Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan 26, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KÜÇÜK BİR MOLA

Haftasonunu 2 günlük izin ile birleştirdim. Oğlum ve eşimle birlikte kısa bir tatil yapıp pazar günü döneceğiz. Tabii bu arada çantama ilk önce kitaplarımı yerleştirdim. Kitaplar tatille buluşunca benim için büyük bir keyif. Pazartesi günü yeni kitaplarla görüşmek üzere. Herkese şimdiden iyi haftasonları.

KÜÇÜK DÜNYA

Bir gün bir hoca geldi yanıma ve masamdaki kargodan yeni gelmiş dizili kitaplarımı görünce incelemek için izin istedi. Kitaplarımı inceledikten sonra bana Emine Işınsu'yu okuyup okumadığımı sordu. Hayır dedim daha tanışmadım. Mutlaka okumalısınız dedi. Hemen ilk siparişimde aldım Emine Işınsu'nun Küçük Dünya adlı kitabını. Gerçekten de tanışmakta geç kaldığımı düşündüğüm bir yazar. Küçük dünyasında yaşamaya çalışan Nur, annesinin üzerindeki baskısı ile hayatını sürdürmektedir. Üniversiteden mezun olduğu gün, bir karar verir. Artık annesinin hayatına müdahalesine izin vermeyecek ve evlenecektir. Kendisini çok seven Ferit ile evlenir ve Şanlıurfa'ya gelin gider. Kentin mistik havası Nur'u çok etkiler. Kentin örf ve adetlerin hala geçerli olduğunu gördükçe içten içe üzülür. Kocasının en yakın arkadaşı olan Murat arkeolojide asistanlık yapmaktadır. Nur'un da arkeoloji ilgi alanına girdiğinden Muratla çok güzel vakit geçirmektedir. Bu güzel ilişki zamanla aşka dönüşür a…

MAKBER

Okuma zevklerimizin çoğu noktada uyuştuğuna inandığım canım arkadaşım Nilay’ın tavsiyesi üzerine okuduğum bir kitap. İyi ki almışım, iyi ki okumuşum bu kitabı. “Makber” yazarın ilk romanı. Aynı zamanda psikiyatrist olan yazar Cem Mumcu’yu hikâyeleri ile tanıyoruz. Bu ilk romanında Cem Mumcu doğum ve ölüm temalarını işlemiş. Kurgusuyla, olayları anlatılış biçimi ile oldukça değişik ve güzel. Sözcükleri öyle bir güzel dizmiş ki, ben bazı bölümleri tekrar tekrar dönüp okudum. Mesleğinden ötürü olsa gerek ki, felsefik ve psikolojik betimlemeleri yaparken kalemini ustaca kullanmış. Canım arkadaşım Nilay’a buradan bir kez daha çok çok teşekkürler, beni böyle çok güzel bir romanla tanıştırdığı için. Ben okudum çok beğendim sizlere de kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitabın Arkasındaki Not: Bilmek istediğimiz, anlamak istediğimiz, çözmek istediğimiz ne? Kendi içimizde, sevgilimizin gözlerinde, doğmuş veya doğacak çocuklarımızda, televizyonda, sinemada, gazetelerde, dergilerde, kitaplarda aslında …

90'lı Yıllar #7

1995 senesinin ikinci yarısına girildiğinde Amerika Birleşik Devletleri'nden iki Türk kardeş geldi Türkiye'ye... Birinin adı İsmail idi, ötekisi ise Ali. Bir müzik grubu kurdular, adını da Cemali koydular. Geldikleri yerin de etkisiyle dönemin Türk pop müziğinin birkaç kademe üstünde müzik yaptılar. Başımızı çevirip baktığımızda, o yıllar içinde ayakta kalmayı başarabilmiş nadir isimlerden biriydi Cemali. Sonra bu topraklarda hüzünlü ve hoş bir tat bırakıp ABD'ye geri döndüler. Belki de iyi yaptılar. O dönemin müzik girdabında yok olup gitmeyi değil, uzun yıllar boyunca insanların aklında yer etmeyi seçtiler. Az ama öz eser verdiler. Hele bir Duymak İstiyorum vardı ki anlatmaya yürek dayanmaz. Pek çoklarının içine yaşanmışlıklarını kattığı, kendilerinden bir şeyler bulduğu, sayesinde göz pınarlarını kuruttuğu bir şarkıydı Duymak İstiyorum. 90'lı yıllardan kalma en baba şarkıların başında gelir, kendisini yıllar sonra bugün, hâlâ, tekrar tekrar dinletir. Bugüne kadar es…

Büyük Filmlerden Büyük Replikler - Volume 61

"I'm sorry, but I don't want to be an emperor. That's not my business. I don't want to rule or conquer anyone. I should like to help everyone if possible; Jew, Gentile, black man, white. We all want to help one another. Human beings are like that. We want to live by each other's happiness, not by each other's misery. We don't want to hate and despise one another. In this world there is room for everyone, and the good earth is rich and can provide for everyone. The way of life can be free and beautiful, but we have lost the way. Greed has poisoned men's souls, has barricaded the world with hate, has goose-stepped us into misery and bloodshed. We have developed speed, but we have shut ourselves in. Machinery that gives abundance has left us in want. Our knowledge as made us cynical; our cleverness, hard and unkind. We think too much and feel too little. More than machinery, we need humanity. More than cleverness, we need kindness and gentleness. With…

KARANLIK MASUMİYET

Haftasonu okuduğum bir diğer kitap. Severim yeni yazarlarla tanışmayı, yeni yazarlar, yeni insanlar, yeni dünyalar demek benim için. Fakat bu sefer sevemedim ben bu yazarı ve yazdıklarını. Psikoloji, felsefe, korku, fantastik hepsinden bir şeyler katayım derken bence karman çorman birşey olmuş çıkmış. Bir türlü kitabın içine giremedim. Üniversite öğrencileri olan Serdar-Mehtap-Leyla arasındaki üçlü ilişkiyi her yönüyle anlatmaya çalıştıysa da kelimelerin sihirli gücünden yeterince yararlanamamış. Herşey havada kalmış. Durum böyle olunca bende bir türlü sevemedim, benim için zaman ve para kaybıydı. Kitabın Arkasındaki Not: Cehennem gibi bir kent. Bir üniversitenin içyüzü. Soğuk, karanlık, umutsuz hayatlara mahkum gençler. Liberal-rasyonel güneşin altındaki karanlık cennet. Ve kendi gerçekliğini bulmak için gerçekötesine yapılan bir yolculuk. Peki metafiziğin ötesinde bizi ne bekliyor?Belki ruhları gösteren bir ayna, hatta belki de umut...Karanlık Masumiyet, korku, fantastik, politik ve …

UZAK YILDIZ

Haftasonu okuduğum iki kitaptan biri de Latin Amerikanın en büyük yazarlarından olan Roberto Bolano'nun kitabı "Uzak Yıldız". Türkçeye çevrilende ikinci romanı. Şili'nin sosyal ve siyasi hayatı anlatan, Şili insanın portresini çizmiş yazar bu romanında. Şili de 1973 yılında Pinochet'in diktatörlüğü altında bir grup şiir ve edebiyat sevdalılarının ve aynı zamanda solcuların oluşturturdukları şiir atölyesindeki olan biteni anlatmaktadır ve bu genç şiir ve edebiyat düşkünü gençlerin hayatlarının nasıl değiştiğini de anlatmaktadır. Yazar biraz da kendi yaşamından kesitler sunmuş olabilir biz okurlara. 2003 yılında hayatını kaybeden yazar, böylesi yeteneğin karşısında. oldukça az ilgi ve destek gördüğünü düşünüyorum. Ben bu kitabı okurken Şili'nin sokaklarındaydım. Şili'deki insanları tanımış oldum. Ben çok büyük bir keyifle okudum, sizlere de öneririm. Kitabın Arkasındaki Not: Uzak Yıldız, Latin Amerika edebiyatının en büyük isimlerinden Roberto Bolaño'nun …

Pazartesi Notları #72

Last.fm radyo özelliğini kaldırmış. Kaldırmış derken tam olarak değil aslında. Paralı yapmış! Parasını ödediğiniz takdirde paşa paşa Last.fm radyosunu dinlemeye devam edebileceksiniz. Bu muydu Sosyal Müzik Devrimi denilen şey! Ey Last.fm, sorarım sana, biz seni kapitalizme yenik düş diye mi sevdik? Şimdi ben radyosu olmadan ne yapacağım Last.fm’i?Mine Çağlıyan ismi tanıdık geliyor mu? “Hayır” mı? Öyleyse sizi şu Facebook profiline bi’ alalım. Hâlâ mı tanıyamadınız? Ajlan & Mine desem, yine mi bir faydası olmaz? Eh, olur artık herhalde. Neyse… Ajlan & Mine dağıldıktan sonra, Ajlan’ı trafik kazasına kurban vermiştik. Mine ise piyasadan elini eteğini çekmişti. Aradan geçen yaklaşık 10 senelik dilimin ardından kendisi yeni albümüyle adından bir kez daha söz ettirmek üzere geri döndü. Tutar ya da tutmaz, orası beni ilgilendirmiyor açıkçası. Fakat Mine’yi yeniden görmek sebepsiz mutlu etti beni. Alın bakın, bu da internet sayfası: http://www.mineonline.net/... Hiç değişmemiş bu hatu…

Eğer

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri elâ gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp…