Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan 13, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ömer Hayyam'dan (2)

Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoşum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben.Büyükse de isyanım; kötülüklerim,
Yüce Tanrı'dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma.Ey Zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tesbih, post, seccade güzel:
Ama Tanrı kanar mı bunlara?Felek ne cömert aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok:
Sen gel de yuf çekme böylesi dünyaya!Beni özene bezene yaratan kim? …

İnsanların Çatışmayla Başa Çıkmak İçin Kullandıkları 10 Olumsuz Yöntem ve Olası Çözümler

İster basit bir konu, isterse önemli bir karar hakkında ya da iki kişi ya da bir grup insan arasında olsun, çatışma, yaşamın bir parçasıdır. Oysa başarılı bir çözüm bulmak, hatta çatışmadan kaçınmak, genellikle mümkündür. Ne yazık ki pek çok insan, çatışmayla başa çıkmayı, "kişisel" algılama biçimlerinden dolayı, kendileri açısından çok zorlaştırır. Aşağıda, insanların çatışmayla başa çıkmak için kullandıkları birtakım ortak yöntemler bulunuyor. Bunlar, "yapıcı" olmayıp, bir kez farkına varıldığında, kendinden emin ve olumlu bir tavırla karşı çıkılabilecek ya da tüm tarafların birlikte çalışmasıyla değiştirilebilecek niteliktedir. Bazı olası yaklaşımlar aşağıda sunulmuştur.

1. Başkalarını Suçlamak
Bu teknik, çocukluk yıllarına dayanır. Çatışmanın içindeki kişi, o yıllarda sorunla ilgili olarak başkalarını ya da bir başka şeyi suçlamıştır. Kişi, yetişkin biri olarak da söz konusu durumun sorumluluğunu üstlenmek istemez. Açıkça kendini gösteren bir tekniktir ve çatışma…

SUÇLULUK DUYGUSU ÜZERİNE BİR ANALİZ

Suçluluk duygusu yalnış bir hareket yaptığını düşünen insanın kendini affedememesinden kaynaklanır. Burada önemli olan, bireyin yalnış yaptığına dair inancıdır.Yalnışın bireye veya başkalarına olumsuz etkisinin olmuş veya olmamış oluşu, yada diğer kişilerin bireye incinmiş yada incinmemiş oluşu hiç önemli değildir. Söz konusu yalnış, sadece düşünce yada duygu seviyesinde de olabilir. Yapılan yalnış bir iş için kendinizi suçlarsınız çünkü kendinizi affedemezsiniz.Bu tecrübeyi geçmişte bırakıp hayatınıza devam edemezsiniz.
Zaman zaman herkez kendini suçlu hisseder, ancak bazı insanlar bu duyguyu daha sık deneyimlerler.Ne zaman hata yapsalar,uzun süre bu hatayı unutamaz ve bu nedenle kendilerini çok kötü hissederler. Eğer kendini sık sık suçlu hisseden kişilerden biriyseniz muhtemelen aşağıdaki özelliklerin bir veya birkaçına sahipsiniz demektir.

*Kendine güvensizlik
*Mükemmelliyetcilik
*Kızgınlık duygularını atamamak
*Affedememek
*Depresif olmaya eğilim
*Endişe halleri
*Daima kontrollü olma …

SUÇLULUK

SUÇLULUK

"Çocuk olma, Sonya," dedi Raskolnikov yavaşça. "Onlara karşı ne suç işledim ben? Niçin gideyim? Gidip de ne diyeceğim ben? Bütün bunlar kuruntudan başka bir şey değil... Kendileri milyonlarca insanın canına okuyorlar, üstelik de bunu erdem sayıyorlar. Hepsi alçak ve sahtekar onların, Sonya! Hayır, gitmeyeceğim! " Acı bir gülümsemeyle ekledi: "Hem gidip ne diyeceğim onlara; Kadını ben öldürdüm ama paraları almaya cesaret edemedim, bir taşın altına gizledim mi diyeceğim? Ama alay ederler o zaman benimle, aptala bak, paraları bile alamamış derler. Korkak ve aptal! Hiç ama hiç bir şey anlamayacaklardır, Sonya; anlamaya layık insanlar da değiller zaten! Hayır, gitmeyeceğimim! Çocuk olma, Sonya..." Sonya ellerini ona doğru uzatmış: "Acı çekeceksin, çok acı çekeceksin..." diye tekrarlıyordu Raskolnikov, dalgın dalgın: "Hem ben belki de kendime iftira ediyorum," dedi. "Bit değil, daha bir insanım belki ve kendimi mahketmekte acele…

