Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık 28, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dinlenmesi Gerekenler (42) - Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa

Kimse bilmez neden böylesin diye

Kimse sormaz neden sustun niye

Niye döndün sırtını herkese

Ne olacak senin bu halin böyle



Geçmez günler unut kendini

Bu hayat zor var mı çaresi

Boşver gitsin rüzgarlar essin

sana da bütün insanlar gibi



Günlerin kötü geçiyor

umudun yok soranın yok

sorunun çok isteğin yok

gelenin yok yorgunsun çok



Karışık kafan unut her şeyi

sorgulama boşalt içini

Uyan artık geriye bakma

hayat kısa durma orda



Geçmez günler unut kendini

Bu hayat zor var mı çaresi

Zaman aksın hızına bakma

Seni dinlemez nasıl olsa

Bırak aksın seni de götürsün

Hepsi hepsi hayat nasıl olsa



Doğan güneş seni çağırır

Gidemezsin ayakların bağlıdır

Bilemezsin yarın ne olur

Göremezsin gözlerin kapanır

Çözemezsin sorunlarını

öylece kalırsın



Geçmez günler unut kendini

Bu hayat zor var mı çaresi

Zaman aksın hızına bakma

Seni dinlemez nasıl olsa

Bırak aksın seni de götürsün

Hepsi hepsi hayat nasıl olsa



ZARDANADAM

2008'de...

...umut doluydum her zamanki gibi....isteklerim oldu bir türlü gerçekleşmeyen....hükümet çok canımı sıktı....muhalefet daha fazla canımı sıktı....herkesi teğet geçen kriz beni onikiden vurdu....kalbim bana ihanet etti....midem bana ihanet etti....ben hem kalbime hem de mideme ihanet ettim....Galatasaray şampiyon oldu....içmeden sarhoş oldum ki bu yılın sonlarına tekabül etmekte ve etkisi ısrarla sürmekte....çok fazla uykusuz kaldım....pek konuşmadım....pek duymadım....pek görmedim....mantığımı bir kenara bıraktım....kendime bol bol felaket senaryosu hazırladım....nasıl tebessüm edildiğini anımsamaya çalıştım....Noel Baba ile yine tanışamadım....karda kayıp kıçımın üzerine oturduğumda mutluydum....gözlerimi soldan sağa daha fazla hareket ettirdim....fazla izleyemedim....aftlarımdan kurtulamadım....gemileri yaktım.ve 2009'da......all i want is just an absinthe!

MUTLU YILLAR

Da Vinci Şifresi (pdf formatta)

tanıtım:
Robert Langdon Harvard Üniversitesinde görev yapan Amerikalı bir simgebilim uzmanıdır. Paris'te verdiği bir konferans sonrasında görüşmek için randevulaştığı Louvre Müzesi Müdürü'nün o gece, üstelik onunla görüşeceği sırada öldürülmesi sonucu kendini "baş şüpheli" olarak olayların içinde bulur.
Dünyayı kasıp kavuran Da Vinci şifresinin Türkçe uyarlaması güzel bir kitap..

linkler:
http://uploading.com/files/1fc62811/danbrdvinsifresi_dunyaninkitabi.blogspot.com.rar/http://hotfile.com/dl/28466912/7bd0f3a/danbrdvinsifresi_dunyaninkitabi.blogspot.com.rar.html
NOT:pdf formattadır bilgisayarınızda adobe reader kurulu olmalı

Atatürk'ün kehanetleri .lit uzantılı

tanıtım: ATATÜRK GELECEĞİ Mİ GÖRÜYORDU?
Bazı bilim adamlarına göre geleceği görme yeteneğinin merkezi,diansefal dediğimiz ve sempatik sinir sisteminin birleştiği beyin merkezidir.

özellikleri:
boyut: 203 Kb
yazar: K Kartal

linkler:
http://www.turboupload.com/files/get/Y8tse_-5lM/ataturkunkehanetleri.rar
alternatif
http://uploaded.to/?id=ihucp4

NOT: .lit uzantılı dosyaları açabilmeniz için MSReader adlı programı kurmanız gerekiyor
MSReader indir linki

Büyümez Ölü Çocuklar...

İsrail bombalıyor...
Savaş kanunlarını hiçe sayarak vuruyor...
Hastaneleri, okulları...
Ve çocukları vuruyor hepsinden öte...
Ağzında mermi yerine emzik taşıması gereken bebekleri...
Bela okuyorum, lanet okuyorum...
Hem İsrail'e hem de Gazze'de olan biteni sadece kınamakla yetinenlere...

Akasyanın Şarkısı

İlkbahar kokan bir sonbahar sabahına uyandı dalgın gözlerin
sen sonbaharın sarılığını eskiden hiç bilmezdin...
En güzel çiçeklerini uzatmıştı hep pencerendeki akasya
ondandır sen yaşamın kupkuru dallarını hiç görmedin...

Baharlar upuzun yollar gibi uzansın ömrüne!

Deniz kokan bir kıyı kasabasında uyandı yorgun gözlerin
sen fırtınaların ıslığını eskiden hiç bilmezdin...
Sevda çığlıklarıyla en güzel şarkılarını söylemişti hep göğündeki martılar
ondandır sen yaşamın azgın dalgalarını hiç tanımadın...

Denizler gökyüzü atlası gibi serilsin ömrüne!

Itır kokan çocukluk şehrinde uyandı dalgın gözlerin
sen ayrılıkların rengini eskiden hiç bilmezdin...
Annenin üstüne titremesi gibi taze ekmek kokusu taşımıştı hep sokaklar
ondandır sen yaşamın ayrık otlarını hiç bilmedin...

Sokaklar bayram sabahları gibi uzansın ömrüne!

Buğusunda hasret tüten bir İstanbul sabahına uyandı yorgun gözlerin
sen hasretin kokusunu eskiden hiç bilmezdin...
Yedi tepesinin her birinden aşkı büyütmüştü sana hep İstanbul
o…

MAVİ KARANLIK

“Benim yazarlarım”dan olan Vedat Türkali’nin Türkiye’nin 1980 öncesi siyasi gerçeğini de ortaya koyan harika bir romanı. İlk başlarda biraz sıkıcı gelse de, konuya hâkim olduktan sonra elinizden bırakamayacağınız bir kitaba dönüşüyor. Hatta kitap bitmesin diye ağır ağır okudum, her satırını içime işledim. Konusu şu şekilde işlenmiştir. Doktora öğrencisi Nergis ve fizik bölümünde asistan olan sevgilisi Korhan bir gün apar topar Bodrum’a giderler. Bodrum’a geliş sebepleri ise, Korhan’a gelen ölüm tehditleridir. Bir anlamda bu tehditlerden kaçıp Bodrum’a sığınmışlardır. Nergis’i burada bir sürpriz beklemektedir. Eski sevgilisi ressam Özgür. Nergis, Özgür’ün de Bodrum’da olduğunu öğrenince içinde fırtınalar kopar. Korhan ve Özgür arasında kalmıştır Nergis. İçsel hesaplaşmalarla, psikolojik analizlerle dolu, yazarın muhteşem anlatımıyla ve kurgusuyla muhteşem bir eser çıkmış ortaya. Vedat Türkali’nin bu ikinci kitabını kesinlikle herkese tavsiye ediyorum.

Kitabın Arkasındaki Not:
Zaman: 12…

Kış

"Merhametsiz kış sabahlarından önce herkesin, ayaklarını ısıtmak için birine ihtiyacı vardır. Kış aslında iki kişilik bir mevsimdir. Uyku kokan yorganlar, birbirine karışan rüyalar, sayıklamalarla uyandırdığın biri ve onun gecenin ortasında gülen yüzü... Bu, sokulmanın mevsimi! Eskiden pazarlarda satılan civcivler gibi, kemikler, eklemler birbirine geçmeli... Kış, bir insanın başka bir insan için yapıldığının delili!"

Ece TEMELKURAN

Pazartesi Notları #58

Bu sözü söylemiş: "Sırf yabancı oyuncuların Noel'i için ligin 16. haftada kesilmesini anlamıyorum. Bu müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır bana göre." Kim mi söylemiş, tabii ki Bülent Uygun. Nazarımda Ajdar birdir, bu iki... İkisini de gördüğüm yerde... Salyangozdan tiksinmem Bülent'ten tiksindiğim kadar.Birileri evimi sormuş. İşte burası.Kanal 7’de yayınlanan bir programda ölünün nasıl kefenlenmesi gerektiğinin uygulamalı olarak anlatıldığını duymuş muydunuz? En azından şimdi duydunuz. Konu mankeni temsili ölüden bahsetmiyorum bile... Akıl fikir...Tükenmez kalemim tükendiğinde garip bir hüzün kaplar yüreğimi...Ğ mi daha karizma yoksa W mi yoksa Q mu? Kim daha çok eksikliğini çekiyor, biz mi W ve Q’nun, gavur mu Ğ’nin?“Ne diye hitap etsem ki? Fifti Bey desem olur mu ki?”Beşiktaş’lı bir arkadaşım Yıldırım Demirören’e her seferinde ısrarla Tüpçü diyor ve ben her seferinde aynı sıfata gülmeden edemiyorum. Aynı arkadaş PES2009 oynarken Manchester United’li Brown’un …

