Url Kısal ,Link Kısalt Şifrele ! KütüpHane.Net Türkiye'nin Bilgi Merkezi !

SEARCH

BLOG SEARCH / BLOGDA ARA

24 Ekim 2010 Pazar

NÜKLEER, BİYOLOJİK, KİMYASAL (NBC) SAVAŞ VE KORUNMA


NÜKLEER SİLAHLAR
1.GİRİŞ
Nükleer silah deyimi bize; atom çekirdeğini hatırlatmaktadır. Çünkü bir atomun parçalanması ya da iki atomun birleşmesi halinde açığa çıkan enerjiden istifade edilerek nükleer silahlar yapılmış ve geliştirilmiştir. Bu enerji, gerçekte çok fazla ise de faydalanılan kısmı gayet azdır. Fakat bir bombada milyarlarca atom bir anda parçalandığı ya da birleştiği için açığa çıkan enerji astronomik rakamlarla konuşulacak düzeye ulaşmakta ve bu enerjiyi anlatacak birim, bildiğimiz ölçülerden farklı, onların dışında bir şey olmaktadır. Bu kısa açıklama, atom ve hidrojen silahlarının ayrı esaslara göre yapıldıklarını ve klasik silahlardan başka nitelikte olduklarını göstermeyecektir. Atom silahları (Nükleer silahlar), fisyon olayından istifade edilerek yapılmıştır. Bu olay, bazı ağır metal (uranyum, plutonyum gibi) atomların nötron bombardımanı sayesinde eşit olmayan iki parçaya ayrılmasıdır. Bu esasa göre yapılan silahlar için enerji birimi kiloton (KT), 1.000 ton T.N.T (Dinamit) nin yıkma gücüne eşit bir basıncın ifadesidir. Hidrojen silahları (Termonükleer silahlar), füzyon olayından faydalanılarak yapılmıştır. Bu olay bazı ağır hidrojen (döteryum, trityum gibi) atomlarının çok şiddetli ısı karşısında birleşmeleridir. (Bu ısıyı ancak bir atom infilakı verebilmektedir). Bu esasa göre yapılan silahlar için kudret birimi megaton (MT) dur. Megaton 1.000.000 ton T.N.T.nin yıkma gücüne denk bir basınçtır. Gerek atom, gerekse hidrojen silahları infilak ettirildikten sonra yaptıkları etkinin özelliklerinden hiçbir fark göstermediklerinden hepsine birden NÜKLEER SİLAH deyimini kullanmakta bir sakınca yoktur.
2.NÜKLEER SİLAHLARLA KLASİK SİLAHLAR ARASINDAKİ FARKLAR
Nükleer silahlarla klasik silahların karşılaştırılması ise bize şu sonuçları vermektedir. 1. Klasik silahlar bir amaç (Yan etkileri hariç) için kullanıldıkları halde, nükleer silahlar aynı anda bir çok etkiyi birden yapabilmektedirler. 2. Klasik silahlarda etki alanı olarak sokak ya da binalar kabul edildiği halde, nükleer silahların en küçüğünün (Nominal bomba=20 KT.'luk) etki alanını kilometrelerle ifade etmek gerekmektedir. 3. Klasik silahlarda en ağır etkili bir tahrip bombasının etki süresi saniyenin 1/100'ü olduğu halde nominal atom bombasındaki basınç etki süresi 7/10 saniye; nominal bombanın 500 katı olan 10 M.T'luk Hidrojen bombasında 5 saniyedir. 4. Klasik silahlardan olmayan radyolojik etki, nükleer silahların infilakı halinde diğer etkilerle birlikte radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçar. Ayrıca silahın yerde veya yere yakın infilakında radyoaktif serpinti tehlikesi doğar.
3.ATOM VE HİDROJEN BOMBALARI ARASINDAKİ FARKLAR
Bu silahların belirtilmesi gereken başlıca farklılıkları şunlardır; 1. Hidrojen silahları istenilen kudrette yapılabildiği halde atom silahları için sınırlı kudret söz konusudur. 2. İki silahın etki alanları değişiktir. Aynı ağırlıkta olan iki silahtan; hidrojen silahlarının etki alanı yarıçapı atom silahlarının 2,5 katıdır.
4.NÜKLEER SİLAHLARIN ETKİLERİ
a. Bir nükleer infilakta, ilk önce silahın kudretine göre yarıçapı değişen bir ateş topu hasıl olur. Ateş topunun merkezindeki ısı, güneşteki ısıdan 2-3 defa daha fazladır. İşte aşağıda incelemeye başlayacağımız bütün etkiler etrafa bu ateş topundan yayılmaktadır. Nükleer silahların etkileri; Ani Etkiler ve Kalıntı Etkiler olarak ikiye ayrılır.

(1) Ani Etkiler (Patlamadan sonra ilk 1 dakika içerisinde meydana gelir)
(a)Işık,
(b)Isı,
(c)Ani Nükleer Radyasyon
(d)Basınç (Blast)
(e)Elektromanyetik Pals

(2) Kalıntı Etkiler (Radyoaktif Serpinti)

-%35'i Isı (Işık ile birlikte gelmektedir).
-%5i Ani Nükleer Radyasyon
-%45'i Basınç (Blast)
-%15'i Kalıntı Etki (Radyoaktif Serpinti) olarak karşımıza çıkmaktadır.
5.ANİ ETKİLER
a. Işık

Nükleer şimşek adı da verilen bu ışık güneşten birkaç defa parlak olduğu için pırıl pırıl güneşli bir günde bile bir nükleer infilakı rahatça haber verebilecek niteliktedir. Ancak, muayyen-mesafeler için çıplak göze, direk ulaştığı takdirde 15-45 dakika süren geçici bir körlüğe sebep olmaktadır. Nükleer şimşekten korunmak için saydam olmayan her çeşit ekrandan istifade edebiliriz. Bu ekran, ince bir kağıt bile olabilir. (Işığın öldürme gücü olmadığından % hesabında ayrıca yer verilmemiştir).

b. Isı

Nükleer ısı radyasyonları, nükleer şimşeğin beraberinde gelmektedir. Bu sebeple belirli bir uzaklıkta ve açıkta bulunan şahıslar için çok tehlikeli olurlar.
Isı radyasyonlarının özellikleri:

(1)Devamlıdır,
(2)Çok süratlidir,
(3)Çevre, ısısını ani olarak yükselttiğinden geniş çapta yangınlara sebep olur,
(4)Mesafe ile azalır,
(5)Nüfus hassası yoktur,

şeklinde özetlenebilir.

Bu özelliklere göre ısı radyasyonları incelenirse görülür ki ışık hızındadırlar ve silahın kudreti ile değişen bir devamlılıkları vardır. Ancak infilak yerinden uzaklaştıkça şiddetini kaybetmekte ve saydam olmayan bir hail (ekran) tarafından hailin tutuşma ve yanma kabiliyeti ile ters orantılı olarak durdurulabilmekte ya da şiddeti azaltılabilmektedir. Yine bu yüzden belirli çevrelerde çok şiddetli (yanma kabiliyetinde olan her şeyin tutuştuğu) ve yine belirli çevrelerde çabuk tutuşan maddelerin çıkardığı yangınlar görülmektedir.

c. Ani Nükleer Radyasyon

Öldürme kudretinde olan bir etki de ani nükleer radyasyondur. Bu etkilerden söz edilince hemen akla gelen en önemli tehlikeler; alfa ve beta partikülleri ile nötronlar ve gama ışınlarıdır. Bunlardan:

(1) Alfa Partikülleri (Zerreleri)
2 nötron, 2 protonu olan pozitif elektrik yüklü partiküllerdir. Menzilleri birkaç santimetre içinde olup nüfuz kabiliyetleri yoktur.

(2) Beta Partikülleri (Zerreleri)

(3) Negatif elektrik yüklü ve çok küçük kitlesi olan bir iyondur. Menzili 4-5 metre kadar olup nüfuz kabiliyeti bulunmamaktadır.

(4) Nötronlar

(5) Elektrik yükü olmayan fakat atom çekirdeklerinden fırladıklarında radyoaktif olmaya müsait cisimlerin atomlarını parçalayıp onları suni olarak radyoaktif hale getiren zerrelerdir. Büyük tehlike yaratacak kabiliyettedirler fakat menzilleri 100 metreden biraz fazladır.

(6) Gama Işınları ve Gama Işınlarının Özellikleri
Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar halinde yayılan bu etkinin hem uzun menzilli ve kitlesiz oluşu, hem de engel tanımayan bir nüfuz kabiliyeti bulunuşu tehlikeyi çoğaltmaktadır. Bu sebeple Ani Nükleer Radyasyon denince hemen "Gama Işınları" akla gelir.
6.Gama Işınlarının Özellikleri
a. Devamlıdır,
b. Çok süratlidir,
c. Hissedilmez,
d. Büyük bir nüfuz hassası vardır,
e. Kısa bir süre için tesirlidir,
f. Öldürücüdür,
g. Cansızlara etkisi yoktur.
Şu halde gama ışınları bir dakika ya da biraz fazla devamlılığı olan, ışık yayılan , duyu organları ile varlığını anlamak mümkün olmayan ve hücreleri iyonize ederek insanı hasta edip öldürebilen bir tehlikedir. Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı sağlayamamasıdır.
Önemli özelliği kısa bir süre için etkili oluşudur ve cansızlara etkisi olmadığından herhangi bir yan etkisi söz konusu değildir. Örneğin: Gama ışını etkisinde kalmış gerek su, gerek çiğ ve pişmiş gıda maddelerinin içilip yenilmesinden bir zarar doğmayacağı gibi maden, taş ve toprak gibi diğer maddeler de ayrıca bir tehlike teşkil etmezler.
Burada korunma yönünden en çok üzerinde durulması gereken, özellikle gama ışınlarının nüfuz kabiliyetidir ve sorulacak bir soru vardır; "Madem ki gama ışınlarını hiçbir engel tamamen durduramıyor, o halde hangi engel, ne kadar durdurma imkanı tanır?"
Bu sorunun cevaplandırılması suretiyle korunmanın esasları da verilmiş olacaktır. Hailler (engeller), yoğunluklarına göre gama ışınlarını durdurma yeteneğine sahiptir. Yoğunluğu en çok olan madde, en fazla yarı kalınlık veren maddedir. Bildiğimiz maddelerin yoğunluklarına göre hangi kalınlıkların yarı kalınlık sayılabileceğini şöyle sıralayabiliriz.

Sıkıştırılmış toprak için

15 cm
Kurşun için

1,25 cm
Çelik için

3,75 cm
Beton için

12,50 cm
Briket için

15 cm
Tuğla için

15 cm
Taş için

15 cm
Ağaçlar için

20-25 cm
Su için

33 cm

Basınç (Blast)
Ateş topundan yayılan yoğun ısının genişleyerek havayı itmesi sureti ile meydana gelen basınç etkisi, infilak yerindeki boşluğu dışarıdan soğuk havanın hücum etmesi yüzünden iki yönlü olarak görülür. İlk tesir sırasında tamamen yıkılmayan binaların, emme safhası da denilen ikinci safhada yıkılmaları bu sebeptendir.

Genel etki tablosunda %45 olarak gösterilen basınç etkisinin özellikleri:

-Devamlıdır,
-Yavaş seyreder (Ses hızından),
-Endirekt yangınlar çıkarır,
-Bina ve köprüleri yıkar.
Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olur. Silahların kudretine göre devamlılık süresi değişen etki, diğer etkiler gibi ışık hızında değil, ses hızında etrafa yayılmaktadır (340 m/s). Bu yavaş gidiş, bilhassa açıkta bulunanların diğer tesirlerinden zarar görmemeleri halinde basınçtan korunma için zaman kazanmalarını mümkün kılar. Nükleer şimşek kendileri için bir ikaz vazifesi görecek ve bu şahıslar korunacak bir yer tedarik edebileceklerdir. Bina ve köprüleri yıkar diye kısaca ifade edilmesinin sebebi büyük bir yıkma ve parçalama gücünün varlığını anlatmaktır. O kadar ki 20 KT.luk bombanın killi toprak sathında infilakı halinde 90 metre yarıçapında ve 12 metre derinliğinde bir kuyu (krater) açabildiği söylenirse basınç gücünün azameti kolayca anlaşılacaktır. Hele bu silah 10 MT.luk ise bu kraterin derinliği 51, yarıçapı 660 metre olacaktır.

Böyle bir basıncın harap edeceği binalarda birçok elektrik kontağı, havagazı patlaması ve daha çok mevcut ateşin dağılması sonucunda sayısız yangın başlangıçları da görülecektir. Bu yangınlar endirekt yangınlar diye adlandırılmışlardır. Elektromanyetik pals, elektronik devreler kullanan modern cihazları bozmak, istenmeyen sinyal çıkarmasına neden olmak suretiyle malzeme hasarına neden olur.

7.KALINTI ETKİLERİ(Radyoaktif Serpinti)

Gelecekteki savaşların tehlikelerinden belki en büyüğü olan nükleer silahların, yurt ölçüsünde karış karış, taş taş korunulması gereken tek etkisi müteakip tehlikedir. Bu tehlike "Kalıntı Etkileri" veya "Radyoaktif Serpinti" diye de adlandırılabilir. Bu tehlikenin meydana gelebilmesi için nükleer bombanın yere veya yere yakın infilak ettirilmesi şarttır. Örneğin; İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirleri üzerine atılan 20'şer kilotonluk atom bombaları 305 metre (1000 feet) yükseklikte patladıkları için havada infilak sayılır. Zira 20 kilotonluk bomba için serpinti hasıl edebilecek en fazla yükseklik 180 metredir.

Verilen örnekten çıkarılan sonuç şudur;
Nükleer silahlar kudretlerine (ateş topu yarıçaplarına) göre değişen belirli bir yüksekliğin üzerinde infilak ederse radyoaktif serpinti tehlikesi meydana getirmezler. İşte her silah için başka olan bu yüksekliğe "KRİTİK YÜKSEKLİK" denir. Bu yükseklikten başlamak üzere daha aşağıya inildikçe serpinti tehlikesi artacak ve satıhtaki infilakta en çok olacaktır. Bunun sebebi satıh infilaklarında arz sathında bulunan taş, toprak, sıva, tuğla gibi maddelerle kalay, nikel, demir, bakır, alüminyum ve daha akla gelebilecek her çeşit maddelerin veya toprak içindeki filizlerin en fazla parçalanabilmesi ve en fazla nötron etkisine maruz kalarak en fazla radyoaktif hale gelebilmesidir. Radyoaktif hale gelen bu parça ve zerreler kısmen ateş topu içinde eriyerek hatta buharlaşarak atomik bulutu teşkil edecekler ve atmosfer dahilinde (mümkün olursa troposferin bittiği yere yani 30000 metreye kadar) yükseleceklerdir. İşte ateş topu ile birlikte yükselen bu parça ve zerrelerin yerçekimine uyarak yeniden arz sathına dökülmesi olayına "RADYOAKTİF SERPİNTİ=FALL-OUT" diyoruz.
Kalıntı tehlike, yersıfır noktası ve dolayları için elbette yalnız radyoaktif serpintiden ibaret değildir. İnfilak yerinde meydana gelen çukur (krater) ve çukurun etrafında radyoaktif hale gelmiş, fakat ağırlıkları ya da yerden kopmamaları yüzünden yükselememiş o kadar çok şey vardır ki sadece bunların varlığı bile o bölgeyi yaşanmaz durumda saymak için kafidir, yükselenlerin de en ağır olanları yine yersıfır dolaylarına serpilecek, üstelik burada alfa ve beta tehlikesi ile fisyona iştirak etmeyen ya da fisyon artığı sayılacak kritik maddelerin tehlikesi de en yüksek düzeyde bulunacaktır (Niga bölgesi).
Daha hafif olan radyoaktif toz ve zerreler, atomik bulutun çıkabildiği yükseklikte rüzgarların şiddeti ve yönüne göre bir taraftan sürüklenecek, bir taraftan da dökülmeye devam edeceklerdir. Bu sürükleniş ve dökülüş sebebiyle arz sathında teşekkül edecek serpinti sathının şekli yaklaşık olarak kenarları çok girintili çıkıntılı basık bir elipse veya puro sigarasına benzeyecektir. Bu sahanın 10 megatonluk bir hidrojen bombasına göre teorik eni, boyu hakkında fikir edinmek gerekirse; Yüksekte esen rüzgarların müsait olması halinde eni 80, boyu 1600 kilometreye, müsait olmaması halinde eni 160 ve boyu 800 kilometreye ulaşacaktır denebilir.
Böyle bir saha içinde birçok şehir ve kasaba bulunacağı gibi sayısız köy, çiftlik, mandıra, sınai ya da iktisadi tesis, bağ, bahçe, tarla bulunacak ve işte bizim asıl problemimiz buralarda oturan ve çalışanların korunması olacaktır.

