Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos 31, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Oldu mu Bu Şimdi?

Kramponlarının tozunu da alsaydın. Sırtında da taşısaydın... Bunun için mi sevdik seni San Diego!

PS: Birisi bana bunun Photoshop olduğunu söylesin!

Dinlenmesi Gerekenler (37) - Postmodern Aşk

Dış yüzümü soysan
iç yüzümü bulsan
karşıma da koysan
şaşırmaz mıyım

Sırlarımı soysan
gizlerimi bulsan
sonra da sıkılırsan
kırılmaz mıyım

Postmodern aşkmış
sürmesi zormuş
benliğim benliğini çok zora sokmuş

İstemem git isterim gitme
kararsızlık çöktü üstüme
kalmışım ben orta yerlerde
ya nedir bu postmodernite

AYDİLGE

Ömer Hayyam'dan (6)

Ben yoksam bu güller, serviler yok
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.Can verinceye dek bu çorak yerde
Dertten başka ne geçer ki eline?
Ne mutlu çabuk gidene dünyadan;
Hele bu dünyaya hiç gelmeyene!Dostum olan olmuş, vahlanma boşuna;
Dünyayı kara zindan etme başına
Yaşamana bak, elinden tek gelen bu:
Olacakları danışan var mı sana?Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?Sevgili, bir başka güzelsin bugün;
Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün.
Güzeller bayram günleri süslenir:
Seninse bayramları süsler yüzün.Ben içerim, ama sarhoşluk etmem:
Kadehten başka şeye el uzatmam.
Şaraba taparmışım, evet, taparım:
Ama senin gibi kendime tapmam.Şeyh fahişeye demiş ki: - Utanmaz kadın;
Her gün sarhoşsun, onun bunun kucağındasın.
Doğru, demiş fahişe, ben öyleyim; ya sen?
Sen bakalım şu göründüğün adam mısın?Bir put demiş ki kendine tapana:
Bilir mis…

There Will Be Blood

Hiç kuşkusuz bireysel hırsların dünya düzeni üzerinde tabiri mümkün olmayacak şekilde tesiri var. Dünya haritasına gözlerimiz kapalı, rastgele parmak bastığımızda karşımıza çıkan ülkede neler olup bittiğini az çok bilmiyor muyuz? Yeryüzünü yaşanılabilir bir yer olmaktan çıkaran savaşlar daima hırsların bir sonucu değil midir? Peki hırs nedir? Bu noktada tanımını yapmak lâzım belki de. Öncelikle belirtmek gerekir ki hırs, pek çok yerde ve pek çok zamanda, eşittir paradır. Kim inkar ederse yalan söyler. Kapitalizmin çarklarını döndürdüğü dünyanın tek gerçeği yeşil kağıtlardır. Bireye hükmeden bu kağıt parçaları, dolayısıyla devletlere ve oradan da dünya düzenine egemen olur. Ayakta kalabilmek için para sahibi olabilmenin neredeyse şart olduğu dünyada, kimi hırsküpleri için başarıya giden her yol mübahtır. Bir başka tabirle, aç insanlar ağzınızın içine bakarken, siz okyanusta köpekbalığı olabilmek adına her şeyinizi feda edersiniz. Dünya parmağınızın üzerinde dönmeye başlar artık. 1900&#…

K-PAX

Günün birinde kapınız çalınıyor ve siz bir koşu gidip kapıyı açtığınızda, karşınızda hayatınızın o ana kadarki bölümünde bir kez olsun görmediğiniz bir adam buluyorsunuz. Gariplik bu ya, adamla tanışıyorsunuz o vakit. Karşınızda oturan ve göz temasını hiç kesmeden konuşan bu adamın iç dünyasına doğru bir yolculuğa koyuluyorsunuz. Yolculuğunuz devam ettikçe şaşkınlıklarınız inandıklarınızla çelişmeye başlıyor. Yabancıyı bir an evvel defetme hissiyatı içine giriyorsunuz. Fakat sanki görünmez bir el size mani oluyormuşçasına hiçbir şey yapamıyorsunuz. Tek bir söz dahi çıkmıyor ağzınızdan:

- Git lütfen! Bu zırvalıklara daha fazla katlanamam.

"Zırvalık" mı dedim? Evet, sanırım öyle. Basbayağı zırvalık bu canım. Başka bir tanım bulmaya ne hacet! İlk defa gördüğünüz bir adam size ışık hızından birkaç kat daha hızlı bir şekilde seyahat edebildiğini, dünyaya yaklaşık 2000 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegenden geldiğini ve buna benzer daha fazlasını söylüyorsa, evet, bu zırvalıktan başka…

Büyük Filmlerden Büyük Replikler - Volume 48

- I live in Notting Hill. You live in Beverly Hills. Everyone in the world knows who you are, my mother has trouble remembering my name. (Hugh Grant)
- I’m also just a girl, standing in front of a boy, asking him to love her. (Julia Roberts)

(Notting Hill)

ÇOCUKSUN SEN

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyan…

Pazartesi Notları #43

Ramazan davulcularına çok sinir oluyorum ben. Yahu devir teknoloji devri, ne oluyor bu davul işi. Maksat geçmişi yaşatmak mı? Peki soruyorlar mı adama “Geçmişi yaşamak istiyor musunuz?” diye. Yok tabii ki soran. Benim çalar saatim, istediğim saniyede beni uyandırabilme gibi bir özelliği olan cep telefonum, hatta ve hatta guguklu saatim bile var. Yani anlayacağınız sevgili davulcu ağabeylerim – ki davulcu ablalar yoktur – ben uyanmak istesem her hâlükarda uyanırım. Size ne oluyor be? Tokmakları geçirmeyeyim elime! Aaaaa!Bu Jennifer Love Hewitt denen hatun kişisi benim çok canımı sıkmakta. Hem de çok. Bir elime geçse… Ah bir geçse…Efendim Ekşi Sözlük’te hemen hemen her gece bir sözlük yazarı ile kavga ediyorum. Çok zevkli oluyormuş, tavsiye ederim.Bu satıra yazmam gereken şeyi unuttum maalesef.Son bir haftada İddaa’ya kaptırdığım paranın haddi hesabı yok. Tek maçtan kuponun yatması gibisi de yok. Kupon nasıl yatar?Şu 24’ün yedinci sezonu başlasa artık.Ha, bir de Dexter var tabii. Onun d…

Yaz Bitti

Yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye
ve sonra hiçbir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya başlar yeni bir mevsime
orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
Büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri
yatıştırır rüzgârlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne "dinginlik" adını verir
"Seni iyi gördüm" diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki
köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır gerçekten birşeylerin bittiğine
Yaz biter
eskir geceler, serin hüzünlü
yeni mevsime hazırlık ömrün teğel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindil…