Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım 16, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

It's Winter

Her şey bir orta okul münazarası ile başladı aslında: Süt siyah mıdır yoksa beyaz mı? Nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama "Siyahtır"ı savunan grup münazaradan galip ayrılmıştı. Belki de "Beyazdır"cıların basbayağısıydı onlara mağlubiyeti getiren. Ben buradan yola çıkıp olayı kış mevzusuna getireceğim. Kışın hayatımızdaki yeri nedir? Çok seviyor oluşumuza karşın o kadar saf ve masum mudur? Kış beyazdır. Beyazın tüm ortak lisanlardaki karşılığı kirlenmemişliktir. Doğarken gözlerimiz yaşsız ağlamışızdır, o masumiyeti çok güzel ifade eder kış. Bir gece yarısı perde aralanıp da görülen pamuksu noktaların yüze kondurduğu tebessümdür belki de. Ancak herkese göre değil elbette. Ertesi sabah tüm şehir beyaza bürünmüştür. Üstü beyazdır belki ama, altında kalanlar için her şey simsiyahtır.
Dünyanın doğusu olarak bilinen yarım kürenin beyaz perdeye yansıttıklarını izliyorum son zamanlarda. Batıyla olan ilişiğime bir müddet son verdim. Doğu-Batı arasında kalmış, kendisine bir kiml…

Yuh!

Şiddetli bir fırtına kopacağından haberimiz vardı. Okulumuzun ünü sağır sultanın bile kulağına gitmiş olan o dillere destan yokuşunu tırmanırken bile rüzgar alıp götürecek gibiydi beni. Beni götürmesini anlardım da koskoca Karaköy İskelesi'ni, yılların Karaköy İskelesi'ni olduğu gibi suların altına gömmesine bir anlam veremiyorum. Hele bir de 10 gün kadar önce içinden geçtiğimi düşünüyorum da... Tek teselli olayın gündüz gözüyle yaşanmamış olması. Yetkililerin alınlarına kocaman bir öpücük konduruyorum, en tükürüklüsünden.

Anlamazdın

Sevilirken bilmedin mi

ben söylerken gülmedin mi

falımızda hasret var

ayrılık var, demedim mi?



Anlamazdın anlamazdın...

Kadere de inanmazdın.

Hani sen acı veren,

kalpsizlerden olamazdın?



Dilerim ki mutlu ol sevgilim,

ben olmasam bile hayat gülsün sana

günahım boynunda,

ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda...



La la la lay la lal laa

La lal la lay la lal laa



Kalbim bomboş kaldı sanma,

acılar geçer zamanla.

Aşka tövbe demem ben,

görürsün sevince yeniden...



NOT: Bu şarkı kulaklarıma hiçbir zaman son birkaç gündür olduğu kadar vurucu gelmemişti. Çıkmıyor "playlist"ten anasını satayım...

Half-Blood Prince

En iyi kitabın filmi geliyor. Fragmanlar çok fena gaza getiriyor, kitabı yeniden ele almaya teşvik ediyor. Kültür Sepeti heyecanı iliklerini kadar hissetmek isteyenler için ekranlara getiriyor... İşte Harry Potter and the Half-Blood Prince:




Bu da ilk ve tek afiş. Belki resmi değildir ama "Olmuş" bence;





















Çok ağlayacağız bence... Sence?

DIŞ MEKAN GRAFİK TASARIM REKLAM ÖRNEKLERİ

SON ZAMANLARDA YAPTIĞIM BİRKAÇ "DIŞ MEKAN REKLAM" ÇALIŞMASI



Here are some of my last open air advertisement graphic design works.

DIŞ MEKAN GRAFİK TASARIM REKLAM ÖRNEKLERİ

SON ZAMANLARDA YAPTIĞIM BİRKAÇ "DIŞ MEKAN REKLAM" ÇALIŞMASI


Sıcak Bir Kış

Saçlarını gittikçe kısalttığın günlerde
sen söylemiştin bu sözleri unutmadım
Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa
bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde

Kalıcı olan hiçbir şey yok diyordun
An’lar var yalnız ömrü karşılayan
Şimdi sımsıcak bir kar yağıyor yine
yüreğimin üstüne yağıyor hiç durmadan

Ellerin nasıl da üşüyor, bozacının
karlı sesi doluyorken odamıza
Hava gittikçe kirleniyor bu kentte
ve aralıksız kar yağıyor, kar yağıyor

