Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 12, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Antalya'ya Yıldız Yağdı

"Her zaman Türkiye'ye gelmek ve tanımak istedim. Nihayet Türkiye'deyim. 45 yıldır süren Altın Portakal Film Festivali'ni çok etkileyici buldum. Başka bir ülkeye gidip, başka bir kültürü tanımak çok güzel. Master Class etkinliğinde de sinema öğrencileriyle buluşacağım"
Bu sözler Hollywood'un ön önemli aktörlerinden Kevin Spacey'e ait. Antalya'dan ayrı kaldığıma hiç bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum. Bunun sebebidir Kevin Spacey. 2 Oscarlı usta aktör 45.Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 4.Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin konuğu olarak Antalya'ya ayak bastı. Kilometreler ötede çaresiz kalmak en kötüsü. Kimbilir ne zaman Antalya'ya, ya da Türkiye'ye gelir? Kaçan balık çok büyük oluyor benim için...
Üstelik sadece Kevin Spacey ile yetinmiyor bu sene Antalya halkı. Antalya bahane aslında. Her geçen sene daha da modernleşen ve kalitesini artıran Altın Portakal, Avrupa'da söz sahibi bir festival olma yolunda hızla ilerliyor. F…

Dinlenmesi Gerekenler (38) - Erdi Bahar

Erdi bahar sardı yine neş'e cihanı a canım
Eğlenelim, raksedelim lale zamanı

Açtı bu dem naz ile gül gonca dehanı
Dinleyelim bülbülü gel lale zamanı

Faslı bahar seyrine çık sen bize gel de a canım
Gönlümüzü şad edelim bezmi emelde

Bağda bahar sinede yâr badeler elde
Eğlenelim, raksedelim lale zamanı

Mey içelim, raksedelim lale zamanı.

Sema & Taksim

Söz & Müzik: Münir Nurettin Selçuk

Ten

Türkiye, Malezya olur mu? Olursa ne olur? Hatta bir sonraki aşama olarak İran'daki molla rejimi ile yüzyüze bulabilir miyiz kendimizi gelecekte? "İhtimaller, ihtimalleeer" diye sesleniyordu büyük şarkıcı Mustafa Sandal. Sesine kulak mı vermeliyiz? Belki! Hep konuşuruz memleketimizde, tartışırız kadının toplumdaki yerini. "Pardon, yerini derken?" Var mı ki? "Kadın ve erkek eşit olmalı mı"nın yanıtını bırakın bizi, yeryüzünde bulan bir Allah'ın kulu olduğunu sanmıyorum. Kim ne derse desin ilk insandan bu yana durum böyle; o devirleri resmeden karikatürleri bir hatırlayın derim. Tekerleğin, yangının icadını düşünün... Hep erkekler bulur, hep erkekler yapar... Ayrım bizden başlamıyor bir kere. Böyle gelmiş böyle gidecek, hatta daha beter olacak, korkuyorum valla...
Kadına şiddet, kadını hor görme, bir sonraki aşama olarak yok görme... İnadına yaşıyoruz, inadına. Nasıl ki holding sahibi çalışanlarını Dolar sembolü olarak görüyorsa, erkek de kadını cinse…

YALNIZLIĞIM

Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım

Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.

Bir camın arkasında açılıyor güllerim,
Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.
İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;
Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim

Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım
Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

(Büyük şairimize Allah'tan rahmet, sevenlerine sabırlar diliyorum)

MUTLULUK

16 Ekim 1999....
9 yıl önce bugün....
Beyazlar içinde hayatımın en mutlu günü....
Seviyorum.....
Seviliyorum.....
Mutluluk bu.

Türk Şiirinin Son Kalesi de Düştü

Hangi mahallede imam yok,
ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
fakat istemiyorum, kalabalık.
Beyaz kefenler giydirmesinler,
sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
çılgınca seviyorum sıcaklığımı...


Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı yitirmişiz... Orta okul yıllarıma gittim bugün. Edebiyat kitaplarımızın sayfalarını süslerdi şiirleriyle. Çalışmayı çok seven insanlardan oluşan kulenin en tepesinde bayrağı dalgalandıran isimdi kendisi. 94 yaşındaydı, ancak üretmekten hiç bıkmadı. Bunun aksi "Şiir, Allah'ın bana verdiği bir tebessümdür" diyen biri için mümkün olamazdı zaten. Öyle olacak ki o tebessüm hiçbir zaman yüzünden eksik olmadı. Hep söylüyoruz aslında... Tekrar tekrar söylemek sadece bizi yoruyor, sonrası …

1. Geleneksel Kültür Sepeti Güzellik Yarışması

"1. Geleneksel de nasıl oluyormuş?" diye atlamayın hemen. Looney Tunes evreni gibidir benim blog, her şeyi yapmak/söylemek mümkün. Zaten oradaki "Geleneksel" tamamen lafın gelişi. Vurun işte siz de gelişine, daha fazla söyletmeyin beni!

