Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs 3, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MAYIS COŞKUSU

Mayıs....En sevdiğim ay. İçim içime sığmaz bu güzel bahar ayında. Bunun en önemli sebeplerinden biri de bu ayda gözlerimi dünyaya açmış olmam. Bir bahar çocuğu olarak baharda ayrı bir coşku duyarım. 33 yılı geride bırakacağım bu ay. Bu coşkuma bir de Anneler Günü eklenince değmeyin keyfime. 29 Kasım 2004'de bir canlı dünyaya getirken ben bir kez daha doğdum. 4 yıl 6 aydır anneyim. Annelik mucizevi bir duygu. Her kadının yaşaması, tatması gereken bir duygu. Ben anne olduktan sonra "TAM BİR İNSAN" oldum. Anneliğime kadar olan yaşantımın her anını hatırlamıyorum bile. Ama anne olduktan sonra her saniyenin bir mucize olduğunu keşfettim. Sanırım annelik sözlerle anlatılacak bir duygudan çok yaşanılası bir duygu. Sizin kanınızdan, sizin canınızdan olan o minicik yavruyu kucağınıza almanızla hayatınız bir anda değişiyor. Büyük bir aşkın başlangıcı oluyor. Hemde ne büyük aşk. Bugün ayrı bir sevinç var içimde. 10 yıl önce bugün sevdiğimle, canım kocamla evliliğimize ilk adımı att…

Bilim ve teknik dergisi Mayıs - 2009

HaberlerTürkiye'den Haberler Tekno-Yaşam Ctrl+Alt+Del Çevre Dostu ve Temiz: Yenilenebilir Enerji Kaynakları



Fosil yakıtların yerini artık yenilenebilir enerji kaynakları, yani doğada sürekli var olan, güneş, rüzgâr, biyokütle, biyoyakıtlar, jeotermal, hidrolik, okyanus kaynakları vb. enerji kaynakları alıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük özelliklerinin başında sürekli tekrarlanabilir olmaları ya da kaynağın tükenme hızından daha hızlı bir şekilde kendilerini yenileyebilmeleri geliyor. Bunun yanında bu teknolojiler özellikle çevre dostu olmaları ve ekolojik denge açısından olumlu etkileri ile öne çıkıyor. Bu nedenle yenilenebilir enerji sistemleri "temiz enerji" olarak da adlandırılıyor.


Güneş Enerjisi Termal Uygulamaları Yeniden Altın Çağında
Güneş Enerjisinden Elektrik Üretimi: Fotovoltaik Dönüşüm
Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Rüzgâr Enerjisi
Biyoenerji Her Yerde
Yerkürenin Bize Armağanı Jeotermal Enerji
Küçük Hidroelektrik Santraller
En Bol Element…

Bilim ve teknik dergisi Nisan - 2009

Bilim ve Teknik dergisinin Nisan 2009 sayısı elinize sunulmuş umarım faydalı olur. Kolay gelsin.

linkler:
http://rapidshare.com/Bilim_ve_Teknik__Nisan_2009_www.dunyaninkitabi.blogspot.com.rar

The Hunt For Gollum

2003 Aralık ayında Return of the King'i izledikten sonra büyük bir boşluğa düşmüştüm. Evet buna ilk defa değinmiyorum ve belki de anlata anlata gına getirdim. Olabilir. Söz konusu LOTR ise gerisi teferruattır, falan filan...
Neyse... Geçtiğimiz yıl müjdeli haberi almıştık. The Lord of the Rings üçlemesinin ardından hikayenin öncesinin konu alındığı The Hobbit'in de beyaz perdeye uyarlanacağının müjdesini vermişti Peter Jackson ve Guillermo Del Toro. Heyecanımın haddi hesabı yoktu tabii ama 2012'ye gelene dek de yığınla gün vardı önümde. Kitabı tekrar tekrar okumak ya da üçlemeyi artık bilmemkaçıncı kez izlemek bir yana da, yeni bir şeyler görmek içindi tüm sabırsızlığım. Nihayet birkaç ay evvel ben ve benim gibilerin sesini duyan bir amatör ekip çıktı. 3000 Dolarlık bütçeleri ile 40 dakikalık bir kısa film çekeceklerini, 3 Mayıs 2009 tarihinde de Dailymotion üzerinden filmin gösterimini yapacaklarını açıklamışlardı. The Hunt for Gollum isimli filmin hikâyesi The Hobbit'…