Kar ayrılık hüznüdür ve ne çok
ayrılıklar yaşandı şu son birkaç yılda
Yurdundan ayrılanları düşünüyorum ve birisi
"Özledim" diyor, "ülkemin kar kokusunu da özledim"

Hiçbir an’ını tanımlamaya kalkmadan
kısacık ömürler biçiyoruz kendimize
Sonra yolculuklara çıkıyoruz, bir kentten
ötekine giderken özlüyoruz bir başkasını

"Özlediğimiz birileri olmalı" diyordun
yanındayken bile özlediğimiz birileri
Öyleyse kalkıp Ati’ye gitmelisin, İstanbul’a
belki hâlâ saklıyordur bir gülü kimbilir

Yaşandı mı o sıcak kış, yaşlandık mı
aynalara bakmaya vakit bulamad…

Lost - Sezon 5

Heyecanlı bekleyiş 21 Ocak 2009 Çarşamba akşamı son buluyor. Lost yeni sezonunu 3 saatlik bir sezon galası ile yapacak. Çarşamba akşamı önce bir saatlik özet bölüm ekrana gelecek ve aynı akşam Lost'un 5.sezonunun ilk iki bölümü olan Because You Left ile The Lie arka arkaya yayınlanacak. Bu sırada biz de ağzımızın suları ile meşgul olacağız.

LOST season 5 [Promo]
Yükleyen Production-K3vYn

Pazartesi Notları #52

52 oldu, 52!Yazıyla “Elli iki!”1 yıl yahu!Bir halt mı? Değil!Şimdi, buzlu çay iyidir, hoştur. Herkes bunun şeftalili olanını içerken bir benim galiba limonlu olanına abayı yakan. Bir de, sabah demlediğiniz çayın içine bir dilim limonu boca edin. Sonra soğumaya bırakın. Aynı işlemi şeftali ile denemek pek mantıklı görünmüyor. Sonrası... Alın size ev yapımı buzlu çay. Aslında düşündüm de, almasanız daha iyi sanki.İstanbul’un suları o kadar kirli ki yıkanmak için banyoya giriyorsunuz, çıktığınızda bir bakmışsınız aslında daha fazla kirlenmişsiniz. O kadar yani...Ben bunu yazarken üç ayrı camiiden aynı anda okunan ezanı dinlemekteyim.O değil de ben bu Kurtlar Vadisi Pusu’yu çok seviyorum. Ne güzel, yayınlandığı 2-3 saatlik zaman dilimi içerisinde ne sokaklarda kıro kalıyor ne de İstanbul’da trafik...Her mutlu çift bir gün ayrılığı tadacaktır!21 Kasım'da Sürmanşet, 26 Kasım'da Sunay Akın Beşiktaş Kültür Merkezi'nde. Gitmek lazım...Hulusi Kentmen aramızdan ayrılalı tam 15 sene o…

MOR

2004 yılında Orhan Kemal Roman ödülüne sahip bir roman; MOR. İnci Aral’ın bu güzel romanını 5 yıl önce yeni asistan olduğum yıllarda okumuştum. Kitabın kapağı çok ilgimi çektiği için satın almıştım. Kitabı okuduktan sonra iyi bir seçim olduğuna karar verdim. Mor, 24 saat içinde gelişen olayları anlatıyor. Ancak kişilerin geçmişlerine yolculuk ve gelecekleri üzerinde durması zaman dilimini uzatıyor. Evliliği, kadın-erkek ilişkilerini çok güzel bir anlatımla okuyucuya sunmuş. Yeni Yalan Zamanlar serisinin ikinci kitabı. Kitabın konusu, evli olan İlhan kendinden 30 yaş küçük Renginur’a aşık olur ve bir çocukları olur. Bu durum karşısında baldızından çok tepki alır. Ve olaylar böyle akıp devam eder. İnci Aral’ın muhteşem Türkçesiyle akıcı bir roman çıkmış ortaya, cinselliği ön plana almasına rağmen. 2004 yılında Orhan Kemal Roman ödülüne de layık görülmesinin sebebi, zaman kavramını çok iyi değerlendirip 24 saati bir roman şeklinde sunmasıdır. Psikolojik tahlilleriyle, roman kahramanların…

Olmasaydı Sonumuz Böyle...