Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 4, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Orhan Kemal (Baba evi)

Kurtuluş Savaşı'na gönüllü olarak katılmış olan hukukçu baba, savaştan sonra iktidarla çatışınca, kalabalık ailesiyle birlikte Beyrut'a kaçmak zorunda kalmıştır. Orada ufak bir lokanta açar ve iki oğluyla birlikte çalışmaya başlar. Ancak işler kötü gider ve aile geçinemez hale gelir; üstelik baba ağır bir hastalığa yakalanmıştır. Aile çocukların kazandığı üç-beş kuruşla hayatını sürdürmeye çalışırken, babasının baskısından bunalan -aslında çok genç yaştaki- büyük oğul işten atılır, bir türlü yeni iş bulamaz, ailenin yükünü tek başına taşıyan kardeşiyle çatışmaya başlar. Sonunda babasını razı ederek yurda -Adana'ya- geri döner. Hala yoksuldur ama baskıdan kurtulmuş, yaşama sevincini yakalamıştır; arkadaş edinir, futbolda başarı kazanır ve hayatına kızlar girer... Tıkanmış yaşamlarında bireysel çıkış arayan küçük insanları anlatan "Küçük Adam'ın Romanı" dizisinin birinci kitabı olan 'Baba Evi', Orhan Kemal'in yokluk içinde, aile baskısıyla geçen çoc…

UÇURTMA AVCISI

Geçtiğimiz yıllarda çok satanlar listesinde olan bir kitap. Kütüphanemde okunma sırasını beklerken yine bir kitap sever dostumun tavsiyesi üzerine hemen elime alıp okuduğum bir kitap. Sevginin, fedakarlığın, dostluğun ve ihanetin hikayesi bu kitap. Emir ile Hasan'ın hikayesi. Bir insanın vicdanın sesinin nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın susturamayacağını, hep peşinde olacağını güzel anlatmış. Kitabı okurken zaman zaman içim acıdı, yüreğim sıkıştı. Kitabın en güçlü yanı akıcı bir dile sahip olması. Afganistan'ın acı yüzüyle karşı karşıya geliyorsunuz kitabın sayfalarını çevirdikçe. Afganistan'da yaşayan insanların ne sıkıntılar içinde olduklarını, nelere katlanmak zorunda olduklarını öğreniyorsunuz kitaptan. Kitabın konusuna gelince, kitabın arkasındaki notta oldukça ayrıntılı anlatılmış zaten. Bu kitabı okuduktan sonra her çok satanların da çok kötü olmadığını ama yine de mükemmel de olmadığını bir kez daha anlamış oldum. Hikaye ne kadar akıcı, kullanılan dil ne ka…

BERCİ KRİSTİN ÇÖP MASALLARI

Bu kitabı ilk olarak sevgili blog komşum Aslı'nın sayfasında görmüştüm ve hemen ilgimi çekmişti, en çok da kapağı. 1 ay kadar önce okuduğum bu kitabın destansı anlatımıyla girdim o dünyaya. Ama iyi ki girmişim, iyi ki okumuşum ben bu çöp köyünü. Bu kitaptaki kahramanlar, çöpten gelirlerini sağlayan bir mahalledir. Belediyenin gelip evleri yıktığı, mahalle sakinlerinin çöpten tekrar ev yaptığı bir yer Çiçektepe. Yazarın anlatımı oldukça yalın ama fantastik öğeleri kullanmaktan da kaçınmamış. Çöplerle kurulan bu yaşamı ben çok sevdim. Tabii yazarın türkçeyi bu kadar güzel kullanmasına da hayran kaldım. Latife Tekin'in diğer kitapları da listeme katılmış oldu bu kitap sayesinde. Çöplerden kurulmuş olan bu gecekondu mahallesini Çiçektepe'yi eminim ki sizde benim gibi seveceksiniz.
Kitaptan: “Çöp taşıyan kamyonlar bir kez gelip gittikten sonra çöp yolunun ağzındaki simitçiler tepeye sekiz kondu yapıldığını öğrendiler.Haber onların ağzından çevredeki kahvelere,tamirhanelere,atöly…

Pazartesi Notları #92

Küçüklüğüme ait kayda alınmış video görüntülerim vardı. Artık yok. Kayboldu gitti zaman içinde. Ne de güzel muhafaza etmişim değil mi? Ağlarım da ağlarım buna ağlarım.İleride çocuğum olursa, ki olmayacak ama madem ihtimaller üzerinde konuşuyoruz, evet olursa onu 18'inci yaş gününde verilebilecek en güzel armağanı buldum bile. Bebekliğinde ve çocukluğunun belli dönemlerinde kayda alınmış görüntülerini bir cd'nin içinde ona sunmak. Belki o zaman kadar cd teknolojisine bugün Commodore 64'e bakıldığı gibi bakılır, bilemiyorum. "Belki" mi? Döverler adamı."Ney değil zurna" demek bitsin yahu. Biraz da "Ney" olsun işte. Bıktım yahu zurnadan.Zurna demişken... Eskiden Mirc vardı. Tanımadığımız adamlarla chat yapardık işte. Ne buluyorduk şu an anlamıyorum ama oradaki kanallardan birinin adı da Zurna'ydı. Çok gereksiz bir bilgi, evet.Alın size gıcık kaptığım, evet gıcık kaptığım, bir diğer şey. Anlatmaktan, uyarmaktan dilimde tüy bitti. "Ankaragü…