Suçluluk ve Pişmanlık

SUÇLULUK & PİŞMANLIK

"Bir başkasına zarar verecek şekilde hata yaptığınızda ya da hata yaptığınızı düşündüğünüzde hissettiğiniz duygu hangisidir?" sorusuna verilecek cevap kuşkusuz “duruma göre değişir” olacaktır. Fakat dikkatli bir şekilde gözlediğinizde belli duyguları yaşamaya daha yatkın olduğunuzu fark edebilirsiniz. Hele bu kişiler önemsediğiniz kişiler ise bu durum daha fazla ortaya çıkar.


İnsanın her türlü yaşantısına duygular eşlik eder. Bu duygular da hiçbir zaman tekil bir duygu olmayıp, bir çok duygudan oluşan bir duygu demetidir. Bu duygu demeti içindeki duyguları ayrıştırabilmek çoğu zaman mümkün olmamakla birlikte, bunların ayrıştırılması insanın kişilik yapısı ile ilgili önemli ipuçları verir. Aynı durum bir başkasına zarar verecek şekilde hata yapan ya da hata yaptığını düşünen kişiler için de geçerlidir. Yaşanan rahatsızlık verici duygulanım içinde bir çok duygu bulunur; fakat böyle bir durumda yaşanan temel duygular arasında üzüntü, pişmanlık ve suçluluk…

İstanbul Oyuncak Müzesi

Sunay Akın... Çoğumuz yazar kimliğiyle tanırız onu. Ancak o yazar kimliğinin çok ötesinde aslında. Herkes gibi bir hayali vardı onun da. Ancak onun hayalini özel kılan günü geldiğinde gerçekleştirebilecek olmasıydı. İmkânsız bir şey istemedi o. Son derece muhteşem bir hayale sahip olsa da Türk toplumunun yadırgamadan geçeceği bir fikir değildi onunkisi.
Çocukluktan yeni çıkmıştı. Bir daha oyuncaklar olmayacaktı hayatında. Olamazdı çünkü. Yetişkinliğe bir adım atmayagörsün insan, hayalgücünün gelişmesine en büyük olanağı sağlayan oyuncaklardan uzak bir ömür sürmek boyun borcudur bir bakıma. Hep çocukları olması, onların oyuncaklarına dokunabilmesi ihtimali ile yaşar. Fakat Sunay Akın'ın bakış açısı farklıydı. Dünyanın dört bir yanını dolaştı. Gittiği her yerden oyuncaklar elde etti. En nihayetinde binlerce parçadan oluşan bir koleksiyona sahip oldu. Yine de bunları sadece kendini tatmin etmekte kullanamazdı.
İstanbul Göztepe'de ailesinden kalma 5 katlı bir köşke sahipti Akın. Öyl…

Ölü Ozanlar Derneği

1. ESERİN ;ADI: Ölü Ozanlar DerneğiYAZARI: N.H. KleinbaumÇEVİRİ: Sızan Cehani AlioğluSAYFA SAYISI: 142 SayfaBASKI YILI: 1990BASILDIĞI YER: Real Yayıncılık/Hürriyet Ofset A.Ş.2. ESERİN KISA ÖZETİ: Welton Akademisi bulunduğu bölgenin en disiplinli ve en iyi eğitim veren okullarından biriydi. En ufak disiplinsizlikte bile çok büyük cezalar veriliyordu. Okul tarafından benimsenmiş olan bazı

Zambaklar Açarken

KİTABIN ADI : ZAMBAKLAR AÇARKENKİTABIN YAZARI : KERİME NADİRYAYIN EVİ : AKABASIM YILI :1980KİTABIN KONUSU: Babası tanınmış bir yazar olan ünlü bir futbolcunun,babasından habersiz bir şekilde evlenmesi ve maçlarından dolayı ülkesine dönemediği için,karısını babasına emanet etmesiyle başlayan olaylar birbirini izler.KİTABIN ÖZETİ: Herşey o mektupla başlamıştı.Otele geldiğinde, geniş