GÜNEŞ İMPARATORLUĞU

Şanghay da 1930 yılında doğan İngiliz asıllı aslında bilimkurgu yazarı olan J.G. Ballard’ın “Güneş İmparatorluğu” isimli romanı “Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap” da da listelenen kesinlikle okunması gereken bir roman bence de. Yazarım kendi hayat hikâyesine de zaman zaman yer verdiği kitap, II. Dünya Savaşını bir çocuğun gözünden anlatıyor. Şanghay sokaklarında kaybolan ve ailesini bulmaya çalışan, daha sonra da toplama kampına düşen Jim’in hikâyesi bu kitap. Aynı zamanda savaşın çirkin yüzünün de hikâyesi bu kitap. 1984 de kaleme aldığı bu romanı okurken ben çoğu yerde hüzünlendim, bir savaş ortamında olmadığımız için Allah’ıma dualar ettim. Küçücük bir çocuğun yakınında patladığı bombaları düşününce içim acıdı. Hem de anne ve babasını kaybetmiş, yapayalnız bir çocuk. Aynı zamanda sinemaya da uyarlanmıştır bu kitap aynı isimle. Ama seyretmediğim için bir yorum yapamayacağım. 19 Nisan 2009 da prostat kanserinden kaybettiğimiz J.G.Ballard’ın bir solukta okuduğum bu muhteşem …

MUCİZEVİ MANDARİN

Yolculukta ve tatilde sindire sindire ve bitmesin diye okuduğum bir kitaptı. O kadar yavaş okudum ki 1 hafta elimdeydi resmen. Ama çok güzeldi. Okuduğum sayfaları dönüp tekrar tekrar okudum. Bu kadar güzel ve etkileyici kelimeler yanyana gelip de bizi bu sihrin içine alması muhteşem bir şey. Aslı Erdoğan'ın ilk öykü kitabı. Bence öyküden daha çok içsel bir yolculuk bu. Kişilik çatışması yaşayan, ölüm, ayrılık, parçalanma gibi kavramları benimsemeye çalışan bir kişinin içsel yolculuğu. Anlatım harika. Sizi öyle bir sarıp sarmalıyor ki, bir türlü içinden çıkmak istemiyorsunuz. Tekrar tekrar okumak, kendi içinizdeki yoğunluğu keşfetmek istiyorsunuz. Uzun yıllar hafızamdan silemeyeceğim bir kitap. Kesinlikle okumanızı öneriyorum. Kitaptan bazı cümleler: "Bir şehir, ancak içinde sevdiğiniz biri olunca yaşamaya başlar." "Gerçek hayat kurmaca öykülere benzemez, biraz buruk, biraz hüzünlü değildir; delilik gibi, düşler gibi saçmalıkla, tuzaklarla, karmaşayla doludur." &q…

KUYUCAKLI YUSUF

Keyifli küçük bir tatilden sonra bloguma, evime ve işime geri döndüm. Öncelikle zaman ayırıp bana iyi dileklerini sunan tüm blog dostlarıma teşekkür ediyorum. Döndüğümde bunca yorumla karşılaşınca çok mutlu oldum. Sağolun. Tatilde iki sevimli küçük canavar olduğu için çantamdaki kitaplarım bir kısmına hiç dokunamadan geri getirmek zorunda kaldım. Ama olsun, herşeye rağmen çok güzeldi. Çocuklarla eş-dostla ve kardeşle olmak gibisi yok. Hele ki çocukların zaman zaman sevgi dolu paylaşımları zaman zaman kardeş kavgaları seyredilmeye değerdi. Çok şükür ki havada bizi üzmedi. Kitabıma gelince....En sevdiğim yazarlar arasında olan Sabahattin Ali’nin bu romanını dedemin kütüphanesinden alıp da okudum. Yani 1957 basımlı bir kitap. Böyle çok eski kitapları da okumak o kadar keyifli ki benim için. Hemde yıllar önce dedem okumuş, yıllar sonra da ben. Belki de içimdeki bu kitap tutkusu bana dedemden bir miras. Önce anneme sonra da bana geçen bir tutku. Babama ve diğer dedeme de haksızlık etmeyeyim…

Pazartesi Notları #73

Birkaç gün önce sokağın tekine girdim, yürüyorum. Dört beş tane velet toplanmışlar, oynayacakları oyuna karar vermeye çalışıyorlar. Bir tanesi demesin mi "Soru soralım, bilemeyene girişelim" diye... Girişmek çocuk dilinde kavga etmek, dövüşmek anlamına geliyor. Bilmeyen için not düşelim.Cumartesi akşamı Real Madrid'in Barcelona'yı konuk ettiği maçta Barcelona'nın oynadığı şey futbol mudur? O futbolsa bizdeki nedir?Bu arada, "Mes que un club"...Evet, bir Barcelona taraftarıyım.Nasıl da yenip, şişirip, dolma yapıp, pişirdik?Prison Break'ın yayınlanan son bölümü ile diziden uzun zaman sonra zevk aldım. Evet, işler sarpa sardı, tutarsızlıklar ve saçmalıklar diz boyu ama son bölümdeki şok da bir hayli iyiydi doğrusu. Kim bilir, belki de dizinin noktalanmasına birkaç bölüm kala duygusallaşmışımdır.Supernatural'a başladım. Sanırım başlamam ile noktalamam bir olacak. Pek bir esprisi yok gibi. Ghost Whisperer izlerim daha iyi...O değil de, Tekerlekli San…