Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat 15, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Büyük Filmlerden Büyük Replikler - Volume 56

"I'm afraid. I'm afraid, Dave. Dave, my mind is going. I can feel it. I can feel it. My mind is going. There is no question about it. I can feel it. I can feel it. I can feel it. I'm a... fraid. Good afternoon, gentlemen. I am a HAL 9000 computer. I became operational at the H.A.L. plant in Urbana, Illinois on the 12th of January 1992. My instructor was Mr. Langley, and he taught me to sing a song. If you'd like to hear it I can sing it for you."(2001: A Space Odyssey - HAL 9000)

MELEKLER ERKEK OLUR

Bu kitabi bir gazete sayfasında keşfettim. Çok kısa bir bölümünü yayınlamışlardı, okuyunca tam bana uygun bir kitap olduğunu düşündüm ve hemen kitabı satın aldım. Çok keyifle okuduğum bir kitap idi. Roman, Murat’ın iş, aşk ve ev hayatı arasında geçiyor. Evli ve iki çocuklu, başarılı bir işe sahip olan Murat’ın çeşitli olaylar karşısında aldığı tavırlara şahit olduğunuz çağdaş bir roman. Aynı zamanda Murat’ın yaşamındaki değerlerle hesaplaşmasının öyküsü bu kitap. “Melekler Erkek Olur” yazarın ikinci romanı. İlk romanı “Çocuk Ölümü Şarkılarını” henüz okumadım. En kısa zamanda okuyup yorumlayacağım sizlere. Kurgusu fena değil, sıkılmadan rahatça okuyabileceğiniz bu romanı herkese tavsiye ediyorum.

Kitabın Arkasındaki Not:

Gizli birşey yapıyordum ve korkuyordum, karımdan, çocuklarımdan, patronumdan, arkadaşlarımdan, iş arkadaşlarımdan, kısaca bana sahip olan, hayatımı zorlaştırma, hatta karartma potansiyeline sahip herkesten, tek tek ve toplu olarak hepsinden.' Melekler Erkek Olur c…

MIRILDANDIKLARIM

Kırdın mı incittin mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,giysilerim ütülü, odam düzenli mi?Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatma…

Yemeksepeti

Nedir yani "Yemeksepeti"? Yaratıcılığım dibe vurdu son zamanlarda. Artık başlıkları geçiştiriyorum... Önemli olan da bu değil zaten, içeriğin kendisi. Fakat yine de "İyi bir başlık yoksa yazı okunmaz" der üstad Mario Levi. Neyse...
Yemeksepeti'nden bir e-posta aldım akşam saatlerinde. Buna göre Yemeksepeti'nden 1000 parçalık puzzle kazanmışım. Lakin benim aklım kıl payı kaçırdığım DVD setinde.

Sanat Terapisi

Sanat terapisi veya yaratıcı sanat terapisi, kişilerin yaratıcılıkla ve sanatla kendilerini ifade etmelerini teşvik ederek, duygularını anlamalarını sağlar.

Sanat terapisi, iki aşamadan oluşmaktadır; sanatın yaratılması ve yaratının anlamının keşif edilmesi. Temelleri, Freud ve Jung’un bilindışı kavramlarına dayanan sanat terapisi, görsel sembollerin ve imajların en kolay ulaşılabilir ve en doğal iletişim yolu olduğu düşüncesine dayanır. Katılımcılardan, sözel olarak ifade edemedikleri duyguları önce gözlerinin önüne getirmeleri ve daha sonra bunu yaratmaları istenir. Oluşan eser gözden geçirilir ve anlamı danışan tarafından yorumlanır.

Sanat terapisi, bireysel, grup veya aile terapisiyle birlikte yürütülür. Sanat terapisinin önemli bir noktası terapistin değil, danışanın/yaratıcının eserle ilgili yorumu yönlendirmesidir.

Sanat terapisi, dil kullanımı sınırlı olan çocuklar ve duyguları hakkında konuşmaktan kaçınan ergenler ve yetişkinler için faydalı olabilir.

Sanat terapisi, organik köke…

Güle Güle Hüsnü Kuruntu

6 45 Yayıncılık'ın piyasaya sunduğu kitapların son sayfasında yazardı: "Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?" Zamanla daha iyi anlıyor insan bunu. Durup dururken düşünceler içine giriliyor, paradoksun başı ile sonu birbirine bağlanamıyor. Gazanfer Özcan tanrının bu topraklar için yarattığı ender değerlerden biriydi. Artık o da yok... Kuruntu Ailesi'nin Hüsnü Kuruntusu, Avrupa Yakası'nın Tahsin Sütçüoğlusu da aramızda olmayacak bundan sonra. Büyümek böyle bir şey işte. Siz büyüdükçe etrafınızdakiler de birer birer düşmeye başlıyorlar.
Gazanfer Özcan hayatının son anına kadar üretmekten vazgeçmemiş bir isimdi. Şimdi gelsin de günümüzün çakma starları onun yerini doldursun. Peh! Kemal Sunal'ın, Barış Manço'nun, Melih Kibar'ın, Cem Karaca'nın, Suna Pekuysal'ın, Adile Naşit'in yeri doldurulabildi mi ki Özcan'ınki dolsun! Geçiniz...
Işık seninle olsun kadife sesli ihtiyar...

