Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart 29, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

90'lı Yıllar #5

Tez konusu olur şerefsizim. Bu topraklarda aklıma geldiği kadarıyla bir Ajda Pekkan var, bir de bu adam. Bu ağabey kim mi? Elbette Hakan Peker. 47 yaşında olduğunu söylesem, muhtemelen bana inanmazsınız. David Fincher'in son filmi var ya, aha da onun kanıtıdır bu adam. Can Yücel'in dizelerinin hayat bulmuş halidir. Elimde olsa kitabını yazarım. Adı da The Curious Case of Hakan Peker olur.
Hiç şüphe yok ki Türk pop müzik tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri o. Hey Corç Versene Borç'dan sonra kendisini aşması gerekiyordu, bunu başardı. Az ekmeğini yemedi Türk müziği onun, eh, biz de bu köşede geri kalmayacağız bundan. Bol bol ekmeğini yiyeceğiz Hakan Peker'in. Kimi zaman güleceğiz kimi zaman yereceğiz, ama şu bir gerçek ki her daim takdir edeceğiz kendisini. O olmasaydı sanki bu kadar tadı tuzu olmazdı Türk popüler müziğinin.
Parçamızın adı Bir Efsane... Sadece Efsane de olabilir, tam olarak bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da bu parçanın sanatçının ilk albüml…

Amstrad CPC 6128

Hey gidi günler hey... Bir nostaljidir gidiyor son zamanlarda, farkındayım. Ancak buna değinmezsem olmaz. Amstrad CPC 6128... Kendisi benim ilk bilgisayarım olur. Ne efsane işler çıkarırdım onunla, sormayın gitsin. Rakibi elbette ki C64 idi, fakat Amstrad'ın eline su dökebilen yoktu o zamanlar. Şimdiler insanlara milyonlarca byte'nin yetmediğini düşünürsek, bir Jpeg resim kadar hafızası ile neler neler yapmazdık ki? Basic kullanabilirdiniz örneğin bu alet sayesinde... Oyunlarını ise sormayın gitsin... Barbarian, Arkanoid, Boulder Dash, Harrier Attack, International Karate... Vay vay vay...
Bilgisayar açıldığında makinaya "Cat" komutu verdiğinizde takmış olduğunuz disketin içinde ne var ne yok görebilirdiniz. Programları çalıştırmak için başvurmanız gereken komut ise şöyleydi; Run" program ismi...

Linux Ubuntu ilk adımlar

Daha cok linux, ubuntu tanitimi ve komut emirlerin anlatildigi 14 sayfalik bir e-kitap kurulum komutlar ve baska komutlar iceren bir derleme...
➔ Linux/ GNU nedir ?
➔ Linux/GNU isletim sisteminin mantigi.
➔ Linux/GNU dagitimlari .
➔ Ubuntunun nedir, Ubuntu hakinda genel bilgiler .
➔ Avantaj, Dezavantaj .
➔ Kulanim& Sorunlariniz ve cozumleri .

linkler:
http://www.upload.gen.tr/d.php/s5/neyav2ro/ubuntu.pdf.html

alıntı: ByDevil

Demokrasi Derken...

Bir tekziple başlamakta fayda var. Yayınladığım
son Pazartesi Notları'nı hatırlarsanız, gecenin
bir yarısı okul köşelerinde oy bekçiliği yaptığımdan
bahsetmiştim. 200 bine yakın oyun da yok edildiği-
ni söylemiştim. Bir kere oy miktarı 200 bin değil,
2 bindi. 200 bin oy tek bir okuldan çıkmaz be...
Neyse, az sonra izleyeceğiniz videoda adı geçen
Celal Yardımcı İlköğretim Okulu evime 50 metre
kadar uzaklıkta bulunan ve seçim gecesi belli
bir saate kadar bulunduğum okuldur.

DERT YORUMCUSU

Bengal'lı yazar Jhumpa Lahiri’den dikkat çekici bir öykü kitabı. İçinde birbirinden güzel öykülerin bulunduğu kitapta, öyküler daha çok Pakistan ve Hindistan dolaylarindaki yaşayan insanların duygu ve düşüncelerine yönelik. Okurken keyif almadım değil fakat çok heyecansız buldum öyküleri. Bugüne kadar okumadığım yörelerin insanlarına ait öyküler okumak bana ilginç geldi. 9 akıcı hikayeden oluşan, 2000 yılında Pulitzer ödülü alan öykü kitabı "Dert Yorumcusu" okuyun derim. Kitabın Arkasındaki Not: Bir kitaba maymun iştahlılığıyla başlayıp daha sonra okumaya devam etmek için kendimizle kıyasıya mücadeleye girmek hepimizin başına gelmiştir. Yazarın kerameti herhalde burada devreye girer. Lahiri'ye daha ilk kitabıyla 2000 Pulitzer'i kazandıran da tam bu noktadaki olağanüstü yeteneği. 'Ben öykü aşığıyım, ' diyenlerden, 'Ben aslında öykü okumayı pek sevmem ama...' diyecek olanlara kadar okuma keyfi olan herkesi kitabın başına mıhlayan bir kurgu ustası Lah…

Memba - 3 cilt birden

Memba isimli 3 ciltlik bir kitap. Gerçekten dini bilgi edinmek isteyenler için iman hakikatlerinin birçok örnekle anlatılabildiği eşsiz bir eser.

Linkler:
http://uploading.com/files/c2381298/Memba_3cilt_dunyaninkitabi.blogspot.com.rar/

Dini Güzel Yazılar

-Az kitap okuyarak çok kitap okumanın sırrı.doc
-Birlikte Yaşama Ahlakı.doc
-Farklılık Mülahazası Şeytan.doc
-Öğrenmek mi tanrı korusun1.doc
-Sıradanlığın dayanılmaz hafifliği.doc

..gibi çeşitli dini güzel yazıların bulunduğu bir klasör. Umarım faydalı olur

linkler:
http://www.upload.gen.tr/d.php/s5/bndj6eal/g__zel_yaz__lar.rar.html

KIRMIZI PELERİNLİ KENT

Yazarın okuduğum ikinci kitabı ama romanını ilk kez okuyorum. İlk kitabını da okurken çok büyük keyif almıştım. Tanışmakta, okumakta geç kaldığımı düşündüğüm bir yazar kesinlikle. Derlemeler kitabından sonra romanına da hayran kaldım. Romandaki karakter Özgür, Rio De Jenerio da tek başına yaşayan yanlız bir genç kadındır. Rio da yaşadığı tatlı tatsız tüm olayları çok güzel bir dille bizlere aktarmıştır. İçinde yaşamış olduğu yanlızlığı, özlemi, parasızlığı da sanki film izlermiş gibi aktarmış okuyuculara. Şehrin aydınlık ve karanlık yüzlerini, havanın ne kadar sıcak ve nemli olmasını çok güzel betimlemelerle süslemiş. Ayrıca roman içinde roman yazması da kitabı daha bir çekici hale getirmiş benim gözümde. Ben okurken çok büyük aldım, umarım sizlerde benim gezdiğim Rio De Jenerio sokaklarında bazen hüzünlü, bazen yüzündeki gülücüklerle gezersiniz. Kitabın Arkasındaki Not: Dünya okurlarınca 'geleceğe kalacak elli yazar' arasında sayılan Aslı Erdoğan'ın Türkiye'de olduğu k…

Kilit!

Yaklaşık bir buçuk senedir yazıyorum bu blogda. Birçok güzel insanı tanımama vesile oldu. Bu açıdan baktığımda benzersiz buluyorum yaptığım işi. Haddime olmayarak, biraz da yaratıcılıktan yoksunluğuma vererek Kültür Sepeti koydum blogun adını. Birilerini yüreklerinden yakalayabildiysem, birilerine ufacık da olsa bir şeyler anlatabildiysem ne mutlu bana. Zira ben çok fazla şey kazandığımı düşünüyorum. Söyleyecek şey çok aslında ama ne kadar uzarsa o kadar zor olacak sanki. Başka bir yerde, başka bir şekilde yeniden yollarımızın kesişmesi dileğimle... Herkese teşekkürler!

90'lı Yıllar #4

Sene 1994... Ülkede pop müzik patlamış, Unkapanı'na yolu düşenin sırtı sıvazlanmış, boş dönen olmamış. Masal gibi girdik, aynen devam edelim öyleyse. Her gün patlayan isimleri akılda tutmanın pek de kolay olmadığını düşünürsek, pek çoklarımız tarafından "Geçiş dönemi" olarak lanse edilen 1990'lı yıllar pop müziğinde bir anda zirveye kurulan ve fakat aynı hızla düşen isimleri hafızamızı biraz zorlayınca anımsamak mümkün elbette. Mesela "Bir Göksel Gonca vardı, ne oldu ona?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. 1994 yılındaki pop müziği rüzgarına kapılıp, aynı rüzgarla uzak diyarlara sürüklenen bir isimdi Göksel Gonca. Yine de şimdi dönüp o yıllara baktığımızda, bir iz bırakabilmiş olacak ki, kendisine bu köşede yer bulabildi. Hatırlarım, kendisini Sezen Aksu'ye benzetirdi bu Aysun Kayacı dudaklı abimiz. Abi dedik, yanlışımız varsa elbette bizi affetsin, lakin Sezen Aksu kadar üretken olduğunu iddia etmesine karşın, az sonra klipte de göreceğimiz üzere o şişki…

Que Sera Sera

Herkes kendi uzmanlık alanında at koşturmalı tabii. Şarkıcı şarkı söylemeli, Sevtap Parman da daha iyi bildiği işe geri dönmeli.

