Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 5, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Büyük Filmlerden Büyük Replikler - Volume 51

"There was me, that is Alex, and my three droogs, that is Pete, Georgie, and Dim, and we sat in the Korova Milkbar trying to make up our rassoodocks what to do with the evening. The Korova milkbar sold milk-plus, milk plus vellocet or synthemesc or drencrom, which is what we were drinking. This would sharpen you up and make you ready for a bit of the old ultra-violence."(A Clockwork Orange - Malcolm McDowell)

Creativity (22)

NOBEL ÖDÜLÜ FRANSA'NIN

2008 yılının Nobel Edebiyat Ödülü ünlü Fransız yazar Jean-Marie Gustave Le Clézio'ya layık görüldü. Yazarın son kitabı "Açlığın Şarkısı" Fransa'da 2 Ekimde piyasaya çıkmıştı. "Çöl", "Okyanus Kokusu ve Angoli Molina", "Göçmen Yıldız", "Altın Balık","Tutanak", "Ourania" isimli kitaplar Türkiye'de satışa sunulan kitaplarıdır.

Jean-Marie Gustave Le Clézio 1940 yılında Nice’te doğdu. Edebiyat öğrenimi görmüş ve Henri Michaux üzerine bir tez hazırladı. İlk romanı Tutanak’la (Le procès-verbal) Renaudot Ödülü’nü almış, bu ödül ona büyük bir ün kazandırmıştır. Daha sonra yazdığı romanlarda yazıyla ilgili arayışlarını sürdürmüştür. Romanlarda biçimsel arayışların yanında, modern dünyanın saldırıları karşısında kalmış bireyin psikolojik tavırlarını ele almıştır. Diğer eserleri: La fievre (1965), Le déluge (1966), Terra Amata (1967), le Livre des Fuites (1969), La Guerre (1970), l’Extase matérielle (1967), Voyages de…

BEKLENEN

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

NECİP FAZIL KISAKÜREK

BÖYLE BİR SEVMEK

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

Böyle bir sevmek görülmemiştir.
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkI belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

ATİLLA İLHAN

SENİN OLMADIĞIN YERDE

Adına aşk koyduğun o büyük boşluğaben koca bir hayat sığdırdım...
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,ruhumun en büyük yanılgısıydı...
Hayat bana en acımasız yüzünü sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi...
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde, hayata başladığım yerde, kalbindeyim...
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte: Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...

CEZMİ ERSÖZ

MİMLENMİŞİM :)

Ne mutlu bana ki sevgili canım arkadaşım Nilay tarafından mimlenmişim. İlk defa bu heyecanı ve sevinci yaşıyorum. Teşekkürler Nilaycim. Mim konusu "Evdeki Nefret Edilesi Durumlar" :)
Hiç tahammül edemediğim şey aslında dağınıklık. Evli ve çocuklu olunca bir de çalışan bir kadın olunca dağınıklık ile ister istemez kaeşılaşıyorsunuz. Bir de işe yaramayan, kullanılmayan giysileri eşyaları kıyıp da atamamak. Sanki gün gelecek işe yarayacakmış gibi gelir hep bana. Özellikle de kardeşim çok kızar bu huyuma. Bende nefret ederim bu durumdan. Başka nefret ettiğim bir durum da ütü yapmak. Biriktirmeden yapmaya çalışlırım her seferinde. Bir de evim her zaman güzel kokmalı. Kötü kokulara hiç tahammülüm yok. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Bende geleneği bozmuyorum ve canım arkadaşlarım "Mutlu Kum Taneleri"ni ve "Zuzuların Annesi"ni mimliyorum. Kolay gelsin arkadaşımlarım.

Donnie Darko

28 days... 6 hours... 42 minutes... 12 seconds...
That... is when the world... will end.


Eğri oturup doğru konuşmak lâzım... Birçoğumuz inanmasak dahi paranormal konuları ve olayları dinlemek ve okumak daima ilginç ve bir o kadar da zevkli gelmiştir. Özellikle arkadaş ortamlarında, güneşin doğuşuna dek yapılan sıcacık muhabbetlerin vazgeçilmez konu başlıklarıdır UFO, zamanda yolculuk, kayıp kıtalar, yok olmuş uygarlıklar ve hatta maji... Herkesin kendine has teorisi gün ışığına çıkar, tartışma esnasından kelimeler ağızdan akan sularla eş zamanlı çıkar, en nihayetinde kimsenin elinde herhangi bir delil olmadığı için tüm savlar açıkçası bir sonraki tartışmaya kadar bir deri bir kemik vaziyette beyin raflarına kaldırılır.
7'nci Sanat olarak adlandırılan sinemaya şöyle üstünkörü bir bakış atalım. Derine inersek eğer günümüze kadar gelmiş olan filmlerin her birinin kendi içerisinde kategorize edilmiş olduğu gerçeğine rahatlıkla ulaşabiliriz. Evet, gayet basit konuşuyorum aslında ve kastet…

Ömer Hayyam'dan (7)

Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
Ne önümüz belli, ne sonumuz.
Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?Tepemizde dönüp duran gökler
Büyücünün fanusu gibidirler:
Güneş bu fânus içinde lâmba,
Biz de gelip geçen görüntüler.Yüzümde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün,
Nice konakları yıkılmıştır gönlümün.
Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak:
Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün.Seni kuru sofraların softası seni!
Seni cehennemde kömür olası seni!
Sen mi Hak'tan rahmet dileyeceksin bana?
Hakka akıl öğretmek senin haddine mi?Şarap içip güzel sevmek mi daha iyi,
İki yüzlü softaları dinlemek mi?
Sarhoşla âşık cehenneme gidecekse,
Kimselerin göreceği yoktur cenneti.En büyük söz Kuran bile
Arada okunur besmeleyle.
Kadehteyse öyle bir âyet var ki
Okur insan her zaman her yerde.Bir damla şarap Tus saraylarına bedel,
Keykubad'ın, Keykavus'un tahtından güzel
Sabaha karşı âşıkların iniltisi
İki yüzlü softanın ezanından güzel.Yerin dibinden yıldızlara dek
Ermediğimiz sır kalmadı pek…

Pazartesi Notları #46

Şimdi bazen, ama bazen, ben gece olup başımı yastığa koyuyorum, sonra, aradan zaman geçiyor ve ben uyanıyorum. Bir bakıyorum ki hava hâlâ karanlık. “Eh” diyorum, “güneş yüzünü göstermemiş”... Halbuki öyle mi? Değil! Güneş çoktan uykuya bile dalmış. Beni bekleyecek hâli yok tabii. Demem o ki sevgili okur, bazen insan mıyım değil miyim, ciddi anlamda şüpheye düşüyorum.Altın Portakal yine kapıya dayandı. Biz yine festival havasına uzaktan burun uzatanlardan olacağız gibi. Gibi gibi...Elimde olmayan nedenlerden dolayı bu deniz sezonunu 6 Ekim itibariyle noktalamış bulunuyorum. Bu mevsimde daha bir temiz, daha bir güzel oluyor aslında canım benim.Bazen rüya içinde aslında o an rüya görmekte olduğumuzun farkına varıyoruz ya, işte o anın akabinde uyandığımızda yüzümüzde beliren sinsi gülümsemeyi ben çok manidar buluyorum. Ne dedim ki şimdi ben?Türk televizyonlarındaki en , ama en, gereksiz televizyon kanalı hangisi? Bence Flash TV... Ben hayatımda bu kadar boş, hiçbir amaca hizmet etmeyen bi…