Creativity (26)

Bilgisayardan Anlamayan Adama Yardımcı Olmak

Efendim niyetim kimseyi kırmak değildir ve hatta şuradakini buraya koymak hiç değildir. Ancak günüm geçmiyor ki sinirimi tepeme çıkaracak birileri bir anda ortaya çıkmasın. Malumunuz devir teknoloji devri. Mesela okulda bir hocamız var. Reklam derslerine girer kendisi. İddiasına göre şimdiye dek ne cep telefonu kullanmıştır ne de bilgisayar. Kullanmak lazım teknolojinin nimetlerini. Hocam hakkında birkaç söz söylerdim ama neticede kendi tercihi. "Ben böyle yaşamak istiyorum" diyen adama siz ne diyebilirsiniz ki? Dedim ya bu hocanın kendi tercihi ve ben ağzımı açamadım. Fakat yukarıdan sürekli malzeme yağıyor bu aralar. Birkaç saat evvel MSN Messenger adı verilen hizmet sayesinde bir arkadaşım ile sohbete başladık. Söz konusu arkadaşımın teknoloji özürlü olduğundan bihaber değildim tabii ki ancak bu kadarını da beklemiyordum şahsen. Lafı daha fazla uzatmadan ve sevgili arkadaşımın ismini de vermeden olaya girelim:

Ş: nbr
Anıl: iyidir Ş. seni sormalı
Ş: ben de iyiyim ya sağol
Ş: y…

Oualalaradime

Ne şarkıydı ama... Ortaokuldan liseye geçiş dönemimde büyük yer sahibidir bu parça. Number One Tv'ye kaç defa e-posta atmışlığım vardır klibini yayınlamaları için. Hem şarkı hem klip... Unutulmazdı unutulmaz!

Zebda - Oualalaradime
Yükleyen Zebda

SON ADA

Livaneli’nin okuduğum en kötü kitabı bence. Bir yazıya sığdırmam gereken cümleyi tek ve ilk cümlede belirttim ama gerçekten benim için öyle. “Mutluluk” ve “Leyla’nın Evi”nden sonra “Son Ada” hiç yakışmadı, sanatına ve müziğine hayran olduğum yazara. Hayalimde daha güzel, daha etkileyici, daha yaratıcı bir şeyler vardı. Sanırım fazla beklenti içine girmişim. Bence zorla yazılmış, yazılmış olmak için yazılmış bir kitaptı. Sembolik isimlerle anlatılmış, Livaneli’ye yakışmayacak bir kurgu, çok basit bir dil ve neredeyse hiç betimlemeye yer verilmemiş masal gibi bir şey. Emekli bir bürokratın dinlenmek için bir adaya yerleşmesini, adanın ve ada halkının nasıl dengelerini altüst ettiğini konu olan bir kitap. Beni fazlasıyla hayal kırıklığına uğratan bu kitabı zamanı ve parası bol olanlara tavsiye ederim sadece.

Kitabın Arkasındaki Not:

Livaneli’den alegorik ve sarsıcı bir roman…Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir…

MİM = KİTAP

Sevgili çikolata çikolata ve sevgili kitaplarımbeni sobelemiş, mim konusu kitaplar olunca hemen atladım tabi.

1- Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
2- 161. sayfayı açın.
3- 5. cümleyi okuyun.
4- Blog sayfasına yazın.
5- En güzel cümle ve en güzel kitabı seçmeyin.Sadece yakınınızda olan ilk kitabı alın.
6- 5 blog arkadaşınıza yollayın.

En yakınımdaki kitap, Murathan Mungan "Kırk Oda".
161. sayfanın 5.cümlesi: "Benim mutsuzluğum kopkoyu bir mutsuzluk.

Bende kitap okumayı seven, yakınındaki kitap bulunan herkesi mimliyorum.

Pazartesi Notları #62

Sayı oldu 62. Yalandan korkmam 62'den korktuğum kadar. Pazartesi Notları'ndan bir tavşan mı yapsak?Meğerse benim ex-uzun saçlarımın kafayı soğuktan korumak gibi gizli bir görevi varmış. Nasıl kıydım ben onlara?"Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından."
Buena Vista Social Club'un 95 yaşında hayata gözlerini yuman üyesi Compay Segundo'ya ait bu sözler. Ve hayat, kelimeler ve cümlelerdeki kadar uzun olmadığını grubun kalan birkaç üyesinden biri olan Orlando Lopez'in geçtiğimiz hafta içindeki kaybı ile bir kez daha kanıtladı. Grubun önde gelenlerinden biriydi Cachaito. Buena Vista Social Club'un kontrbasta atan kalbiydi. Artık Küba müziğinde bazı şeyler eskisi gibi olmayacak. Küba'daki pek çok şey gibi...Buena Vista Social Club demişken... Grup 28 Nisan'da İstanbul'da ve 29 Ni…