Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran 28, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Creativity (30)

BUNLARDA CAN YAYINLARINDAN

Tatile girmeme 2 hafta kala stoklarımı oluşturuyorum. Bu kitaplarımda Can Yayınlarından. Bana da keyifle, zevkle, huzurla ve mutlulukla satırlar arasında kaybolmak düşüyor. İşte kitaplarım: 1-Bir İdam Mahkumun Son Günü-Victor Hugo 2-Uzun Bir Yaz-Alain Elkann 3-Suçluyorum-Emile Zola 4-Yeditepe Öyküleri-Abidin Dino 5-Bin Yapraklı Lotus-İnan Çetin 6-Tatsız Bir Olay-Dostoyevski 7-Bakire İle Çingene-D.H.Lawrence 8-Dönüşüm-Franz Kafka 9-Babaya Mektup-Franz Kafka 10-Görmek-Jose Saramago 11-Kefaret-Ian McEwan 12-Eva Luna Anlatıyor-Isabel Allende 13-Bir Avuç İnsan-Anne Wiazemsky

Bol kitaplı günler, keyifli okumalar dilerim :)

Gülen Adam

"Kemal bizim takımın en iyi oyuncusuydu, haksız yere bir kırmızı kart gördü. Ama nasıl olsa soyunma odasında buluşuruz."(Müjdat GEZEN)

İKİLİ YALNIZLIK

Eşimin ve oğlumun hastalığının araya girmesiyle elimde uzun zaman kalan bu kısacak öykü kitabını daha yeni bitirebildim. Yeni tanıştığım bir yazar. 10 dokunaklı hikayenin yer aldığı bu "İkili Yalnızlık" kitabında, kadın objesi hep önde. Kadınların yani hemcinslerinin çektiği çilelerin, ezilmişliklerin, acılarının ve yalnızlıklarının portresini çok güzel çizmiş. Bu kadar güzel bir anlatım bence tabii ki kadın ruhuyla yazılmış olmasından kaynaklanıyor. Her öykünün dünyası çok farklı ama temelde kadının birey olma çabası var. Gaziantep 1949 doğumlu yazarın ilk baskısı 1985 de basılan bu kısa ve insanoğlunun ruhsal derinliklerinde gezinmesini çok iyi yapabilen öykü kitabını ben çok sevdim. Bakalım siz sevecek misiniz? Kitabın Arkasındaki Not: İyi kadındı yengem. Yüreği yumuşaktı, anaçtı. Asma yaprağından buğulama, zerdali çekirdeğinden ekmek yapardı. Öyle de becerikli. Ama bizden gizli doyururdu çocuklarını. Ocağı tek kibritle yakamadı diye olmadık dayaklar atan kocanın yeğenleri…

The Gold Rush

Amerikan Film Enstitüsü’nün tüm zamanların en iyi 100 filmi arasında gösterdiği, açlık, Amerikan Rüyası ve sevgi temalarının itinayla harmanlandığı Altına Hücum, Charles Chaplin’in en başarılı işi olarak tanımlanmakta. Hiç kuşku yok ki bunda 1925 yapımı filmin tek başına sinema tarihinin birkaç unutulmaz sahnesine birden sahip olmasının payı son derece büyük.
Tüm olumsuzlukları iyi tarafından yakalamaya çalışan Şarlo karakteri aynı zamanda izleyiciye özenle çizilmiş bir hümanizm portresi sunuyor.
Chaplin’i filmde bir altın arayıcısı olarak görüyoruz. Zengin olma hayaliyle dağ taş dinlemeden Alaska’nın altın madenlerine doğru yol alan Şarlo, hava şartlarının da kötüye gitmesiyle birlikte soluğu yıkılmaya yüz tutmuş bir kulübede alır, fakat yalnız değildir. Tipinin şiddetini artırmasıyla beraber kulübede mahsur kalan Şarlo filmin ve sinema tarihinin belki de en unutulmaz sahnesine burada imza atar. Açlıktan gözleri moraran kahramanımız ayakkabısını pişirir ve afiyetle midesine indirmeye b…

Bombón: El Perro

İnsanoğlu bir umudun peşinden sürüklenip gitmeyi sever. Sonucunu pek çok zaman düşünmez ama elden başka çare gelmeyeceği için bulduğunu sandığı piyango biletinin bir köşesine tutunup, talih onu nereye sürüklüyorsa oraya doğru sürüklenir. Hangimiz hayatın anlamını bir şeye yüklemiyoruz ki? Umuda, hayal kırıklıklarına, aileye; paraya, mala, mülke ve bazen bir köpeğe…
Carlos Sorin’in Arjantin Hikâyeleri’nin devamı olarak nitelediği ve 2004 yılında çektiği Bombón: El Perro, Patagonya, çöl, rüzgâr, rüzgârın savurduğu hayatlar, işsizlik ve köpekler üzerine kurulmuş hayatın içinden bir öykü.
Coco Villegas tamirci olarak çalıştığı akaryakıt istasyonunun kapısına zincir vurmasıyla birlikte artık işsizdir. Güney Amerika’nın değerli ağaçlarının dallarından yaptığı bıçak saplarını satarak geçimini sürdürmeye karar verir, fakat fiyatları çok yüksek tuttuğu için bu işte başarılı olamaz. Tüm bunların yanında 20 yıldır yüzünü görmediği bir eşe, vurdumduymaz bir evlada ve sürekli tekleyen bir otomobile …

2009 YILININ İLK YARISINDA OKUDUĞUM KİTAPLAR

Gerçi sizler okuduğum tüm kitapları biliyorsunuz ama ben yine de toplu olarak göstermek istedim. İşte bu yılın ilk yarısında okuğum kitaplarım:

1-Güvercin-Patrick Süskind
2-Ekmekçi Kadın-Montepin
3-Son Ada-Zülfü Livaneli
4-Veronika Ölmek İstiyor-Paulo Coelho
5-Cumartesi-Ian McEwan
6-Kurşun Lezzeti-Selçuk Altun
7-Luisito-Susanna Tamaro
8-Geniş Zamanlar-Ayşe Kulin
9-Oblomov-Ivan Goncharov
10-Büyümenin Türkçe Tarihi-Murathan Mungan
11-Kırk Oda-Murathan Mungan
12-Makber-Cem Mumcu
13-Güneş İmparatorluğu-J.G.Ballard
14-Kuyucaklı Yusuf-sabahattin Ali
15-Can Kırıkları-Karin Karakaşlı
16-Evlerin Işıkları Bir Bir Yanarken-İclal Aydın
17-Benim Küçük Dostlarım-Halide Nusret Zorlutuna
18-Vakıf Kurulurken-Isaac Asimov
19-Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi-Scott F.Fitzgerald
20-Cemile-Cengiz Aytmatov
21-Bir Delinin Güncesi-Aslı Erdoğan
22-Yeni Dünya-Sabahattin Ali
23-Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim?-Karin Karakaşlı
24-Teneke Trampet-Günter Grass
25-Sünger Avcısı-Panait Istrati
26-Küçüğe Bir Dondurma-Tuna Kiremitçi
27-Aşk-E…

OĞULLAR VE RENCİDE RUHLAR

Sevgili Zeren sayesinde tanıdığım bir yazar ve kitabı. Tavsiyesi üzerine alıp kütüphaneme koyduğum ve sırasının gelmesini bekleyen bir kitaptı. Ve geçtiğimiz haftasonu bir kaçamak yapıp annemlerin yazlığına giderken yanıma aldığım, şöyle deniz kenarında güneşin altında yüzümde gülücüklerle okuduğum, şimdiye kadar okumadığım bir tür idi "Oğullar ve Rencide Ruhlar". Severim daha önce hiç tanımadığım bir yazarı tanımak, yazdığı kitabı okumak. Bilmediğim bir dünyaya girmek heyecanlandırı beni. Kitap, 5 yaşındaki afacanın gözünden anlatılıyor. Ama ne anlatım, az önce yazdığım gibi yüzünüzde hep bir gülümse ile kitabı bitiriveriyorsunuz. 5 yaşındaki bu bilmiş afacanla yolculuğa çıkmak beni çok memnun etti. Yazarın diğer kitaplarıyla devam edeceğim bu yeni dünyaya girmeye. Zekice yazılmış, tam tatilde okunacak, sizi yormayan bu kitabı ben çok sevdim. Sizlere de tavsiye ederim. Kitabın Arkasındaki Not: "Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar. Ben Alper Kamu, bir…

Büyük Filmlerden Büyük Replikler - Volume 64

- Freedom without a life is not freedom. (Josep Maria Pou)
- A life without freedom is not a life. (Javier Bardem)

(Mar Adentro)

Pazartesi Notları #81

Ne haziranmış be arkadaş. Çok dinlemezdim Michael Jackson'u. Bildiğim birkaç parçası ve "ay yürüyüşü" vardı tabii ki... Çocukluğumda az özenmedim kendisine. Beceremediğim her taklit girişiminden sonra daha çok takdir ediyordum kendisini. İki gündür bakıyorum da kaybedilen gerçekten çok büyük bir isim. Ruhu şad olsun... Diğer taraf artık çok daha eğlenceli olmalı.Ne yani, vuvuzela yasaklanmadı mı şimdi? Gelecek yaz 63 tane maçı bu iğrenç müzik aletinden çıkan sese katlanarak mı izleyeceğiz? Tüylerim ürperdi birden.Ama Amerika Birleşik Devletleri'ne de yazık olmadı mı Konfederasyon Kupası'nda???Denize ya sabahın erken saatlerinde gireceksin ya da akşamüstü 18.00'dan sonra... Ben bugün buna kesin gözüyle bakmaya başladım.İZTV artık yeni belgeseller yayınlamaya başlasa...Ya son yılların en serin yaz mevsimini yaşıyoruz ya da mevsimler epey bi' kaydı...Temmuza da giriyoruz. Bu demek oluyor ki Half-Blood Prince'nin vizyona girmesine pek bir şey kalmadı.