Ateşten Gömlek

KİTABIN ADI ATEŞTEN GÖMLEKKİTABIN YAZARI HALİDE EDİP ADIVARYAYIN EVİ ÖZGÜR YAYINEVİBASIM YILI OCAK 1997SAYFA SAYISI 350 1.KİTABIN KONUSU: Milli Mücadele sırasında Ayşe, Peyami ve İhsan arasında geçen acıklı bir aşk hikayesi. 2.KİTABIN ÖZETİ: Bacaklarını katbeden Peyami,dışişleriyle ilgili bir meslek seçmiştir. Hatıralarını yazdığı sıralarda, kafatası da

Saray Ve Ötesi

KİTABIN ADI :SARAY VE ÖTESİKİTABIN YAZARI :HALİT ZİYA UŞAKLIGİLYAYIN EVİ :İNKILAP VE AKABASIM YILI :GÜL MATBAASI-İSTANBUL-19811.KİTABIN KONUSU Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle yerine geçen Reşad Efendi’nin (Beşinci Sultan Mehmet) döneminde saraya mabeyn başkatipliğine alınan Halit Ziya Uşaklıgil’in (Yazarın) sarayda ki memuriyet hayatı ve memuriyet hayatından

Ölüden Mektup Var

KİTABIN ADI :ÖLÜDEN MEKTUP VARKİTABIN YAZARI :AGATHA CHRISTIEYAYIN EVİ :ALTIN KİTAPLARI YAYINEVİBASIM YILI :1990SAYFA SAYISI :1721.KİTABIN KONUSU:Zengin bir bayan olan Emily Arundell’in varisleri tarafındanm öldürülmesi ve özel dedektiflik yapan Hercule Poirot’un cinayet zanlısını ortaya çıkarması.2.KİTABIN ÖZETİ:Emily Arundell, küçük bir

Kendi Ayakları Üstünde

KİTABIN ADI KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDEKİTABIN YAZARI İPEK ONGUNBASIM TARİHİ 1999YAYIN EVİ İNKILAP YAYINEVİKİTABIN ÖZETİ / TANITIMI :KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURMAK :Günlük 24 Haziran’la başlar. Serra yaz tatili için gittiği İzmir’deki Kuzeni Sıla’nın anlattıklarıyla konuya başlar. Arkadaşı Zeynep’in Amerika’da okuyan Nilgün ablasının Amerikalı bir gençle evlenme kararı alması ve bunun evdeki

Eylül

KİTABIN ADI : EYLÜLKİTABIN YAZARI : MEHMET RAUFYAYIN EVİ VE BASIM TARİHİ :ÖTÜKEN YAYIN EVİ-1986KONUSU : Suad ve Necip arasında geçen yasak ilişkinin gelişimi ve hazin sonu.KİTABIN ÖZETİ Suad, Necip ve Süreyya bir takım ortak özelliklere sahiptirler. Üçü de yalnızdır. Süreyya, beş yıldır evli olduğu karısı Suad ile birlikte, babasının Bakırköy’deki şehre uzak bir bağ evinde oturmaktadır.

Bir Ölünün Defteri

KİTABIN ADI BİR ÖLÜNÜN DEFTERİKİTABIN YAZARI HALİD ZİYA UŞAKLIGİLYAYIN EVİ VE ADRESİ İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ-İSTANBULBASIM YILI 1984 1.KİTABIN KONUSU : Romanda; bir gencin halasının kızını sevmesi,sevgisine karsılık bulamaması,yakın arkadaşıyla evlenmesine izin vermesi,çektiği ask acısı ve bu acılı günlerini bir deftere aktarması konu edilmiştir.2.KİTABIN ÖZETİ :

Acımak

KİTABIN ADI : Acımak KİTABIN YAZARI: Reşat Nuri GÜNTEKİN YAYIM EVİ ADRESİ: İnkılap Kitap Evi sanayi ve tic. a.ş. Ankara cad. no:95 SİRKECİ 34410 İstanbul BASIM YILI: 1996 KİTABIN KONUSU: Kitap görevine kendini adamış olan Zehra adlı başöğretmenin

Dinlenmesi Gerekenler (23) - Fırtınam

Çoban oldum gidiyorum yapayalnız bu diyardan
Kırbacın vurma yüzüme düşürür halim zora
Karın oldum eriyorum güneş olma yamacımda
Irmağın olurum senin suların önünde durma

Yolum uzun gör güzelim
Vakit doldu ben gideyim
Küçük yaşta ağlar oldum
Fırtınamsın benim
Sen estikçe ben titrerim

HAYKO CEPKİN

Hayko Cepkin-Fırtınam
Yükleyen haykoistinfo

Barış İle!

