZILARI (HATAY-DÖRTYOL)


DUA-CİN--BÜYÜ-TILSIM-SİHİR-NAZAR-MUSKA-YILDIZNAME-HALÜSÜNASYON-DUA NEDİR-TILSIM NEDİR-TILSIM ÇEŞİTLERİ-BÜYÜ NEDİR-BÜYÜ ÇEŞİTLERİ-SİHİR NEDİR-SİHİR ÇEŞİTLERİ-BATIL İNANIŞLAR-CİN MUSALLATI NEDİR-DİNİMİZ İSLAM-ŞİFALI BİTKİLER-SAĞLIKLI YAŞAM-ASTROLOJİ-GİZEMLİ İLİMLER-İSLAMDA BÜYÜ-DEFİNE-DEFİNECİLİK-DEFİNEDE BÜYÜ VE TILSIM-CİNLER VE GİZEMLER HAKKINDA BİLGİLENDİRME SİTESİ...

Kinet Höyük Kazıları: Antik Issos (Yeşilköy-Dörtyol, Hatay)
Bir Kuzeydoğu Akdeniz Limanı
Hatay Dörtyol yakınında ve İskenderun'un 30 km kuzeyinde yer alan KİNET HÖYÜK, doğu Kilikya veya Kizzuwatna'daki (Çukurova'nın antik isimleri) en büyük antik yerleşmedir. Yerleşme, büyüklük veya görünüm açısından sıradışı değildir; ancak kendisini barındıran ISSOS OVASI, Büyük İskender'in MÖ. 333 yılında Pers Kralı Darius'u burada yenmesiyle ünlenmiştir. Kinet'in ovanın baskın kenti olarak bölgeye adını vermiş olması ve antik Issos (Hititçe Izziya) olduğunun kabul edilmesi mümkündür.

Antik ve Çağdaş Bir Liman

Kinet, İskenderun Körfezinin doğu kıyısında, denize 500 m. mesafede yer almaktadır. Antik çağlarda Kinet geçimini, sahip olduğu iki liman sayesinde sağlamaktaydı: kuzeyindeki doğal koy ve güneyindeki, bugün 2,5 km. öteye kaymış olan Deliçay ırmağının antik çağlardaki ağzı. Kinet böylece, bir nehir halicinin kuzey kıyısını korunaklı bir liman olarak kullanarak, kazılmış olan en yakın komşusu Al Mina (Samandağ) gibi, diğer antik doğu Akdeniz kentlerinin örneğini izlemistir. Yerleşmenin denizcilik potansiyeli, yakın zamanlarda höyüğün hemen yanında kurulan iki petrol ve doğalgaz dağıtım firması, Delta Petrol ve BP Gaz tarafından canlandırılmıştır. Bu firmalar Kinet'in antik çağdaki ticari canlılığının yaşayan birer kanıtıdır.

Kinet Höyük'te 1992'den Beri Süren Kazılar

Kinet Höyük, 19. yüzyıl gibi erken bir tarihte bile Büyük İskender'in savaştığı alanla ilişkilendirilmesine karşın, 1992 yılına kadar burada herhangi bir kazı çalışması yapılmamıştır. 1992'de Hatay Müzesi işbirliğiyle başlayan kazılar, 1993'ten bu yana da M.-H. Gates başkanlığında Bilkent Üniversitesi'nin (Ankara) projesi olarak yürütülmektedir. Kinet'teki Ortaçağ araştırmalarına ise S.N. Redford (Georgetown Üniversitesi, ABD) başkanlık etmektedir.

