Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs 31, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

VAKIF KURULURKEN

Nedendir bilmiyorum ama kendimi bildim bile bilimkurgu-fantastik türü kitaplara hep mesafeli durmuşumdur. Kitap raflarında her karşılaştığımda kafamı çevirirdim. Sonra bir gün sevgili blog arkadaşım Zero ile kitaplar hakkında yazışırken konu bilimkurgu kitaplarına geldi. Bana tavsiyelerde bulundu, senin gibi bir kitap kurdu ve anne olan bir kişi mutlaka Asimov okumalı diye de not düşmüştü. Merak içinde kaldım. Ben sana kefilim mutlaka oku dedi. Merakımdan aldım ve Asimov’un Vakıf Serisinin ilk kitabı olan “Vakıf Kurulurken”i okumaya başladım. Ve blog arkadaşım Zero'ya çok hak verdim. Ben neden bu kadar geç kalmışım bunları okumak için dedim kendi kendime. Yazarın hayaline, yaratıcılığına hayran kaldım. Sadece bu değil, dili ve anlatımı da muhteşem. Bugüne kadar hiç bilimkurgu okumayan ben, kitabı ne zaman elime aldım, ne zaman başladım da ne zaman bitti hiç hatırlamıyorum bile. Sırada diğer kitapları var. Bir de Ursula dedikleri yazar. Çok etkileyici ve sürükleyici olan bu kitabı…

Siyasi - Tarih e-kitaplar (turgay)

Sitenin müdavimlerinden turgay arkadaşımızın çalışmasıdır. Sizin için birkaç siyasi ve tarih kitabını biraraya getirerek paylaşıma katkıda bulundu. Emeğine teşekkür ederiz...

İçindeki Kitaplar;
-Türkiye Cumhuriyeti DEvrim Yasaları
-Talat Paşanın Hatıraları
-Sami Selçuk-Demokrasi Manifestosu
-Orhan Hançeroğlu-Dörtbin Yıllık Düşünce Tarihi
-Nurer Uğurlu-Kemalizm Sonrasında Türk Kadını
-Nurer Uğurlu-30 Ağustos Hatıraları
-Mustafa Kemal-Sivas Kongresi-1
-Mustafa Kemal-Sivas Kongresi-2
-Mustafa Kemal-Sivas Kongresi-3
-Mustafa Kemal-Sivas Kongresi-4
-Mukaddes Ankaradan Mektuplar
-Kurtuluş Savaşı Sonrası Türk Milliyetçiliği
-Tarık Z.Tunaya-Hürriyetin İlanı
-Global Masonluk
-Enver Ziya Karar-Tanzimat-ı Hayriye DEvri
-Avrupa İle Asya Arasındaki Adam Mustafa Kemal-1
-Avrupa İle Asya Arasındaki Adam Mustafa Kemal-2
-Avrupa İle Asya Arasındaki Adam Mustafa Kemal-3
-Avrupa İle Asya Arasındaki Adam Mustafa Kemal-4
-Mustafa Baydar-Atatürk'le Konuşmalar
-Atatürk'ün Vatan Ve Millet Sevgisi
-Atatürk'ün anadoluya …

KAMERAYA GÜLÜMSE

Yazarın daha önce okumuş olduğum romanlarını her ne kadar çok severek okusam da "Kameraya Gülümse" aynı etkiyi bırakmadı bende. Mutlaka güzeldir, ne kadar kötü olabilir ki diye başladığım bu incecik romanı bitiremedim bile. Nedense bir türlü kendimi o dünyaya sokamadım. Çok sıkıldım. Televizyonun hayatımıza dünyamıza nasıl etkilediğini göstermeye çalışan bir kitap. Belki de televizyonu hiç sevmediğim için etkilenemedim. Ama belki de siz seversiniz. Ben kitapla sizleri başbaşa bırakayım. Kitabın Arkasındaki Not: Gün gelir, başkalarının acıları yetmez olur insanlara; işte o andan sonra sadece gösteridir bekledikleri.“Amelie Nothomb, günümüz toplumunun içinde bulunduğu psişik durumu derinlemesine anlatıyor.”Le Soir“Dünyada en fazla okunan Fransız yazarlarından biri olan Amelie Nothomb’dan ‘reality show’ların ışığında televizyonların barbarlığını anlatan acımasız ve tahrik edici bir masal.”Le Monde Kitabın Adı: Kameraya Gülümse
Yazar: Amelie Nothomb
Çeviren: Yaşar İlksavaş
Yayınevi: …