Psikoloji ve Din

Psikoloji ve din


Yunanca'da psykhe, ruh; logos da bilgi demektir. Bunların ikisi bir araya gelince ruh bilgisi oluyor.Bilindiği gibi Roma İmparatorluğu dördüncü asırda ikiye bölünerek, Doğu Roma, Batı Roma diye ikiye ayrıldı. Doğu Roma'ya daha sonra Bizans İmparatorluğu dendi, bu da Osmanlı Devleti tarafından ortadan kaldırıldı.
On yedinci asırda başlıyan Avrupa medeniyeti, Roma ve Atina'ya istinat eder. Yunanlılar felsefe yönünden zengin gösterilmiştir. Halbuki Orta Asya, Çin, Hint, Mezopotamya, Anadolu, Mısır, İran uygarlıkları Avrupa'dan çok ilerde idi. Sanayi devrimini başaran Avrupa, ezdiği insanlara kendini büyük gösterdi. Böylece Asya unutuldu, Avrupa gündeme geldi.

Bunun için İsra Suresi'nin 85'inci ayeti üzerinde yeterli çalışma yapılmadı, geçim derdine düşen insanlar, kendi ruhunu incelemeye fırsat bulamadı. Neticede Yunanca olan psikolojiyi Müslümanlar yıllar yılı okudu, öğrendi, sınıf geçti. Tahsilsiz Müslümanlar da, Atina ve Roma medeniyetini ezberliy…

BORDERLINE - Sınır Durum Vakaları

YOKLUĞUN SINIRINDAKİ HAYATLAR

Modern dönemlerin birçok olumsuz tezahürü onlarda mevcut; derin bir boşluk duygusu, değersizlik hissi, anlamsız bir acısı, istikrarsızlık… Borderline, yani sınır durum vakaları böylesi duyguları tüm şiddetiyle yaşıyor. Onların sayısı aramızda her geçen gün artıyor.

‘Havada uçuşan renkler düşün, hepsi benim ama bir bütünlük yok. Her zaman karşıdakine göre şekillenen biriyim.” “Sürekli bana heyecan veren şeyler arıyorum. İstikrar benim için çok sıkıcı, ruhum daralıyor.” “Nefret ve sevgiyi âdeta bir arada yaşıyorum.” “Bir anda geliyor, beynime kan gibi sıçrıyor. O an her şeyi yapabilirim.” “Kendimi bir hiç gibi, pislik gibi hissettiğimde bunu yıkmam lazım. Öyle anlarda siyahlaşıyorum. Ben karardıkça dünya da kararıyor. Bana canım diyen sanki canın çıksın diyor.” “Terk edilme korkusu bütün ruhuma, varlığıma hâkim oluyor.” “İçimde ciddi bir boşluk duygusu var, herkes tek ama ben yarımım resmen.”

Bu cümleler ‘borderline’ yani sınır durum vakalarına ait. Onlardan h…

Love Actually

Mükemmeliyeti aramayı bir kenara bırakalım. Pencereyi döven kar ile yağmura ve ısıtmaya çalıştığımız odamıza kapı altlarından sinsice sızan soğuğa inat içimizi ısıtacak bir şeyler yapmanın vakti geldi sanırım. Kışın tadını böyle çıkarmalı insan. Koymalı mesela bilgisayarına ya da DVD oynatıcısına bir film, izlemeli. Yanından kahvesini eksik etmemeli. Fakat içmeden önce salına salına yükselen kahve dumanı içe çekilmeli ki ciğerler de nasiplensin. Sırtımızdaki battaniye çoktaaan bedenimizle bütünleşmiş olsun. Amerikan filmlerinin bize gıpta ettirdiği o Noel günlerini yaşayamıyoruz belki bu topraklarda, ancak bazı şeyleri kendimizce yaşamanın yollarını keşfediyoruz bu sayede, üstelik kimse özelimize karışamıyor böyle anlarda ve bunun yaşattığı hazzın önüne geçebilecek tek bir Allah'ın kulu da olmuyor.
Love Actually tam da yukarıda çizmiş olduğum tablonun eksik kısmını tamamlıyor aslında. Size de sadece o kısmı tabloya yapıştırmak kalıyor. Film dilimize "Aşk Her Yerde" olarak…