8.Radyoaktif Serpintinin Özellikleri

a. Kalıcıdır
Ani tesirlerde "Devamlıdır" anlatımı kullanıldığı ve süre verildiği halde serpinti tehlikesi için "Kalıcıdır" denilmiştir. Bunun sebebi radyoaktif serpinti tozlarının düştükleri yerden uzaklaştırılmaları bazı şartlarda mümkün olabildiği halde yok edilmeleri ya da çürüme hızını artırma olanağının bulunmamasındandır. Serpinti tozlarını yakmak dahi yok etmek için yeterli değildir.

b. Nereye Gideceği Önceden Bilinmez
Devletin kiminle ne zaman ve hangi şartlar altında düşman duruma geçeceği bilinmeyeceği gibi, komşu devletlerden hangisinin böyle bir durumda kalacağı da kestirilemez. Seferberlik ve savaş ilanından sonra bile hangi hedef bölgelerini, hangi gün ve saatte, hangi kudrette bir silahla taarruza uğrayacağı bilinemez. Bütün bunlardan başka 20-30000 metre yüksekte esen rüzgarın şiddet ve yönünü tespiti de nükleer saldırıdan sonra yapılırsa ancak faydalı olabilmektedir. O halde bir hassas bölgede ve muhtemelen yersıfırda, önceden tahmin edilen bir silahın tahmin edilen yükseklikte patlatıldığını kabul etsek; yalnız rüzgar sebebiyle tehlikenin ne tarafa gideceğini ve nereleri etki altına alacağını bilmek bir yana, tahmin dahi edemeyiz. Serpintinin, yurt ölçüsünde tedbir alınmasını gerektiren özelliği budur.

c. Geniş Sahaları Kaplar
Ani tesirlerin etki alanlarından söz edilirken yer sıfırları merkez kabul olunan ve belirli yarıçapları bulunan etki alanları belirtilmiştir. Halbuki serpinti tesiri için durum tamamen değişiktir. Bu etki yalnız yersıfır ve dolaylarını değil, infilak yeri ile hiç ilgisi olmayacak kadar geniş ve uzak mesafeleri tehdit eder. Öyle ki komşularımızdan herhangi birisi nükleer taarruza uğrasa ve yurdumuz yüksekten esen rüzgarların esişi yönünde bulunsa, silahın serpinti tesiri birçok şehir, kasaba, köy ve tesislerimizi etki altına alabilecektir.

d. Duyu Organları İle Varlığı Anlaşılmaz
Yersıfır civarında başka ve daha uzak yerlere dökülen radyoaktif partiküllerin kitleleri öyle küçüktür ki bunların gözle görülmesi, bir çoğunun bir araya gelmesi halinde bile mümkün değildir. Bu kadar küçük kitlelerin yere düştüğünde ses çıkaramayacağı meydandadır. Kokusu ve özel bir lezzeti olmadığına göre "Duyu organları ile anlaşılmaz." deyiminin çok uygun bir ifade olduğu sonucuna varılmaktadır. Tehlikenin bu özelliği yüzünden; varlığını anlamak, derecesini ölçmek için Radyak Aletleri kullanılır.

e. Öldürücüdür
Öldürme mekanizmasına, ani nükleer radyasyon etkisi içinde bulunan gama ışınlarından söz edilirken değinilmişti. Burada, "Hücrenin iyonize olmasına sebep olur" demekle yetineceğiz.

f. 7x10 Kaidesine Göre Çürür
Çürümenin zaman ile olan ilgisi ileride yeniden ele alınacak ve 7x10 kuralı anlatılacaktır. Tehlikenin bu özelliği çürümenin ilk anlarda çok hızlı bir tempo ile devam etmesine karşılık, zaman uzadıkça çürüme hızının azaldığını ifade ediyor. Kızgın bir demirin soğumasında olduğu gibi bir demir çubuğu ateşte kızdırırsak rengi beyaza yakın olur. Ateşten çıkarınca hemen kırmızıya ve siyaha döner. Fakat "Asıl rengini aldı" diyerek elimizde tutmamız mümkün müdür? Bunun mümkün olabilmesi için çok zamana ihtiyaç bulunduğunu hepimiz biliriz.

g. Tehlike İnfilaktan 30-60 Dakika Sonra Başlar
İnfilak anında radyoaktivite diye bir problem yoktur. Sadece yersıfır ve dolaylarında kalıntı tesirleri (Radyoaktif hale gelip de emilememiş büyük parçalar, fisyon artıkları, nötronlar, alfa ve beta zerreleri) vardır ki buralarda zaten ani tesirler en yüksek düzeydedir. Serpinti atomik bulut halinde yükselen radyoaktif haldeki parça ve zerrelerin yeryüzüne dökülmesi demek olduğu, bu çıkış ve iniş için zamana muhtaç bulunduğundan tehlike silahın kudretine ve infilak ettirildiği yüksekliğe bağlı olarak infilaktan en az 25-30 en çok 60 dakika sonra başlamaktadır. Serpintinin bu özelliği, bilhassa tehlike (hasar) bölgesinde bulunan kılavuzlar ve bu bölgede yaşayan halk için hayati önemde bir çok işler görülmesini, hazırlıkların yapılmasını mümkün kılmıştır.
9.Radyasyon Hastalıkları
Özellikleri yeter bir açıklıkla anlatıldığı serpinti sebebiyle tehlikeye maruz kalanlar iki ayrı şekilde hasta olurlar.

a.Radyasyon Hastalığı
Gama ışını neşreden kaynak bizden az ya da çok bir uzaklıktadır. Bu kaynak bize nükleer radyasyon, vücudumuzdaki organları meydana getiren dokuların hücrelerinde iyonizasyon ve sonuç olarak hücrelerin ölümüne sebep olur. Hücre ölümü ile yerine koyma organındaki aksama hastalanmayı, bu olayın devamı ise ölümü doğurur.

b. Radyoaktif Zehirlenme
Nükleer radyasyon kaynakları nefes alınırken solunum yol ve organlarına, bulaşmış yiyecek ve içeceklere dikkat edilmezse sindirim organlarına açık yara veya yaralardan doğruca kana yani dolaşım sistemine girebilir. İşte radyoaktif zehirlenme bu tür hastalanmaya verilen addır. Bu hastalanma şeklinde kaynak hangi yol ya da yollardan olursa olsun vücuda girmiştir. Şualanma yakından olmaktadır. Hasta (zehirlenen), her türlü korunma olanağından yoksundur.

c. Hastalık Belirtileri
Serpinti tehlikesi insanı çabucak öldürüveren bir tehlike değildir. Etki insan vücudunda zamanla harabiyete sebep olur. Belirtileri azar azar meydana çıkar. Zaman uzadıkça belirtileri çoğalarak hastalık gelişir ve nükleer radyasyon almaya devam edilirse bir hafta veya haftalar sonra ölümle sonuçlanır. Biriktirildiği tespit edilen radyasyon miktarı az ölçüde, yahut hastalanan şahıs çok mukavemetli ve artık hastanın radyasyon alması önlenmiş ise istirahat ve iyi bir bakım ile iyileşecektir. Ancak burada belirtilere değinmeden hastalık yapabilecek dozlarla, ölüme sebep olabilecek dozların, kesin ölüm dozu ile herkes için tehlikesiz biriktirilebilecek dozun açıklanması gerekir.
En aşağı düzeyde başlayıp %100 ölüm dozuna kadar olmak üzere radyasyon etkileri şöyledir.

75 röntgene kadar :Herkes için tehlikesiz alınabilecek radyasyon miktarı
75 röntgen : Savaş dozu
150 röntgen : Hastalık başlangıç dozu
300 röntgen : Ölüm başlangıç dozu
450 röntgen : %50 öldürücü doz
600 röntgen : Herkes için %100 ölüm dozu

Gerek radyasyon hastalığı, gerekse radyoaktif zehirlenmesi seyri ve sonucu itibariyle hastalık belirtileri başka başka olmadığından hissedildiği ya da başkaları tarafından fark edildiği andan itibaren bu belirtiler;

(1)Halsizlik, isteksizlik, bitkinlik,
(2)Mide bulantısı, baş dönmesi,
(3)Mide bulantısı, kusma, baş ağrısı,
(4)Kusma, şiddetli baş ağrısı,
(5)Kusma, ateş yükselmesi, kanlı ishal,
(6)Kusma ve kanlı ishalin devam etmesi, ölüm.

Şeklinde yaklaşık bir sıraya sokulabilir.
10.Radyasyondan Korunmada Ana Prensipler

Nükleer infilakın kalıntı tesirleri, radyoaktif çürüme tamamlanıncaya kadar derece derece korunma zorunluluğu bulunan ve korunma kurallarına uymayanları öldürebilen kesin bir tehlikedir. Bu büyük tehlikeden korunmada üç ana prensip vardır.

a. Mesafe
Tehlikeden korunma durumunda bulunan canlı ile radyoaktif kaynak yahut radyoaktiviteli alan arasındaki mesafenin canlının korunması bakımından başlı başına rol oynadığı bilinmelidir. Zira böyle bir alandaki canlının aldığı radyoaktivitenin üçte biri dört metre yarı çapında bir daire içinden, yarısı 7,5 metre yarıçapında bir daire içinden, dörtte üçü 30 metre yarıçapında bir daire içinden, geri kalanı da daha uzaktan gelir. Bunu başka türlü söylemekte mümkündür. Radyoaktif kaynakla arasındaki uzaklık dört metre olan bir canlı bu kaynaktaki şiddetin üçte birinden, uzaklığı 7,5 metre olan canlı yarısından, uzaklığı 30 metre olan canlı ise dörtte üçünden korunmuş (masun) dur. Örneğin: Radyoaktiviteli bir alandaki şiddet 240 r/s. olsun. Başka korunma olanağı bulunmayan bir insan bu alana 4 metre uzaklıkta ise bu insanın vücudunda bir saatte 160 röntgenlik, 7,5 metre uzaklıkta ise 120 röntgenlik ve 30 metre uzaklıkta ise 60 röntgenlik bir birikme (AKÜMÜLATİF) doz olacaktır. O halde serpinti sığınağı yapmak için seçilecek yerin; bir binadaki üst kat yerine bodrum, kenarda bulunan oda yerine ortadaki bir oda olmasına dikkat edilmelidir.
b. Engel
Tehlikeden korunma zorunluluğunda olan canlı ile radyoaktif kaynak arasında ne kadar fazla yarı kalınlık sağlayan bir engel varsa o canlının göstereceği etki aynı ölçüde az olacaktır.
Ani tesirler incelenirken Ani nükleer radyasyon içindeki gama ışınlarının daha aktif oldukları belirtilmiştir. Serpintiden intişar eden gama ışınları ise diğerlerine oranla az aktiftir. Bu sebeple korunma bakımından gereken yarıkalınlıklarda değişiklikler vardır. Az aktif oldukları bilinen kalıntı tesirlerinden korunmayı sağlayacak yarıkalınlık hesaplarının:
Çelik için : 1.8 cm.
Beton için : 5.6 cm.
Briket, tuğla,taş, kerpiç ve
sıkıştırılmış toprak için : 7 cm.
Gevşek toprak için : 8 cm.
Üzerinden yapılması amaca yetecektir.

Ancak çok uzun süreli bir korunma söz konusu olduğundan ne kadar fazla yarıkalınlık sağlanırsa, sığınak diye seçilen yerdeki koruma faktörünün o kadar yüksek yani sığınağın içindekileri o kadar iyi koruyacağı anlaşılır.

Aşağıdaki resimlerde bir nükleer saldırı sırasında ne gibi hallerde ne şekilde hareket edilmesi gerektiği gösterilmektedir.

c. Zaman
Her şeyden önce bilinmelidir ki zaman, sığınakta da açıkta da aynı şekilde çalışır. Daha doğrusu dışarıdaki etkisi ile sığınaktaki etkisi arasında zamanla azalma bakımından hiç fark yoktur. Fakat uzun süre korunulması gereken bu tehlikeden zaman ile çok yakın bir ilgisi vardır ve tehlikeyi yok eden tek unsurdur. Tehlikenin özelliklerinden söz ederken anlaşıldığı gibi çürüme ilk anlarda çok hızlıdır. Zaman uzadıkça hızından kaybederek devam eder ve sona erer.
İnfilak anında böyle bir tehlike (yersıfır ve yakın dolayları hariç) mevcut olmadığından ve özellikleri açıklanırken kaydedildiği gibi tehlikenin başlaması 30 ile 60 dakikalık gecikmeye uğradığından, kalıntı etkisi için başlangıç zamanı silahın patlamasından bir saat sonrası kabul edilmektedir. İnfilak anını (H) harfi ile gösterelim ve bir saat sonraki radyoaktivite şiddetini 1000 r/s. farz edelim. Çürümenin zamanla nasıl oluştuğunu inceleyelim.

H + 1 de 1000 r/s. ise
H + 7 de 100 r/s. e
H + 7x7 (2 gün) de 10 r/s. e ve
H + 7x7x7 (15 gün) de 1 r/s. ve düşer
H + 7x7x7x7 (3 ay) de ise 0.1 r/s. olacaktır.

Başlangıç olarak ele alınan H +1 den 45 dakika sonra şiddetin yarıya indiği de bilindiğine göre hakikaten serpintinin çürümesi önce çok süratli olduğu halde zaman uzadıkça hız azalmaktadır. İşte bu kuralın yukarıdaki zaman şiddet tablosuna 7x10 KAİDESİ denilmektedir.
11.BİR NÜKLEER SALDIRI OLDUĞUNDA ALINACAK TADBİRLER
a. Dışarıda iseniz;
(1) Patlama ışığını görür görmez, hemen çukur bir yere veya duvar dibine veya kuytu bir yere YATIN!

(2) Kollarınızı başınızın üstünde kavuşturun! (gözler kapalı olacak veya ışığı görmeyecek)

(3) Dizlerinizi karnınıza doğru çekip KAPANIN!

(4) Çıplak yerlerinizi (giysilerinizle) ÖRTÜN !

(5) Bu durumunuzu ışık, yakıcı hava hareketi ve yıkılmalar sona erene kadar koruyun (1 dk.)

(6) Bombanın patladığını kuvvetli ışıktan hemen anlayın.

(7) Sonra da kalkıp telaş etmeden en yakın sığınağa yönelin; SIĞINAĞA GİRMEDEN ÖNDE 30-60 DK. ZAMANINIZ VAR!

(8) Ağzınızı ve burnunuzu tozlara karşı bir bezle, elbise parçasıyla vb. koruyun.

(9) Sığınağa girmeden önce giysinizdeki tozu mutlaka çırpın, süpürün. Gerekirse değiştirin.

(10) El, yüz, saçlar ve diğer çıplak kalmış yerlerinizi mutlaka yıkayın.

(11) Sığınakta kullanacağınız gerekli malzemeleri alın ve sığınağa girin.
b. Evde veya İş Yerinde iseniz ;
(1) YAT, KAPAN, ÖRTÜN!

(2) Fakat cam kırıklarından ve düşen eşyalardan korunmak için:

(3) Sırtınızı pencereye dönün.

(4) Masa, ranza, koltuk altlarına / arkalarına yatın.

(5) Tehlike geçince doğruca sığınağa gitmek üzere yukarıda belirtilen hazırlıkları yapın.

SIĞINAĞA GİRMEK İÇİN 30-60 DK ZAMANINIZ VARDIR!
c. Araçta iseniz;
Parlak ışığı görür görmez:

(1) Aracı ve motorunu durdurun.

(2) Hemen açık yerlerinizi kapatın

(3) Ellerinizi başınızın üzerine koyun ( başınızı koruyun).

(4) Sırtınız camlara dönük olarak, dizlerinizin üzerine kapanın.YAT, KAPAN,
ÖRTÜN!

(5) Tehlike geçince sığınağa giriş hazırlıklarına başlayın. Telaş etmeyin.
d. Okulda iseniz;
Parlak ışığı görür göremez;

(1) YAT, KAPAN, ÖRTÜN !

(2) Derhal sıraların altına girin.

(3) Sırtınız camlara dönük olarak kapanın

(4) Sonra telaş etmeden öğretmeninizin talimatıyla sığınağa girin.

KİMYASAL SAVAŞ VE KORUNMA
1.GİRİŞ
Yüzyıllardır olduğu gibi günümüzde de dünyada barışın sağlanabilmesi için uluslararası kuruluşlar tarafından çalışmalar yapılmakta, devletler arası antlaşmalar düzenlenmekte, buna rağmen savaşları önlemek mümkün olamamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da silahlanma yarışı sürüp gitmektedir. Savunma amaçlı olduğu iddia edilen bu silahlar şüphesiz savaşa mani olmak için caydırıcı bir unsurdur da. Silahlanma saldırı veya caydırıcı amaca yönelik olabilir. Ama kullanılacağı mekan yerküremiz ve yerküremizde yaşayan insandır. Bu insanlar tarafından meydana getirilen şehirler, sanayi tesisleri, ulaşım, haberleşme, enerji vb. uygarlık abideleridir. Bunları neden söylüyoruz; bilindiği gibi günümüzde savaşlar cephelerde yapılmamaktadır. Yani yalnız silahlı kuvvetler arasında cereyan etmemektedir. Savaşan ülkeler asker ve sivil olarak top yekün bu acımasız, yok edici kavganın içinde yer almaktadır. Doğrudan insana yönelik olarak yapılan sıcak savaşlarda kullanılan silahları, şu başlıklar altında saymak mümkündür.

a. Klasik ve modern silahlar,
b. Nükleer silahlar,
c. Kimyasal silahlar,
d. Biyolojik silahlar,
e. Kozmik ve elektronik silahlar,
f. Meteorolojik silahlar,
g. Psikolojik silahlar.

Tüm bu silahların hedefi kesinlikle insanlardır. Gerçekte hepsi de büyük tehlike arzederler. Fakat nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar özel bir sınıfa dahildir. Çünkü, duyu organları ile keşifleri mümkün değildir. Bu nedenle insan hayatı daha çok tehlike altındadır.
2.KİMYASAL SAVAŞIN TANIMI
Kimyasal özelliği nedeniyle öldürücü, yaralayıcı ve tahriş edici özellikler gösteren, sis ve yangın meydana getiren Katı, Sıvı, Gaz ve Aerosol halindeki maddeler ile yapılan savaştır.
3.KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN GENEL AYIRIMI
a.Fiziksel Durumlarına Göre
(1)Katı,

(2)Sıvı,

(3)Gaz,

(4)Aerosol.
b.Fizyolojik Etkilerine Göre
(1) Zehirleyici Kimyasal Maddeler

(a)Sinir gazları,
(b)Yakıcı gazlar,
(c)Kan zehirleyici gazlar,
(d)Boğucu gazlar,
(e)Uyuşturucu gazlardır.
(2) Kargaşalığı Bastıran Gazlar
(a)Gözyaşı getiren gazlar,

(b)Kusturucu gazlar.

c. Kimyasal Maddelerin Kullanımlarına Göre


(1)Savaş gazları (zayiat verdiren gazlar),

(2)Yangın maddeleri,

(3)Sis maddeleri,

(4)Bitki öldürücüler.

d. Arazide Kalma Özelliklerine Göre


(1)Uçucu gazlar (atıldığı anda 10-30 dakikadan daha fazla kalmayan gazlardır),

(2)Kalıcı gazlar (30 dakikadan daha uzun süreli kalan gazlardır).
4.KİMYASAL MADDELERİN SEÇİM VE KULLANIMINI ETKİLEYEN GENEL FAKTÖRLER
Kimyasal maddenin etkin bir şekilde kullanımı, onun fiziksel ve kimyasal özellikleri ile meteorolojik şartlara bağlıdır Kimyasal maddenin etkinliğinin süresi saldırıda kullanılan maddenin fiziksel karakterine, miktarına, silah sistemine, kullanıldığı bölgenin arazi yapısına, saldırıya uğrayan kitlenin kimyasal maddeyi nötralize etme yeteneğine bağlıdır.
a.Kimyasal Saldırıya Hava Şartlarının Etkisi
Sıcaklık, sıcaklık farkı, rüzgar, nem vb. meteorolojik parametreler kimyasal ajanların performansını etkiler. Ajanların buharlaşması ve yayılması sıcaklık ve rüzgar hızı ile artar. Nemin fazla olması Iperit'in etkinliğini artırır. Yağmur ise bazı sıvı ajanların kontaminasyonunu yıkayabilir. Tabloda bazı ajanların hava şartlarına bağlı olarak kalıcılığı verilmiştir.