KABUK ADAM

Hayranı olduğum yazarın haftasonu okuduğum kitabı Kabuk Adam. Görevli olduğum bir sınavda gözümü ayırmadan okudum. Resmen yapışıp kaldım kitaba. Tek kelime ile muhteşemdi. Sınav arasında hemen anneme koştum ve bunu okumalısın mutlaka dedim. Bir insanın iç dünyası, içinde yaşadıkları, duygularındaki fırtınaları bu kadar güzel anlatılır ancak. Fizik Mühendisi bir kadın Karayiplere bir seminere gider. Derslerden sıkılıp sıkılıp kendine egzotik adanın ılık sularına atar. Kapkara çirkin bir adam olan Tony ile bu sırada tanışır. Okyanusun ılık sularında dalıp dalııp deniz kabukları satan bir adamdır Tony. Kültürlü, okuyan, güzel beyaz bir kadın ile cinayet işlemiş, uyuşturucu kullanan ve satan, hayatını adada geçirmeye çalışan çirkin, zenci bir adamın aşk hikayesi. Yazar bu kitabı için, acemilikte yazdığım bir kitap der ve hiç de sıcak bakmazmış "Kabuk Adam"a. Ana ben bayıldım. Daha önce hiç Aslı Erdoğan okumadıysanız bu kitapla başlangıç yapabilirsiniz. Kesinlikle tavsiye ediyoru…

90'lı Yıllar #9

Baştan söylemekte fayda var, az sonra izleyecekleriniz için hiiiç öyle bana laflar falan hazırlamayın. Ben bu konsept ile yola çıkarken yol boyunca başınıza gelebilecek felaketler için hazır olmanızı söylemiştim. Söylemiştim söylemesine ama bu kadarını ben bile tahmin etmiş olamam.
1991 senesine gidelim bu defa... Türkiye'de ilk rap müzik denemesi diyebiliriz bu çalışma için. Raptiye Doping isimli bir grup beliriveriyor piyasada. Yaptıkları işe "iş" demek istemiyorum ama bir şekilde ilgi çekiyorlar işte. Hatırlayan pek var mıdır bilemiyorum. Zira bana hatırlatılmasa blogun bu bölümünde yer vermek aklımın ucundan bile geçmezdi öyle sanıyorum ki. Bilemiyorum, belki de geçmese böylesi daha hayırlı olurdu insanlık için.
"Raptiye Doping...." Yahu grubun adında bile hayır yok ki yaptıkları işte hayır olsun. Bildiğin Grup Vitamin özentisiymiş bunlar. Haydi yine Grup Vitamin'in bir albenisi vardı, sevmeyeni azdı. Belki de çok az kişiye itici görünmüşlerdi, ama bu Rap…

ÖZEL İSİMLER SÖZLÜĞÜ

Amelie Nothomb'un Kara Sohbet, Kıran Kırana ve Açlığın Biyografisi adlı romanlarını okuyup, beğendikten sonra sırayı Özel İsimler Sözlüğü aldı. Her ne kadar kitabın kapağı beni itti ise de, kelimelerle kurulmuş olan dünya beni daha çok çekti ve okumaya başladım. Kesinlikle şunu söyleyebilirim ki, diğer kitaplarında daha kötü. Çok kısa bir roman olmasına rağmen bana göre uzun bir zamanda okudum. Lisede edebiyat ödevlerine benzettim ben. Zorla yazılmış gibi. Değişik bir konusu var. Dili ve anlatımı zaten diğer kitaplarında olduğu gibi akıcı. Geçmişi hakkında hiç birşey bilmeyen bir kız çocuğu olan Plectrude, teyzesi ve eniştesi tarafında büyütülür. Okumayı hiç sevmemesine rağmen oldukça üst düzeyde bri zekaya sahiptir. Hayalinde hep dans etmek ve bale vardır. Hayalini gerçekleştirmek üzere bale okuluna gider ve oradaki hayat her ne kadar hoşuna gitmese de sonunda balerin olmak olduğu için herşeye katlanır. Bir gün hiç tahmin etmediği bir hastalıkla başetmek zorunda kalır ve bale hay…