Antalya

Şehirleri şehir yapan nedir? Bu soruya çeşitli cevaplar vermek mümkün tabii ki. Fakat her zaman söylerim, denizi olan şehirler bir başkadır benim gözümde. Deniz demek medeniyet demektir, ufuk demektir. Şöyle karşınıza aldığınızda denizi, dostlarınızla birlikte yudumladığınızda rakıyı, ve en nihayetinde doğrulttuğunuzda gözlerinizi denizle gökyüzünün birleştiği o çizgiye anlıyorsunuz ne demek istediğimi. "Anlatılmaz, yaşanır" sözünün belki de cuk diye oturduğu tek yer burasıdır. Evet, denize sahip kentlerin medeniyetten nasibini almış olduğunu rahatlıkla iddia edebilirim. 29 Mart itibarıyla bakıyorum da birilerinin sıcak denizlere açılma planları Türkiye sahil şeridinden veto yedi. "Neden acaba?" diye sormuyorum bile...
Antalya'yı seviyorum. Dünden beri daha da çok seviyorum. Dubai olmayı değil, Antalya olarak kalmayı seçtiği için...

Büyük Filmlerden Büyük Replikler - Volume 58

"Forgive me, Majesty. I am a vulgar man! But I assure you, my music is not."(Amadeus - Tom Hulce)

The Frighteners

Bir nesil hayalet hikâyeleri ile, perili köşklerin tüm ihtişamlarıyla ürpertici tepelerde konuşlandığı filmlerle büyüdü. Kendimi gayet rahat bir şekilde bu nesle dahil edebilirim sanıyorum. Ne günlerdi ama... Ghost Busters'in sümük yeşili hayaletleri, ailemizin hayaleti Casper'in birbirinden kötü ama bir o kadar duygusal amcaları, Sleepy Hollow'un kesik başlı süvarisi, "Ölmek için güzel bir gün" ile "Ölmek için kötü bir gün" arasında seyreden Flatliners, adı üç kez yinelenince anında yanınızda biten Beetle Juice... Üstelik her zaman korkmak ve gülmek arasında gidip gelmek yetmedi bize. Ghost'ta "Aşka bak ulan" deyip göz pınarlarını kuruttuk. Hülasa her daim işimize yarayacak bir hayalet öyküsü illâ ki bulduk.
Bu hikâyelerden biri de geride bıraktığımız bunca yılın ardından omuz hizamızdan peşimize baktığımızda satır aralarına sıkışıp kalmış, şimdilerde pek de hatırlanmayan, lakin bir dönem her birimizi yüreğinden yakalamış bir yapım. 1996 y…

OBLOMOV

Mükemmel bir çalışma. Kurgusuyla, akıcılığıyla. Sıkılmadan, zevkle ve hatta kahkahalarla okudum çoğu bölümünü. Başladığınız zaman elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Sizi o dünyaya öyle bir sokuyor ki, çıkmanız imkansız. Bu kadar geç okuduğum için pişmanım tabii. Çok kısa olarak konusu ise; çok temiz kalpli, çok tembel ve aristokrat olan Oblomov’un hayatını anlatıyor roman. Toprak zengini olan bu kişinin emrinde çalışan birçok köylüsü vardır. Mirastan kalan bu toprakla geçimini sürdürmektedir. Tembelliği ile şehirden ünlenen Oblomov’un ise, yaptığı tek faaliyet yattığı yerden düşünmek ve hayal kurmak J Piyasadaki çoğu kişisel gelişim kitaplarından çok daha fazla şeyler bulacağınıza eminim. Ve tabii ki kendinizden de birçok şey bulacaksınız. Tembellik bir insanın ruhuna nasıl yerleştiğini ve nasıl yaşadığını çok güzel anlatıyor. Doğu ile batının da farkının anlatıldığı bu romanda herkese kesinlikle tavsiye ediyorum.

Kitabın Arkasındaki Not:

Rus edebiyatının hiçbir kahramanı, ne Rasko…

Pazartesi Notları #68

Ataşehir'e bağlı olduğumuz kabak gibi belliyken oy kullanmak için Maltepe'ye gidecek olmanın mantığını çözebilmiş değilim. Olsun ama, inadım inattı, yılmadım. Kalktım, dağları tepeleri aştım, ovaları çayırları geçtim ve sandıkta rengimi belli ettim. Son duruma göre boşa atmamış olduğum ortada. Zaten hangi oy boşuna atılmıştır ki!O değil de Antalya'da zihniyetin açık ara değişmesi beni ne kadar mutlu etti, tahmin bile edemezsiniz. Aslında normali buydu, değişen sadece son iki seçimde olandı.Bakın ne diyeceğim... Ben uslanmadım, yeniden top oynamaya başladım. Sahalara geri döndüm ama çoluk çocuğun da kepazesi oldum. Kolumu sakınmaktan rezil rüsva oldum esasen.Merak ediyorum kuaför salonları camlarına neden kendi yapmadıkları saçların fotoğraflarını koyarlar? Gündüz gece bunu düşünüyorum da işin içinden çıkamıyorum.Ben uçabiliyorum. Arada sırada havada kalabiliyorum. Havada kaldığımı görenler bile var. Allah Allah Allah Allaaaaaaah....Gecenin bir yarısına kadar arkadaşlarımla…