BAZI KİMYASAL AJANLARIN KALICILIĞI
Kimyasal Savaş Ajanı

HAVA ŞARTLARI
Güneşli Hafif Rüzgarlı 20 C Civarı

Nemli ve Rüzgarlı 10 C

Sakin ve Güneşli Karlı -10 C Civarı
GA

1-4

1/2-6 saat

1-2 gün - 2 hafta
GB

1/4-4 saat

1/4-1 saat

1-2 gün
GD

2-5 gün

3-36 saat

1-6 hafta
VX

3-21 gün

1-12 saat

1-16 hafta
H

2-7 gün

1-2 gün

2-8 hafta
b. Kimyasal Savaş Maddelerinin Vücuda Girme Yolları
Buhar, Gaz ve Aerosol halinde zehirli maddeler solunum yoluyla, katı ve sıvı partiküller halinde olan zehirli maddeler deri yoluyla, yiyecek ve içecek maddelerine bulaşmış zehirli maddeler sindirim yoluyla girerler.
5.KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN KULLANMA ŞEKİLLERİ
Püskürtücü aletler veya spray-tanklarla, sıvı veya aerosol şeklinde, topçu mermileri, roket veya torpido mermileri içinde, mayınlarla, füzelerle, uçak bombalarıyla.
6.SAVAŞ GAZLARININ ÇEŞİTLERİ
Savaş gazları, cilde temas ettiği, personel tarafından solunduğu veya sindirim yolu ile alındığı zaman öldürücü ve zarar verici etkiler meydana getirirler. Standart savaş gazları şunlardır;

a.Sinir gazları,
b.Yakıcı gazlar,
c.Kan Zehirleyici gazlar,
d.Boğucu gazlar,
e.Kusturucu gazlar,
f.Göz Yaşartıcı gazlar,
g.Uyuşturucu gazlar.
7.SAVAŞ GAZLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ VE KORUNMA
Zehirleme gücü çok yüksektir, Renksiz, kokusuz, havadan ağırdır, Yapıları kolaylıkla bozulmaz, Üretimleri kolay ve ucuzdur, Havaya, suya ve kimyasal maddelere karşı dayanıklıdır.
a. Sinir Gazları
Sıvı, gaz veya buhar halinde bulunurlar. Renksiz ve tatsızdırlar. Sıvı halinde ise kahverengidirler. Sinir gazları solunum ve cilt yoluyla vücuda girer. Kişinin sinir sistemini etkiler, kasları felce uğratarak solunum ve dolaşım sistemlerini durdurup ölüme neden olur. Sinir gazları Tabun GA, Sarın GB, Soman GD, VX Grubu, gazlardır. G Grubu gazları solunum yoluyla vücuda girer. Yeterli miktarda alındığı takdirde 1-2 dakika içerisinde ölüme sebebiyet veren gazlardır. Öldürücü dozu 1 Miligram kadardır. VX Grubu sinir gazları son zamanlarda geliştirilmiştir. G Grubundan daha öldürücüdür. Buhar ile solunum sistemlerinden veya sıvı ise deriden nüfuz edebilir. Atıldıkları yerlerde uzun müddet kalabilirler. Öldürücü dozu 0,4 Miligramdır.
(1)Fizyolojik Etkileri:
Sebepsiz ağız ve burun akıntısı, göğüs tıkanıklığı, solunum güçlüğü, görme bulanıklığı, gözbebeklerinin küçülmesi, kaslarda seğirme, bulantı ve kusma, aşırı terleme ve idrar tutamama, baş ağrısı, denge bozukluğu, şaşkınlık, miskinlik, sebepsiz sıçrama, çırpınma, koma ve ölüm.

(2)Korunma:

Sinir gazlarından korunmak için gaz maskesi, koruyucu elbise, eldiven ve bot birlikte kullanılmalıdır. Sığınak veya sığınma yerine girilmelidir. Şayet, sinir gazına maruz kalınmışsa, nefesinizi tutunuz ve örtünerek derhal kapalı bir yere giriniz. Yukarıda belirtilen fizyolojik etkiler görüldüğünde bir ATROPİN iğnesi yapınız. (Etkileri geçmediği takdirde 15'er dakika ara ile 2 nci Atropin iğnesi yapınız) Cilde bulaşmış ise pudra veya benzeri bir madde dökünüz 5-10 dakika sonra sabunlu su ile yıkayınız. Elbiselere bulaşmış ise bulaşan yeri kesip atınız veya elbiseyi çıkarınız. Göze kaçmış ise gözü su ile en az 30 saniye yıkayınız.

DİKKAT: SİNİR GAZINA MARUZ KALDIĞINIZDAN EMİN OLMADIKÇA ATROPİN İĞNESİNİ YAPMAYINIZ. ATROPİN İĞNESİ KULLANILDIKTAN SONRA KASLARI GEVŞETMEK İÇİN DİAZEPAM TABLETİNDEN 1 ADET ALINIZ.
Evde iseniz, Gaz Alarmı verilince daha önceden hazırlamış olduğunuz sığınma yerlerine gidiniz. Taşıtta iseniz; taşıtın kapı ve pencerelerini, havalandırma tesisatını kapatınız. Rüzgarı karşınıza alarak hızla uzaklaşınız.
b.Yakıcı Gazlar
Genellikle sıvı ve buhar halinde bulunurlar. Gözleri cildi veya solunum yollarını yakmak suretiyle zayiata sebep olan geç tesirli kimyasal harp maddesidir. Yaptığı zehirlenmenin belirtileri genellikle 4-6 saat içerisinde ortaya çıkar. Bazı çeşitleri acı verirler. Renkleri renksizden koyu kahverengine kadar değişen yağlı sıvılardır. Buhar halindeyken normal olarak görünmezler. Bir kısmının kokuları olup sarımsak, acı badem, ıtır gibi kokuları vardır (İperitler, Arsenikler).

(1)Fizyolojik Etkileri: Gözlerde sulanma ve yanma, gözlerde ışığa karşı duyarlılık, göz kapaklarının şişmesi, öksürük ve boğulma hali, gözlerde, boğaz ve nefes borularında iltihaplanma, ciltte kızarıklıklar ve kabarcıklar, bulantı ve kusma.

(2) Korunma: Göz kapaklarını açık tutarak bol su ile uzun süre yıka. Tenine bulaşan sıvıyı yara temizler gibi sürtmeden sil. Koruyucu merhem sür. Bol su ile yıka. Elbiseni temizle ya da çıkar at.
c.Kan Zehirleyici Gazlar
Kalıcı olmayan çabuk tesirli gazlardır. Kandaki oksijenin vücut doku ve hücreleri tarafından alınmasını önlemek suretiyle ölüme sebep olurlar. (Hidrojen Siyanür, Siyanojen Klorid, Arsin)

(1)Fizyolojik Etkileri: Burun ve boğazda Tahribat, Titreme ve öksürük, Göğüs darlığı ve boğulma hali, Solunum hızlanması, Güç ve ağır solunum, Baş ağrısı, baş dönmesi, sersemleme, Bulantı ve kusma, Boğazlarda ve nefes borusunda şiddetli acı, Şiddetli baş ağrısı.

(2) Korunma: Varsa maskeni tak, Sığınak veya sığınma yerine gir, Açık ve temiz havaya çık.
d. Boğucu Gazlar
Boğucu gazlar solunum yoluyla vücuda girerler. Nefes yolları ve akciğerleri tahrip etmek suretiyle solunum sistemini etkilerler. Kanın ödemine neden olarak akciğerler sıvı ile dolar ve oksijen yetersizliğinden ölüme neden olabilirler. Çok uçucu olan bu gruptaki gazlar genellikle renksiz ve yeni biçilmiş çayır, çürümüş saman ve mısır püskülü kokusu gibi kokuları vardır (Fosgen, Difosgen).
(1)Fizyolojik Etkileri:
Göğüste darlık ve solunum güçlüğü, Öksürük ve gözlerde yaşarma, Yorgunluk, dudaklarda morarma, Burun ve boğazlarda tahriş ve akıntı, Bulantı ve kusma
(2) Korunma:
Varsa maskeni tak. Gazlı sahadan uzaklaş. Sığınak ve sığınma yerlerine gir. Oksijen cihazı tatbik edilir (Suni solunum yaptırılmaz).
e.Kusturucu Gazlar
Bu gazlar genellikle katı haldedirler. Isındıkça buharlaşır, yoğunlaşır, zehirli aerosoller oluştururlar. Kusturucu gazlar, genel olarak ayaklanmalarda ve kargaşalıkları bastırmada kullanıldığı gibi zehirli gazların tesirlerini artırmak amacıyla bu gazlarla da birlikte kullanılır.

(1) Fizyolojik Etkileri: Burun ve boğazda tahriş, Öksürme ve aksırma, Boğazda ve nefes borusunda şiddetli acı, Bulantı ve kusma, Şiddetli baş ağrısı.

(2) Korunma: Varsa maskeni tak. Sığınak veya sığınma yerine gir. Açık ve temiz havaya çık.
f. Gözyaşartıcı Gazlar
Genellikle gözlerde yanma, yaş gelmesi ve şiddetli baş ağrısı yaparak, ayaklanma ve nümayişlerde kullanılan gazlardır.

(1) Fizyolojik Etkileri: Gözlerden bol yaş gelmesi, Cilt ve burun içerisinde iğnelenme, Şiddetli baş ağrısı, Bulantı ve kusma.

(2) Korunma: Varsa maskeni tak. Ovuşturmadan gözler silinir. Su ve sabunla yıkanır
g. Uyuşturucu Gazlar
Buhar ve aerosol halinde atılırlar. Solunum yoluyla etkilerler. Zihni ve fizyolojik bozukluklar felç, körlük, sağırlık ve akıl hastalıkları yapar.

(1) Fizyoloik Etkileri: Tansiyon yükselmesi, baş dönmesi, kalp çarpıntısı, ağız ve ciltte kuruma, görüşte bulanıklık, kusma ve kabızlık, uyuşukluk ve sersemleme, hayal görme ve sayıklama.

(2) Korunma: Varsa maske takılır, koruyucu elbise giyilir. Temizlenmek için deterjan, sabun, su malzeme temizliği için Hidrokloritik ve Alkolsosik eriyikleri kullanılır.
8.KİMYASAL SALDIRIDAN ÖNCE YAPILACAK HAZIRLIKLAR
a. Kimyasal savaş hakkındaki gerekli bilgileri öğrenin.

b. Ev ve işyerinizin iç kısımlarında penceresi en az ve korumaya elverişli bir odasını sığınma yeri olarak hazırlayın.

c. Hazırladığınız sığınma yerine dışarıdan içeriye gaz sızmasını önlemek için pencere kenarlarını ve kapı aralıklarını bant, yapışkan sünger ve macunla kapatın.
d. Kimyasal savaşın ektilerine karşı korunma sağlayan malzemeleri temin etmeye çalışın ve kullanmayı öğrenin.

e. Kendi kendinize yardım ve ilk yardım esaslarını öğrenin.

f. Besinlerinizi gaz geçirmeyen cam ambalaj veya kutularda koruyun.

g. İkaz ve alarm işaretlerini öğrenin.
9.KİMYASAL SALDIRI SIRASINDA ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
a.Evinizde veya işyerinizde iseniz;

(1) Önceden hazırlamış olduğunuz sığınma odasına girin. Kapatılmış pencere ve kapı aralıklarını, ek önlem olarak sulandırılmış çamaşır suyuna batırılmış bez, battaniye veya benzeri battaniye ile örtün.

(2) Tehlike geçinceye kadar bekleyin.

(3) Eğer gözlerinizde yanma varsa bu gaz sızıntısının belirtisidir. Gözlerinizi bol suyla yıkayın.

(4) Ağız ve burunu ıslatılmış bez arasına konulmuş ıslak pamukla kapatın.

(5) Sızıntı olduğunu tahmin ettiğiniz bölgeyi, önce sulandırılmış çamaşır suyu ile daha sonra sabunlu su ile yıkayın.

(6) Radyoyu dinleyin ve açıklamalara uyun
.
b.Dışarıda iseniz;

Sığınma yerlerine girmeden önce;

(1) Üzerinize gaz bulaşmış olabilir.

(2) Derhal elbiselerinizi çıkartıp bir poşet içine koyun.

(3) Cildinizi bol su ile yıkayın.

(4) Yukarıdaki tedbirleri alın.

c.Taşıt araçlarında iseniz;

Pencere, kalorifer ve havalandırma sistemlerini kesinlikle kapalı tutarak en seri şekilde sığınma yerine girin.
10.KİMYASAL SALDIRIDAN KORUNMA VE İLK YARDIM
a.Toplu Korunma :

Tehlike anında yakınınızdaki güvenli, kapalı bir yere girin. Paniğe ve heyecana kapılmayın. Yapılacak uyarılara göre hareket edin.

b.Kişisel Korunma :

(1)Varsa gaz maskesi takın. Sis ve duman içine girmeyin. Üzerinize gaz bulaşmışsa çıkartıp poşet içerisine koyun ve hemen temiz bir elbise giyin.

(2)Elbise dışında kalan çıplak deriye koruyucu merhem sürün ya da pudra dökün.

(3)Daha önce korumaya almadığınız yiyecekleri yemeyin.

(4)Açık su kaynaklarındaki suları içmeyin.

(5)Alkol ve sigara kullanmayın.

c.İlk Yardım :

(1)Gazdan gözünüz etkilenmişse bol sabunlu su ile yıkayın.

(2)Yüzünüzü, kulağınızı ve boynunuzu su ile temizleyin.

(3)Mümkün olduğunca hareketten kaçınılarak, lüzumsuz enerji sarf etmeyin.

(4)Gazdan etkilenen kişiyi yürütmeyin ve konuşturmayın.

(5)Etkilenen kişiye alkollü içki ve sigara kullandırmayın.

(6)Etkilenen kişiye şekerli su, çay ve kahve içirin.

(7)İlk fırsatta en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
11.KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNDEN KİŞİSEL TEMİZLENME
a.Kişisel Temizlenme

Kimyasal bir taarruza maruz kalan bir kişi ciddi yaralanmalardan hatta ölümden kaçınmak için mümkün olan süratle vücudun açıktaki kısımlarını temizler. Eğer temizlenme çabuk ve tam olarak yapılmamış ise ilk yardım tedbirleri lüzumludur. Vücudun temizlenmesi için uygun malzeme su, sabun veya koruyucu merhemdir.
(1)Gözlerin ve Yüzün Temizlenmesi: Kimyasal maddeler vücudun deri kısımlarına nazaran gözlerden daha çabuk emilirler. Zayiattan kaçınmak için gözlerin, yüzün ve maskenin temizlenmesi lüzumludur. Temizlenmeye göz, yüz ve maskenin içerisinde bütün kimyasal maddelerin temizlendiğine emin oluncaya kadar devam edilir.

(2)Cildin Temizlenmesi: Ciltten kimyasal maddelerin temizlenmesinde sürat lüzumludur. Eğer kimyasal madde cildin içine girerse temizlenme veya tesirsiz hale getirme imkansız olabilir.

(3)Kişisel Teçhizatın Temizlenmesi : Kişisel teçhizatın temizlemesi aşağıda belirtilmiştir.

(a) Koruyucu Maske: Kauçuk maskenin dışı sıvı kimyasal gazları emeceğinden koruyucu maske kirlendikten sonra hemen temizlenir. Maskenin dış kısımları temiz bir bezle temizlendikten sonra sabunlu su ile yıkanır, kurulanır. Maskenin iç kısmı temiz bir bezle silinir.
DİKKAT: Filtre ve maske süzgeçlerine su değdirilmemesine dikkat edilir.
(b) Elbise: Elbise aşağıda belirtilen şekilde temizlenir.

(I) Kimyasal gaz buharlarına maruz kalmış olan elbise güneş ışığında 4 ila 8 saat veya bütün bir gece havalandırılmak suretiyle temizlenir.
(II) Kimyasal gaz buharlarına maruz kalan kimyasal koruyucu elbise temizlemeyi gerektirmez. Çapı 1.3 cm'den daha büyük olan lekelerle kirlenen koruyucu dış elbiseler ve çapı 3 mm den daha büyük olan lekelerle kirlenen emprenye elbiseler tehlikelidirler. Bu durumda elbise derhal çıkarılır ve ilk fırsatta değiştirilir.

(c) Bot Kılıfları ve Botlar: Bot Kılıfları veDeri botlar kirlenmeden sonra mümkün olur olmaz sabunlu su, su veya kireç kaymağı ile temizlenir. Temizlendikten sonra yakıcı gazların botlardan geçişini geciktiren koruyucu yağ kullanılır.