Şöyle ki; uzun bir aranın ardından yepyeni anketler cevaplanmak üzere sizleri bekliyor. Üstelik bu kez tek seferde iki tane birden. Bir tanesinde "En yakışıklı erkek ünlü"yü, diğerinde ise "En güzel bayan ünlü"yü işaretleyeceksiniz, hepsi bu!

Ne kadar kolay değil mi?

Bir de şıkları görün siz!

SEVGİ

Sevgi emekmiş.
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.

CAN YÜCEL

Soner Yalçın - Bay Pipo

Bay Pipo Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı: Hiram Abas

Bu kitapta anlatılanlar tümüyle gerçektir. Adı geçenler gerçek kişilerdir. Olaylar, tanıkların ağzından aktarılmıştır. Ünlü MİT'ci Hiram Abas'ın hayatı.

linkler:
http://rapidshare.com/files/25781149/Soner_Yal___305_n_-_Bay_Pipo.lit

SON

Bu son dileyişim seni tanrıdan... Son ellerini tutusum... Ve son gözlerine bakışım... Bilmem bir daha hayalini kurarmıyım... Türkümüzü söyleyip ağlarmıyım... Ve sen ne zaman gelirsin yüreğime Bilmiyorum...
Bu gece son duam sana tanrıdan... Gelmem bir daha yüreğine istemem artık hayalini. Gelme sende ben yenilmişken zamana sende gelip hayatıma acı çekme... Bu ölümü son dileyişim tanrıdan... Bu sensizliği son dileyişim tanrıdan sevdiğim...
(İnternette rastladığım bu şiiri çok sevdim, sizinle paylaşmak istedim. Fakat şairini bulamadım).

ATAOL BEHRAMOĞLU VE TANRI'DAN İSTEKLERİ

Ulu Tanrı'm,
- Her zaman, her yerde ve her konuda benim de konuşmam gerektiği düşüncesinden beni arındır.
- Çevremdeki insanların hayatlarını yönlendirme ve hatalarını düzeltme arzusundan bei kurtar.
- Konuşurken gereksiz detayları anlatmamam için beynimi serbest bırak ve bir an önce konuşmanın sonuna varmamı sağla.
- Başkalarının ağrı ve acılarını dinleyebilme nezaket ve sabrını ver ve bu aradakendi ağrı ve sızılarımı onlara anlatmamam için dudaklarımı mühürle ( çünkü yıllar geçip yaşlandığımda, ağrı ve sızılar artıyor ve bunlardan herkese bahsetmek bana ayrı bir zevk veriyor).
- Lütfen Tanrı'm, bana arada sırada benimde yanılabileceğim gerçeğini öğret.
- Beni olabildiğince iyi insan yap. Beni melek yap da demiyorum, zira bu tip insanlarla yaşamak zordur.
- Tanrı'm, ummadığımız yerlerde güzel şeyler, beklemediğimiz insanların güzel işler yapabildiklerini görebilmemi sağla ve bana bunu onlara söyleyebilme inceliğini ver.
- Beni mantıklı bir insan yap, kötümser yapma, benim insanl…

Pazartesi Notları #47

http://www.dayankocaadam.com/Merak ettiğim ve ciddi anlamda kafa yorduğum bir şey var benim. Küçük ve kimi zaman fazla kurcalanmaması gereken hususlara kafa takmak gibi bir cinsliğim vardır benim. Hemen bir örnekle açıklayayım. Mesela... Neden “Vazgeçtin mi?” demeyiz de birleşik “vazgeçmek” fiilini ikiye ayırarak “Vaz mı geçtin?” deriz? Ben bunu hep merak ederim.Bir de “İnme inmesi” durumu var tabii. Hani, nasıl oluyorsa artık, birileri arada bir çıkıp “Ay şurama inme indi” derler ya, hah işte o hesap. Yahu bu rahatsızlık şeysinin adı inme olmuş diye, adını takiben inmesi mi gerekiyor? İnanın bana “İnme geldi” demeyi başardığınız zaman dünya çok daha yaşanılabilir bir yer olacak.Odanızın tavanındaki hayvani ampulü yakmak yerine küçük bir masa lambanız olsun mesela. Bilgisayarınızı da o ışıkta kullanın, dersinizi de o ışıkta yapın... Her şeyinizi de o ışıkta yaparsanız üçte vakte kadar bir kısmet görünecek size. Evet!Üç Hürel’in solistlerinden Feridun Hürel okulda hocam oldu, iyi mi? C…