Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 11, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

City Lights

Kendi karnını bile zor doyuran bir adam, döndüğü ilk köşebaşında çiçek satmakta olan genç ve güzel kızı görünce nutku tutulur. Hâline bakmayı aklına dahi getirmeyen adam cebini yoklar ve çıkan son kuruşu çiçekçi kızın eline tutuşturur. O an farkına varır ki çiçekçi kız kördür. Şapkası sallanır, pantolonunun askılarından biri kopar... Paytak paytak yoluna devam eder etmesine de aklı kızda kalmıştır bir kere. Bir şekilde kıza yardım etmeyi de kafasına koymayı ihmal etmemiştir bu arada. Yol alırken bir adama takılır gözü. Zil zurna sarhoştur adam ve intihar etmek üzeredir. Bizimki kurtarır onu... Hayatın güzel olduğunu anlatmaya çalışır. Anlatır da... İntihar etmekten vazgeçen sarhoş bizim çulsuzu evine davet eder. Ev değil saray yavrusudur aslında. İki kafadar sabaha kadar eğlenirler. Sabah olur fakat bir sorun vardır. Bir önceki gecenin sarhoşu ayılmıştır ve kendini kurtaranı tanımıyordur. Uşaklarına evden defetmeleri üzerine emir verir.
Tanıdık bir öykü değil mi? Neden bize yabancı gel…

Bilimsel Bir Makale Nasıl Yazılır ve Yayımlanır?

BİLÜMSEL BÜR MAKALE
NASIL YAZILIR
VE YAYIMLANIR?
ROBERT A. DAY
‚EVÜRÜ
GÜLAY AŞKAR ALTAY


Bilimsel Bir Makale Nasıl Yazılır ve Yayımlanır?
Orjinal isim: An "ISI" Publication "How to Write and Publish A Scientific Paper"
Robert A. Day
TÜBİTAK Yayınları / Bilgi Dizisi

linkler: (3 alternatif)
http://www.turboupload.com/9nyztky5wvau/Bilimsel_Bir_Makale_Nasıl_Yazılır_ve_Yayımlanır_(dunyaninkitabi.blogspot.com).pdf.html

http://www.2shared.com/file/8452745/f03653a3/Bilimsel_Bir_Makale_Nasl_Yazlr_ve_Yaymlanr__kitap-indirblogspotcom_.html

http://www.filefactory.com/file/a0hg982/n/Bilimsel_Bir_Makale_Nas_l_Yaz_l_r_ve_Yay_mlan_r_kitap-indir_blogspot_com_pdf

90'lı Yıllar #14

"Şakası bile kötü"dür pek çokları için. Bu da öyle bir şey işte. An itibariyle çok konuşmak boş konuşmaktır nazarımda. Klipteki hanımefendi tam da tahmin ettiğiniz kişi.

ZARİFE

Gelecek ile ilgili kaygıları, beklentileri olan Zarife'nin öyküsü. Ayrıca bir yüzleşme öyküsü de denebilir. Bir gecekondu mahallesinde yaşayan gençbir kız olan Zarife'nin hayalleri, yükselme arzusu, televizyonda gördüğü ve özendiği pırıltılı bir hayatın peşinde koşuşunu yalın bir dille anlatmış yazar Deniz Kavukçuoğlu. Gazeteci Bülent Serdar yağmurlu bir günde otostop yapan Zarife'yi gideceği yere kadar götürür. Aradan yıllar geçer, gazeteci Bülent Serdar bir gün televizyonda masanın üzerine çıkmış deli gibi dans eden Zarife'yi tanır. Zarife'nin bu günlere gelmesinde kafasında tek bir neden oluşur. Ertesi gün gazetedeki köşesinde Zarife'yi yazar. Zarife bu yazıyı okuduktan sonra gazeteci ile buluşup, hayatını anlatmak ister. Bir otelin cafesinde buluşup Zarife anlatmaya, gazeteci de dinlemeye başlar. Hayatındaki değişikliklerin nasıl başladığını, hayallerini, kurmak istediği yaşamı ve en önemlisi de içindeki yanlızlığı anlatır Zarife, kendisiyle yüzleşerek. Bu…

Benim Adım Kırmızı (Orhan Pamuk)

Arka Kapak
2006 Nobel Edebiyat Ödüllü Orhan Pamuk 100'ü aşkın ülkede 46 dilde okunuyor

Orhan Pamuk'un "en renkli ve en iyimser romanım", dediği "Benim Adım Kırmızı", 1591 yılında İstanbul'da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı'nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Aralarından biri öldürülünce, Şeküre'ye aşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer. İstanbul'da bir vaizin etrafında toplanmış, tekkelere karşı bir çevrenin baskıları, pahalılık ve korku hüküm sürerken, geceleri bir kahvede toplanan nakkaşlar ve hattatlar sivri dilli bir meddahın anlattığı hikayelerle eğlenirler. Herkesin k…

Pazartesi Notları #93

Esmer bir çocuktu... Hafif de uzun boylu. "Uzun boylunun hafifi de nasıl oluyormuş, uzunsa uzundur" diyebilirdi insanlar onun hakkında. Fakat bu bile yalan nihayetinde. Rivaldo İrfan diye çağrılırdı. Top ayağına yakışırdı. Tip olarak ne kadar benziyorsa Brezilyalı futbolcuya, futbol tarzı da o kadar benziyordu işte. Lise futbol takımının yıldızıydı. Şimdiye dek kaç kişi için "Pırlanta gibi adamdır" demişimdir acaba? Hatırlayamadım şimdi. Belki şu an ilktir. Araya zaman girer... Yollar ayrılır... Bir zamanlar arkadaşınız olan insanla kağıt üzerinde hâlâ arkadaşsınızdır belki ama... Ama o kadar işte... Aradan 5 yıl geçer... Asvalta kırılan yumurtayı bile pişirebilecek bir sıcak vardır ve denize giderken karşılaşılır eski dostla. Ayak üstü bir muhabbet ve sonrası "Görüşmek üzere..." Görüşülmüyor işte. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini okumak adetim değildir ama o gün sayfaları çevirirken bir fotoğrafa çarptı gözüm. Kalakaldım. Bir tır... Altında üzeri gaz…