Kinet'te yürütülen sezonluk kazı çalışmaları, bu antik liman kentinin kültürel tarihini açığa çıkarmıştır. Kinet, Geç Neolitik'ten Hellenistik döneme kadar (M.Ö. 5000- 50) yerleşime sahne olmuş, uzun bir süre terk edildikten sonra Ortaçağlarda Haçlı limanı olarak tekrar kullanılmıştır. Kazılar, bu uzun zaman süreci içerisinde höyükteki Erken Tunç (M.Ö. 2500- 2000), Orta Tunç (M.Ö. 1650- 1550), Geç Tunç/ Hitit (M.Ö. 1400- 1200), Demir Çağı (M.Ö. 1200- 400) ve Ortaçağ yerleşmelerine odaklanmıştır. Yukarıdaki dönemleri aydınlatan buluntular burada sergilenmektedir.

Projenin Amaçları Kinet kazıları, bu antik liman kentinin Doğu Akdeniz'deki kültürel, ekonomik ve politik değişimlere nasıl ayak uydurduğunu araştırmaktadır. Bu sebeple, proje için, Kinet'in çeşitli yerleşim dönemlerinden veri toplamak, bu verileri birbirleriyle ve Kinet'in çağdaşı olan diğer yerleşmelerden elde edilenlerle karşılaştırabilmek amacıyla önemlidir. Aynı zamanda, her yerleşme, çevresinin tamamlayıcı bir parçası olduğundan, Kinet'teki buluntular doğu Akdeniz'in antik çağlarını açıklamakta kullanılacak daha genel unsurları yansıtmaktadır.

Kinet'in yerleşme dönemlerini aydınlatmaya yönelik çalışmalar, kentin özellikleri sayesinde kolaylaşmıştır. Türkiye ve Yakın Doğu'daki birçok yerleşme gibi Kinet de bir höyük içermektedir. Höyük (tepe veya tell), yapıların, önceki yapıların temelleri, yıkılmış kerpiç duvarları veya yokolmuş, terkedilmiş kentler üzerine üst üste, tekrar tekrar inşa edilmesiyle oluşmuş yapay bir yükseltidir. Bu inşa süreci zamanla, kaleye benzer, kimi zaman eteklerindeki bir yerleşme tarafından çevrelenmiş bir yapı meydana getirmektedir.

Kinet'teki 5000 yıllık aynı bölgeye yapılanma süreci, 3,3 hektardan daha büyük bir alana yayılan, 20 yerleşme katını içeren ve 26 m. yükseklikte bir höyük oluşturmuştur. Erken Tunç Çağından (M.Ö. 3. binyıl) Orta Demir Çağına (M.Ö. 8. yy.) kadar yerleşme, höyüğün kuzeyindeki alçak arazide yer alan bir kenti de içermektedir. Geç Demir Çağından Hellenistik çağlara kadar (M.Ö. 7.- 1. yy.) ve Ortaçağlarda (M.S. 12.- 14. yy.) ise, yalnızca höyük üzerinde yerleşme söz konusudur. Ayrıca, Pers döneminden erken Hellenistik (M.Ö. 4.- 3. yy.) döneme kadarki çağlara ve Ortaçağ kalesine ait istihkam duvarları günümüzde korunmuştur. Höyüğün, daha erken çağlarda da istihkam duvarlarıyla çevrilmiş olması muhtemeldir.

Kazı Yöntemleri Prensip olarak, bir höyüğün en geç yerleşmesi en üstte, daha erken yerleşmeler ise daha altta, ters bir kronolojik sırayla yer almaktadır. Höyük ne kadar derin kazılırsa o kadar erken tarihli bir tabakaya ulaşılır. Erken tarihli tabakalara, höyüğün yan taraflarından da ulaşmak mümkündür. Burada, belli bir tabaka için uygun yükselti, bu tabakanın altındaki ve üstündeki tabakaları kazmadan belirlenebilir.