Pazartesi Notları #77

Okul hayatımı noktaladım ben. Yani en azından buradan bakınca öyle görünüyor. Sınav sonuçlarımı bekliyorum. Sonra okuldan çıkışımı alıp doğru askerlik şubesine. Eh bir an önce kafadan atmak gerekiyor ama değil mi?O değil de 4 Haziran perşembe günü Al Jamal'da bir veda gecesi düzenliyoruz. Tabii bundan size ne, değil mi?Kız Seni Yerler'i yeniden yorumlayan bir abla var. Hani Powerturk'te sürekli klibi dönüyor... Fenerbahçeli Selçuk Şahin ile berabermiş kendisi. Dünyada adalet arayan aramasın bundan sonra!Dikkatimi çekmiyor değil... Neden hiçbir filmde aynı isme sahip iki karakter birden olmaz. Mesela öyle bir film olsun ki o filmde iki tane Abdülkadir olsun, iki tane Züleyha olsun. Olmasın mı?Atatürk, Kayıp Kıta Mu araştırmasını bitirseymiş ya...Milka yeni bir seri çıkarmış. Daha da doğrusu halihazırda olan bir seriyi Türkiye'ye getirmişler. Yabanmersini ve karamelli olanı mideyi bayram yerine çeviriyormuş...Hesaplarıma göre bu blogun pek bir ömrü kalmadı.O değil de Hid…

Supernatural

Yaklaşık üç haftalık bir maratonda tam dört sezon izledim. Bu süre zarfında ne filmlere vakit ayırabildim ne de kitap okumaya... Her zaman olduğu gibi bir arkadaş tavsiyesi ile ilk bölümü izlediğimde "Ne ulan bu" demişliğim de yok değil. Kabul ediyorum ilk 7-8 bölüm sonunda bırakmayı bile düşünmüştüm Supernatural'ı. Fakat sabreden derviş olmayı yeğledim ve hayal kırıklığı yaşamadım. Peki konu ne Supernatural'da, bilen biliyor da ben yine de kendimce girişeyim bakalım açıklamaya...
Dizinin iki ana karakteri Dean ve Sam Winchester kardeşler. Bu ikilinin John Winchester adında bir de babaları var. Tabii bir de anneleri var; Mary Winchester. (Böyle bir anlatı yok!) Neyse... Dean 5-6 yaşında, Sam ise henüz kundaktayken bir gece olan olur; Mary Winchester oğlu Sam'in odasından sesler duyar. Yatağından kalkıp odaya gittiğinde Sam'in beşiğinin başında gördüğü şeytan tarafından katledilir. John Winchester çocuklarını kurtarır ama eşinin kaybını bir türlü kabullenemez. …

Dinlenmesi Gerekenler (47) - Nereye Gidiyorsun

Çocuk...

Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin.

Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak...

Kazı ayak izlerini birer birer gri kaldırımlarından...

Bakma yüzlerine hiç...

Görme onları...

Çocuk bu kez ağlama...

Bu kez git.



Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş...

Giderken bu kentten tükür yüzüne yalnızlığının...

Kalbini, kendini sök yavaş yavaş...

Giderken bu kentten sakın ağlama sus...



Unut!

Ne yaptı sana!

Unut!

Ne söyledi!

Unut!

Ne varsa vazgeçtiğin...



Yüzünde korkularla...

İçinde çığlıklarla...

Kalbinde simsiyahlar…

Nereye gidiyorsun?



Hep bu şarkılarla...

Kıymetsiz dualarla...

Utanmaz bir yağmurla…

Nereye gidiyorsun?



Yolları, duvarları geç yavaş yavaş...

Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını...

Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş...

Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının...



Ve unut ne yaptı sana!

Unut neler anlattı!

Unut ne varsa vazgeçtiğin!



Yüzünde korkularla...

İçinde çığlıklarla...

Kalbinde simsiyahlar…

Nereye gidiyorsun?



Hep bu şarkılarla...

Kıymetsiz dualarla...

Utanmaz bir yağmurla…

Nereye gidiyor…