BİYOLOJİK SAVAŞ VE KORUNMA
1.GİRİŞ
Yüzyıllardır olduğu gibi günümüzde de dünyada barışın sağlanabilmesi için uluslararası kuruluşlar tarafından çalışmalar yapılmakta, devletler arası antlaşmalar düzenlenmekte, buna rağmen savaşları önlemek mümkün olamamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da silahlanma yarışı sürüp gitmektedir. Savunma amaçlı olduğu iddia edilen bu silahlar şüphesiz savaşa mani olmak için caydırıcı bir unsurdur da. Silahlanma saldırı veya caydırıcı amaca yönelik olabilir. Ama kullanılacağı mekan yerküremiz ve yerküremizde yaşayan insandır. Bu insanlar tarafından meydana getirilen şehirler, sanayi tesisleri, ulaşım, haberleşme, enerji vb. uygarlık abideleridir. Bunları neden söylüyoruz; bilindiği gibi günümüzde savaşlar cephelerde yapılmamaktadır. Yani yalnız silahlı kuvvetler arasında cereyan etmemektedir. Savaşan ülkeler asker ve sivil olarak top yekün bu acımasız, yok edici kavganın içinde yer almaktadır.
Doğrudan insana yönelik olarak yapılan sıcak savaşlarda kullanılan silahları, şu başlıklar altında saymak mümkündür.
a.Klasik ve modern silahlar,
b.Nükleer silahlar,
c.Kimyasal silahlar,
d.Biyolojik silahlar,
e.Kozmik ve elektronik silahlar,
f.Meteorolojik silahlar,
g.Psikolojik silahlar.

Tüm bu silahların hedefi kesinlikle insanlardır. Gerçekte hepsi de büyük tehlike arzederler. Fakat nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar özel bir sınıfa dahildir. Çünkü, duyu organları ile keşifleri mümkün değildir. Bu nedenle insan hayatı daha çok tehlike altındadır.

2.TANIMI
Biyolojik savaş; insan, evcil hayvan ve faydalanılan bitkilerde ölüm veya zarar meydana getirmek, malzemeyi hasara uğratmak amacıyla mikroorganizmaların veya bunların toksinlerinin (zehirlerinin) kasten kullanılmasıdır.
Bakteriler, Riketsialar, Virüsler, Funguslar, Protozoalar gibi mikroorganizmalar biyolojik savaş maddesi (ajanı) olarak kullanılabilir.
3.BİYOLOJİK SAVAŞ MADDELERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
a.Biyolojik savaş maddelerinin belli başlı özellikleri şunlardır:

(1)Üretimleri kolay ve ucuzdur.

(2)Depolama şartlarına ve dış şartlara dayanıklıkları fazladır.

(3)Enfeksiyon yetenekleri fazla olup,salgın yapabilmektedir.

(4)Hastalık yapmaktadır.

(5)Vücuda çeşitli yollardan girer.

(6)Kuluçka devreleri genellikle kısadır.

(7)Teşhis ve tedavileri güç olup, çok zaman almaktadır.

(8)Öldürücüdür.
b.Biyolojik savaş maddelerinin vücuda giriş yolları
(1)Solunum Sistemi,

(2)Sindirim Sistemi,

(3)Deri,

(4)Tenasül Organları,

(5)Göz Konjiktivaları ile

Biyolojik ajanın vücuda giriş yollarına göre tehlike oranı artar. Örneğin; ŞARBON hastalığı mikrobu deri yolu ile alınırsa ölüm oranı %5-20 civarında iken, solunum yolu ile alındığında ölüm oranı %99'a kadar çıkar. Yine VEBA deri yolu ile bulaştığında ölüm oranı %20-30 iken, solunum yolu ile alındığında ölüm oranı %95'e kadar çıkar.Tüberküloz basilleri solunum yolu ile akciğerlere girince hastalık VEREM olur. Aynı basiller sindirim yolu ile alınırsa bağırsakta bağırsak hastalığı olur. TİFO mikrobu yaralardan geçerse az, sindirim yolu ile alınırsa çok tehlikeli olur.
4.BİYOLOJİK SAVAŞA KARŞI SAVUNMA
Biyolojik silahlara karşı savunma tedbirlerinden sorumlu makam Sağlık Bakanlığıdır. Ancak, diğer Bakanlık ve ilgili kuruluşlar da kendi hizmetleri ile ilgili savunma tedbirleri konusunda gerekli önlemleri almak durumundadırlar. Örneğin; bitki ve hayvanlarda ortaya çıkacak hastalıklara karşı tedbirler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, Biyolojik Ajan ile kirlenmiş sahaların temizlenmesi Çevre Bakanlığı, İtfaiye ve Sivil Savunma vb. kuruluşlarca yapılmaktadır. Biyolojik silahların kullanımını önleyecek veya kullanıldıklarında bunları etkisiz hale getirebilecek hiç bir kesin önlem pratik olarak yoktur, yakın gelecekte de olmayacaktır. Bu tür silahların üretilmesi, depolanması ve kullanılması oldukça ucuz, ancak bunlardan korunma, tedavi yöntemleri ise oldukça pahalı ve zordur. Etkili bir savunma için iyi eğitilmiş personele, çok etkili haber alma birimlerine, kaliteli ve etkili koruyucu malzeme, tespit ve teşhis araç ve gereçlerine, çok çabuk ve etkili bir şekilde organize olan Sağlık, Sivil Savunma ve İtfaiye teşkilatlarına gerek bulunmaktadır.
5.BİYOLOJİK SAVAŞ MADDELERİNDEN KORUNMA TEDBİRLERİ
a.Genel Tedbirler:
(1)Sağlık, İtfaiye, Sivil Savunma ve diğer ilgili personel ve halk, biyolojik savaş hakkında bilgilendirilmelidir.

(2)Bunlara hijyen kural ve esasları öğretilmelidir.

(3)Bütün yurtta aşı, serum, ilaç, hastane, doktor ve sağlık personeli yeterliliği sağlanmalıdır.

(4)Planlanan aşılar zamanında yapılmalı ve gerekli sıhhi tedbirler alınmalıdır.

(5)Biyolojik savaş maddelerine karşı koruyuculuk sağlayan malzemeler (maske, koruyucu elbise, kitler) temin edilmeli ve kullanılması öğretilmelidir.

(6)Şahsi ve çevresel temizliğe dikkat edilmelidir.

(7)Su ve besin maddeleri temiz olarak kapalı kaplarda bulundurulmalı ve gerektiğinde kaynatılmalıdır.

(8)Hastalıklar, ilgili yerlere derhal haber verilmelidir.

(9)Yetkililerin emir ve talimatlarına uyulmalıdır.

b.Bireysel Tedbirler:

(1) Varsa maske tak.

(2) Kirlenmiş sahadan en kısa sürede uzaklaş.

(3) Hiç bir şeye el sürme ve yere atılmış eşyaları alma.

(4) Elbiseni düğmele, eldivenlerini giy ve açık yerlerini kapat.(kesik ve yaralar, yara bantı ile kapatılmalıdır.)

(5) Yakınında sığınak varsa sığınağa gir.

(6) Yanındaki içecek ve yiyecekten başkasını yeme.

(7) İçecek ve yiyecekleri kaynat.

(8) Kullanılacak malzeme ve araçları sterilize et.

(9) Vücudunu temiz tut.

(10) Hastalık halinde derhal doktora müracaat et.

(11) Şaşırma, heyecanlanma ve şayialara inanma.

c. Toplu Korunma


Toplu olarak korunma sığınaklar ile sağlanır. Sığınakların havalandırma tertibatlarının filtreli olması, giriş ve çıkışlarının iyi izole edilmesi gereklidir. Ayrıca sığınaklarda personele yetecek temizlik ve tedavi maddelerinin bulundurulması gereklidir.
d. Sığınaklarda Uyulması Gerekli Kurallar
(1) Sığınağa girenlerin temizliği yapılmalıdır.

(2) Kontrol ve muayeneden geçirilmeyen gıda maddeleri ile su sığınağa sokulmamalıdır.

(3) Yiyecek ve içeceklerin kapalı kutularda bulundurulması, yiyeceklerin pişirilmeden yenmemesi ve suların kaynatılmadan içilmemesi gerekir.

(4) Çöp ve dışkıları naylon torbalara doldurulup ağızları bağlı tutulmalı ve dezenfekte edilmelidir.
6.BİYOLOJİK SAVAŞ MADDESİ İLE KİRLENEN PERSONEL VE EŞYANIN TEMİZLENMESİ
Biyolojik taarruzdan sonra temizlenmek için en basit ve en tesirli usul, su ve sabunla yıkanmak ve yıkamaktır.
a.Personelin Temizlenmesi
Biyolojik maddelere maruz kalan personel, sıcak sabunlu su ile yıkanarak temizlenir, varsa mikrop öldürücü sabunlar kullanılmalıdır.
b.Eşyaların Temizlenmesi
Kirlenen elbise ve çamaşır ile diğer eşyalar ilk fırsatta sabunlu veya deterjanlı su ile yıkanır ya da kaynatılarak temizlenir. Koruyucu maske, filtre elemanları çıkarılarak dış ve iç kısımları temiz bir bezle temizlenir, sonra ılık sabunlu suda yıkanır ve dezenfektan kimyasal eriyikler kullanılarak temizlenir.
c.Yiyecek ve İçeceklerin Temizlenmesi
Biyolojik madde ile kirlenen yiyecek ve içeceğe çok fazla dikkat edilir. Yiyecek ve içecekler hastalık meydana getiren tabii kaynaklardır. Sağlık personeli tarafından yenmelerine ve içilmelerine müsaade edilmedikçe kullanılmaz. Ancak aşağıdaki temizleme işlemleri yapıldıktan sonra yenilebilir ve içilebilir.
(1) Taze sebze ve meyvelerin kirli kısımları kesilerek atılır ve bol su ile yıkanarak temizlenir.

(2) Et ve buna benzer maddelerin 1-2cm. kalınlığında üst kısımları kesilip atılarak veya pişirilerek temizlenir. Kuru yiyecek maddeleri için kaynatarak pişirme en iyi yoldur.

(3) Ambalajlı yiyecek maddeleri ise; (Sağlam ve dayanıklı ambalajlar kirlenme ihtimalini azaltır) karton ambalajlı yiyecek maddelerinde, ambalajın dış kısımları kireç kaymağı veya kimyasal bir madde ile silinir.Kuruduktan sonra dış kısımları atılır ve kullanılacak hale getirilmiş olur.

(4) Teneke ve cam veya plastik ambalajlı yiyecek maddeleri kutusu açılmadan evvel 15 dakika suda kaynatılarak veya su ve sabunla yıkanarak veyahut mikrop öldürücüde dezenfekte edilerek temizlenir. Kural olarak açıktaki bütün sular dökülmelidir. Ancak bu gibi sular kullanmak mecburiyetinde kalınırsa su iyice kaynatılmalı (en az 15 dakika ) ve içine su arıtma tabletleri atılmalıdır. Kapalı kap ve su şişelerindeki su, dış yüzeyleri temizlenmek suretiyle içilecek hale getirilir. Çeşme ve akarsuların suları tıbbi kontrolden geçmeden içilmemeli ve kullanılmamalıdır.
d.Binaların Temizlenmesi
Özellikle ahşap binaların temizlenmesi güçtür. Binalar kireç kaymağı ile fırçalanarak veya süngerle, sıcak sabunlu su ile veya çamaşır sodası ile yıkanarak veyahut havalandırılarak temizlenir. Ayrıca binalar, biyolojik temizleyici madde kullanılarak da temizlenir.
e.Açık Yerlerin Temizlenmesi
Güneş ışığının bir çok mikroorganizmaları öldürücü etkisi olduğundan, genel olarak açıktaki gölgesiz yerleri temizleyebilir. Bununla beraber alçak ısılarda gölgeli bölgeler saatlerce tehlikeli olarak kalabilir. Geniş bölgelerin temizlenmesi mümkün değildir. Ancak, kirletildiğin den şüphe edilen önemli bölgeler, kimyasal temizleyiciler ve kostik soda eriyiği gibi temizleme maddeleri kullanılarak temizlenir.
7.ŞARBON (ANTRAKS) VE DİĞER BİYOLOJİK AJANLARLA GERÇEKLEŞTİRİLEN TEHDİTLER KARŞISINDA ÖNERİLEN TEDBİRLER
Bilindiği gibi zaman zaman şarbon basili içeren mektuplarla yapılan tehditler meydana gelmektedir. Bunlardan birçoğu boş zarf iken, bazılarında tozlu materyaller mevcuttur. Bu kılavuzun amacı bu tip olayların nasıl ele alınacağı konusunda tavsiyelerde bulunmaktır.
a.PANİĞE KAPILMAYIN
(1) Şarbon organizmaları deride, Mide-barsak sisteminde veya akciğerlerde enfeksiyon oluşturabilirler. Bunun oluşabilmesi için organizmanın hasarlı deriye temas etmesi, yutulması veya solunum yoluyla ince partiküller halinde alınması gereklidir. Hastalık şarbon sporlarıyla karşılaşılmasından hemen sonra uygun antibiyotiklerle yapılacak bir tedaviyle önlenebilir. Şarbonun bir kişiden diğerine bulaşımı yoktur.

(2) Şarbonun gizli bir saldırı ajanı olabilmesi için çok ince partiküller halinde havayla karışması gerekir. Bunu yapmak oldukça zordur. Çok büyük teknik yetenek ve özel ekipman gerektirir. Eğer bu küçük partiküller solunduğunda hayatı tehdit eden akciğer hastalıklarına neden olabilir. Ancak erken tanı ve tedavi etkilidir.
b.ÜZERİNDE ŞARBON TEHDİTİ YAZILI ŞÜPHELİ PAKET VEYA MEKTUP ALINDIĞINDA;
(1) Ağız ve burunu kapatan toz maskesi ve plastik eldiven kullanın.

(2) Zarfı sallamayın ve şüpheli mektubun içeriğini dökmeyin.

(3) Zarfı veya paketin içindeki içeriğin sızıntısını engellemek için plastik bir torbaya veya benzer bir kaba koyun

(4) Eğer içine koyacak bir şey yoksa zarfı veya paketi giysi, kağıt veya çöp bidonu gibi bir şeyle kapatın ve bunu açmayın.

(5) Odayı terk edin ve kapıyı kapatın. Hiç kimsenin buraya girmemesi için bölgeyi boşaltın.

(6) Tozun veya şüpheli içeriğin yüzünüze bulaşmasını engellemek için, ellerinizi sabun ve suyla yıkayın.

(7) Ev ve işyarinizde iseniz uzman ekiplerin gelmesi için 112 Acil Sağlığı arayınız.

(8) Bu şüpheli mektup ya da paket ilk fark edildiğinde odada bulunan herkesin bir listesini yapın. Bu listeyi hem bölgenizdeki sağlık yetkililerine, hem de soruşturmayı yönetecek olan güvenlik ekiplerine veriniz.
c. İÇİNDE TOZ OLAN BİR ZARF VARSA VE BU TOZ YÜZEYE DÖKÜLMÜŞSE;
(1) Tozu temizlemeye çalışmayın. Dökülen içeriği derhal elbise, kağıt veya çöp bidonu gibi bir şeyle kapatın ve bunu açmayın.

(2) Odayı terk edin ve kapıyı kapatın. Hiç kimsenin buraya girmemesi için bölgeyi boşaltın.

(3) Tozun veya şüpheli içeriğin yüzünüze bulaşmasını engellemek için, ellerinizi sabun ve suyla yıkayın.

(4) Ev ve işyarinizde iseniz uzman ekiplerin gelmesi için 112 Acil Sağlığı arayınız.

(5) Bu toz ile kirlenmiş olan giysilerinizi mümkün olduğu kadar çabuk çıkartın, plastik bir torbaya veya ağzı mühürlenebilecek bir kaba koyun. Giysinin konduğu bu torba veya kap olaya müdahale eden birimlere verilmelidir.

(6) Sabun ve suyla mümkün olduğu kadar çabuk bir duş alın. Çamaşır suyu veya benzer maddeleri derinize tatbik etmeyin.

(7) Eğer mümkünse odada veya bölgede olup, toz ile temas eden herkesin bir listesini yapın. Bu listeyi daha sonraki tıbbi takip de kullanılmak üzere yerel sağlık ekibine ve soruşturmayı yürütecek olan güvenlik güçlerine iletin.
d.ŞÜPHELİ MADDENİN HAVA İLE TEMASI DURUMUNDA;
(1) Bölgede ki vantilatörleri veya havalandırma birimlerini kapatınız.

(2) Derhal bölgeyi terk ediniz.

(3) Diğerlerini bu bölgeden uzak tutmak için kapıyı kapatın.

(4) Ev ve işyarinizde iseniz uzman ekiplerin gelmesi için 112 Acil Sağlığı arayınız.

(5) Durumdan bina güvenlik görevlinizi ve amirlerinizi haberdar ediniz.

(6) Mümkünse binanın tüm havalandırma sistemini kapatın.

(7) Mümkünse kirlenmenin olduğu bölgede bulunan herkesin bir listesini yapın. Bu listeyi daha sonraki tıbbi takip de kullanılmak üzere yerel sağlık ekibine ve soruşturmayı yürütecek olan güvenlik güçlerine iletin.
e.ŞÜPHELİ PAKETLERİ VE MEKTUPLARI NASIL AYIRMALI;
Şüpheli paketlerin ve mektupların bazı karakteristik özellikleri şunlardır;

(1) Fazla sayıda yollanmış olma,

(2) Elle ve kötü yazılmış tarzda yazı,

(3) Hatalı unvanlar, Unvan var-isim yok,

(4) Genel ifadelerin hatalı yazımı,

(5) Yağ lekeleri, uçuk renkler ve koku,

(6) İade adresinin bulunmaması,

(7) Aşırı ağırlık,

(8) Şişkin veya düzgün olmayan zarflar,

(9) Çıkıntı yapmış alüminyum folyo tel,

(10) Zarf üstündeki aşırı güvenlik önlemi, (selobant, paket lastiği gibi emniyet önlemleri)

(11) Görünür bozulmalar,

(12) Tik-tak sesleri,

(13) Zarf üzerinde "KİŞİYE ÖZEL" veya "GİZLİ" gibi kısıtlayıcı ifadeler olması,
(14) Pul üzerindeki damganın iade adresiyle alakasız şehir ismi içeriyor olması,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Konya'nın teklif sistemi Konya Temizlik Şirketleri ingilizce öğrenmenin en kolay yolu Konya halı yıkama Konya organize halı yıkama Dış cephe cam temizliği Konya,Ankara,Antalya Nerede Nasıl ? KütüpHane.Net Türkiye'nin Bilgi Merkezi !

Popüler Yayınlar