Kinet'in Tunç ve Demir Çağı katları höyüğün doğu ve batı yamaçlarına açmalar açmak suretiyle ortaya çıkarılmıştır. Aynı zamanda, höyüğün Doğu Teras'ında Ortaçağ katının hemen altında yer alan geniş ölçekli bir Orta Tunç Çağı binası kazılmıştır. Höyüğün tepesindeki açmalar Kinet'in en geç dönemlerini (Ortaçağ, Hellenistik ve Pers) aydınlatmaktadır. Ayrıca höyüğün kuzeyindeki, kıyı şeridinde sondajlar yapılmıştır. Burada höyüğün Erken Tunç ve Orta Demir Çağı ile çağdaş olan, günümüzde erozyon toprağıyla tamamen örtülmüş kent tabakaları yer almaktadır. Kazı programıyla bağlantılı olarak yürütülen bölgenin jeomorfolojik araştırması, yerleşmeyi ve limanlarını tarih içinde hangi değişikliklerin etkilediğini değerlendirmektedir.

Arkeolojik Kanıtlar Kinet'teki kalıntıların çoğu ev mimarisini temsil etmektedir: evlerin ve işliklerin, sahiplerinin günlük yaşantısının döküntüsüyle dolmuş taş temelleri ve kerpiç duvarları. Binaların yangınla yok olduğu durumlarda, eşyalar bırakıldıkları yerde bulunmuştur ve odaların ne amaçla kullanıldıklarını göstermektedir. Bu ev eşyaları, kişisel eşyalar ve üretim için kullanılan malzemeler, sahiplerinin çeşitli dönemlerdeki sosyal statülerini ve kültürel bağlantılarını göstermektedir.

Eşit derecede önemli olan buluntular ise, depolama ve çöp çukurlarından, ya da açık alanlardan çıkarılan tohumlar ve hayvan kemikleridir. Bu buluntular tarım, hayvancılık, avcılık ve balıkçılık uygulamalarıyla ilgili kanıtlar sağlamakta; insanların yalnızca nasıl beslendiklerini değil, aynı zamanda hangi kaynakların yerel olarak mevcut olduğunu göstermektedir. Örneğin, Kinet'in bütün dönemlerinde tahıllar kentte değil, başka bir yerde işlenmiştir. Bu da göstermektedir ki; tahıl tüketicileri çiftçi değillerdi ve kentli bir yaşam sürmekteydiler. Kinetlilerin beslenme rejimleri koyun, keçi ve sığırdan, Ortaçağlar'da bunlara ek olarak domuzdan elde ettikleri et ve süt ürünlerinden oluşmaktaydı. Bu ürünler özellikle Tunç Çağı'nda ve avcılığın etkin olarak yapıldığı Ortaçağlar'da, balıkçılık, geyik, ceylan ve yaban domuzu avından elde edilen yiyeceklerle desteklenmiştir. Ortaçağ katlarında bulunan fil, sırtlan ve ayı kemikleri de bölgede bir zamanlar yer alan daha egzotik türlerin varlığını belgelemektedir
Çanak çömlek, Geç Neolitik dönem sonrası yerleşimlerinde en sık rastlanan arkeolojik materyaldir. Yapım tekniği, seramik hamuru, bezeme ve kap şekilleri belli dönemlere ve kültürel yörelere göre değişiklik gösterir. Bu bakımdan çanak çömlek, bulunduğu arkeolojik katın tarihini ve ait olduğu kültürü belirlemekte kullanılan standart bir ölçüttür.

Çanak çömlek, Geç Neolitik dönem sonrası yerleşimlerinde en sık rastlanan arkeolojik materyaldir. Yapım tekniği, seramik hamuru, bezeme ve kap şekilleri belli dönemlere ve kültürel yörelere göre değişiklik gösterir. Bu bakımdan çanak çömlek, bulunduğu arkeolojik katın tarihini ve ait olduğu kültürü belirlemekte kullanılan standart bir ölçüttür.

Çanak çömlek çeşitleri-Belli bir dönemdeki kap tiplerinin çeşitliliği, aynı zamanda faydalı bir ekonomik ve sosyal göstergedir. Nakliye kaplarının ve ithal kapların varlığı ve yerli seramik üretimi üzerindeki birtakım etkiler, ticari ağları belgelemektedir. Sofra kapları ve servis tabakları da yemek alışkanlıklarını ve ev halkının sosyal yapısını yansıtmaktadır.

Kinet Höyük'teki Seramik Endüstrisi
Burada sergilenen çanak çömlek, binlerce yılı ve kültürü kapsamasına rağmen, kil çeşitleri ve yüzey renkleri bakımından oldukça homojen bir sınıf oluşturmaktadır. Hellenistik döneme ait parlak ve Ortaçağ'a ait çok renkli sırlar yeni üretim tekniklerinin bir sonucudur; ancak her iki döneme ait bezeksiz kaplar, Kinet'in diğer dönemlerinde rastlanan seramik hamurlarına oldukça benzemektedir.

Bu kapların çoğu, yörede, yerleşime yakın kil kaynaklarıyla üretilmiştir. Höyüğün tepesindeki kazılarda Orta ve Geç Demir Çağ'lara tarihli fırınlar, erken Hellenistik ve Ortaçağ'a ait kusurlu pişmiş seramik ve fırın malzemesi bulunmuştur. Demir Çağı ve Ortaçağ Kinet çanak çömleğinin kimyasal analizleri, yerli bir seramik endüstrisinin varlığını belgelemektedir.

Erken Tunç III (MÖ geç 3. binyıl) Erken Tunç döneminde, çift kulplu bardak ve geniş tabak, batı Anadolu ve kıyı Ege, örneğin Truva için tipik yemek kaplarıdır. Bu kapların modası Erken Tunç III döneminde Kilikya'ya kadar yayılmıştır. Burada sergilenen örnekler höyüğün batı yamacındaki bir evden gelmektedir.

Orta Tunç II/III (MÖ 17.- 16. yy) Kahverengi ve kırmızı geometrik desenlerle süslenmiş Kilikya Boyalı Seramikleri'ne dahil sürahi ve testiler Orta Tunç Çağı boyunca bu bölgeden Batı Suriye'ye, örneğin Tell Mardik/Ebla'ya yayılmaktadır. Bunlar ve sergilenmekte olan diğer parçalar, Kinet'in Doğu Teras'ındaki yanmış geniş ölçekli binada bulunan yüzlerce parçadan seçilmiş örneklerdir. Erzak küpü kömürleşmiş buğday içermektedir. Ocaklara, burada sergilenen akıtacaklı kulplu çanak gibi kapları desteklemek için hilal şekilli ayaklar çember şeklinde yerleştirilmiştir. Bu yerli kaplarla birlikte bulunan ithal Kıbrıs çanak çömleği binayı ve içindeki eşyaları geç Orta Tunç Çağı'na tarihlemektedir.

Geç Tunç II (MÖ 14- 13. yy) Kilikya/Kizzuwatna MÖ 1400 yıllarında Hitit İmparatorluğu'na dahil edildikten sonra, Kinet çömlekçileri, Orta Anadolu'nun seri üretim seramik çeşitlerini benimsemişlerdir; örneğin, fırınlanmadan önce çömlekçi işaretleri kazılmış sade seramik tabaklar ve kraterler; perdahlı şişeler ve çanakçıklar. Burada sergilenen diğer parçalarla birlikte Kinet'in batı yamacındaki MÖ 13. yüzyıla tarihlenen bir evin fırını içinde bir fırın kabı (kahverengi bir tabak) bulunmuştur.

Orta ve Geç Demir Çağları (MÖ 9.- 6. yy) Siyah ve kırmızı geometrik bezekli çanaklar ve akıtacaklı testiler Orta Demir Çağı'nda ( MÖ 9.- 8. yy) Kıbrıs ve Kilikya'ya özgüdür. Bu kaplar Kuzeydoğu Akdeniz'le sınırlı bir kültür paylaşımını ve ticari ağı yansıtmaktadır. Bu ticari üs, izleyen iki yüzyıl içinde Yunanistan ve doğu Ege'yi de içine alacak şekilde genişlemiştir. Bu canlı uluslararası paylaşımın sonuçları arasında, ince sofra kaplarında doğu Ege tiplerini taklit etme modası bulunmaktadır. Bu modaya örnek olarak, yerli üretim fakat Rodos- İyonya esinli boyalı tabak ve çift kulplu şarap kupaları gösterilebilir. "Samos şişesi", Ege'den değil, muhtemelen Fenike'deki Sidon'dan ithaldir.

Hellenistik Dönem (MÖ geç 4.- 1. yy) İskender'in fetihlerinden sonra doğu Akdeniz'i ve Yakın Doğu'yu değiştiren köklü ekonomik yapılanmanın gözle görülür etkilerinden biri de tüm Hellenistik dünyadaki birbirine çok benzer seramik üretimidir. Bu bakımdan, Hellenistik çanak çömleği, içinde bulunduğu arkeolojik katın tarihini belirlemekte, fakat bölgeler arası kültürel farklar hakkında çok az şey söylemektedir. Bu dönem seramiğinin şekilleri, kilinin hazırlanması, siyah ve kırmızı sırlarını oluşturan fırınlama tekniği Yunan seramik geleneği kaynaklıdır. Burada sergilenen Kinet örneklerinde olduğu gibi çanaklar, ince ağızlı ve iğ biçimli şişeler, bu uluslararası dönemin tipik örnekleridir.

Ortaçağ Dönemi (MS 12.- 14. yy) Kil üzerine çok renkli sırları fırınlama tekniği ilk önce Yakın Doğu ve Mısır'da Geç Tunç Çağı'yla beraber ortaya çıkmış; fakat teknik yüzyıllarca çini ve küçük kapların üretimiyle sınırlı kalmıştır (Bkz, A- xxx). İslam dönemiyle beraber, sırlı sofra kapları yaygın bir moda halini almıştır.

Ortaçağ Samandağ'ından dolayı Port Saint Symeon Seramiği olarak adlandırılan bir yerli tarzın ticareti, MS 13. yüzyılda bütün Akdeniz'de yapılmaktaydı. Bu seramik, kazıma (Sgraffito) ile bezeklendirilip, renkli veya şeffaf sırla boyanmaktaydı. Seramikteki bezekler arasında, çiçek, hayvan motifleri, mitolojik yaratıklar ve insan figürleri bulunmaktadır. Kinet çömlekçileri de, kimyasal analizle doğrulandığı gibi, bu seramikten üretmekteydiler. Seramiğin burada sergilenen örnekleri kusurlu pişmiş seramikler ve üçayak gibi fırın eşyalarıdır. Bu yerli seramik ürünleri dışında, Ortaçağ Kinet'te, İtalya'nın Adriyatik kıyısı kadar uzak bir mesafeden ithal çok büyük miktarda seramik bulunmaktadır.

Ortaçağ döneminde Kinet, yeni pişirme ve servis uygulamaları geliştirmiştir. Yiyecekler geniş tavalarda pişiriliyor veya kalın, tek kulplu, aynı zamanda ızgara olarak kullanılan kapaklarla örtülü çömleklerde kaynatılıyordu. Bu çömleklerden biri, beş adet yumurtanın, diğeri ise bir ahtapot ve domuz yahnisinin kalıntılarını içermektedir. Hazırlanan yemekler, tek kişilik porsiyonlar halinde değil, bir grup insanın tüketmesi için, derin çanaklarda ve geniş tabaklarda servis edilmekteydi. İçme kabı olarak çeşitli boylarda seramik testicikler kullanılmasına karşın, bu dönemde cam bardaklar, önceki dönemlerdeki seramik kupaların yerini almıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Konya'nın teklif sistemi Konya Temizlik Şirketleri ingilizce öğrenmenin en kolay yolu Konya halı yıkama Konya organize halı yıkama Dış cephe cam temizliği Konya,Ankara,Antalya Nerede Nasıl ? KütüpHane.Net Türkiye'nin Bilgi Merkezi !

Popüler Yayınlar