Bir jest mi bu? Kesinlikle değil. Söz konusu bir insanlık ayıbıysa ve bunun hakkında bir şeyler karalama fırsatım varken, bunu yazabileceğimden çok daha iyi ifade eden Mobius'un yazısına yönlendiriyorsam okumanız için... Okuyun ve düşünün efendim!

BARIŞ İLE!

Pazartesi Notları #23

Kocaeli'de bir grup genç bir kargayı yapıştırıcı ile kaldırıma yapıştırmış. Oysa ki biz hayvanları çok seven bir millettik. Bunu yapan hayvanları kınayalımİstanbul'un her yeri laleler ile donatıldı. Lale Devri'ne dönmüş gibi olduk :p Şaka bir yana, zaman zaman sarı ve kırmızı renkteki laleleri yan yana görüyorum. Fotoğraflamak lâzım onları...O kadar güzel kelimelerimiz var ki aslında; netekim, binaenaleyh, mamafih, velev ki, bilmukabele, filhakika ve velhasılıkelam gibi... Kullanalım onları. Yok olmasınlar!Uzun zaman oldu bir film yazısı yazmayalı. Özledim sanki!Traş köpüğünün gecenin bir yarısı kendi kendine köpük fırlattığına şahit oldum dün. Daha neler gelecek başımıza!Bolu'da sele kapılıp kaybolan bir çocuğun ailesine kaymakamlık arama için dalgıç elbisesi hediye etmiş. Ne diyelim ki buna?Erikler henüz olgunlaşmasa da çıktı. Mevsimi çabuk geçen bu meyveyi bol tuzla tüketmek gerek.Zeytin ile hâlâ barışamadım. Ben bu kahvaltılığı hiç bir zaman sevemeyeceğim galiba.&q…

Yaratıcı Tiyatro

HaberBu akşam Ortaköy'de gösterileri olan ilginç bir grubun varlığını öğrendim..
Çağdaş dans alanında yıllardır yöneldiğim çalışmalarım da nadiren ses kullanımlı, hareket ağırlıklı doğaçlamalar şimdi başka bir alanla da bütünleşmeye başlıyor kafamda. Bazen bizim de sergilediğimiz gösterilerin bir başka açıdan benzeri, şimdi psiko-tiyatral açık ve kesintili bir seyirci etkileşimiyle de doğal ve ansal bir dışavurum ile sahnelenir hale gelmiş ne güzel.
Bundan biraz geç haberim oldu. Ama yine de bu haberle karşılaşmak pek memnuniyet vericiydi doğrusu, benim bakış açımla psikodrama ile temellenmesi daha iyi olsa da, belki böylesi bir hoş algılanabilirliğe sanat sayesinde açılabilen insan psikolojisi ağırlıklı bir gösteri biçimi de Türkiye'de çoktan olmalıydı zaten.. Bir kaç senelik Maşer-i Cümbüş Doğaçlama Tiyatro grubu da (eğlence yönelimli) başarılı bir ilk sayılabilir aslında.
Zira çağdaş dansta da yıllardan beri, özel ve yoğun çalışmalarımız dışında yer bulmasına özellikle çaba sa…

Aşkın Halleri

Aşkın Halleri ( Popüler Psikiyatri Dergisi'nden Alıntı -bloga bir nevi çay molası:)- )


Yanmazsan olmazsın. Ağlamaz isen, çöllere düşmez isen, inlemez isen tamamlanmazsın. 'Mecnun olup çöle düşmeyeceksen/Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit' dedi bu toprakların bir türküsü... Çölü incitme! Onun uğruna cefa çekmeyi göze almıyorsan varlık vadisinde berduşluk etme. Ol ya da öl. Olmak için sefer etmen gerek, kendinden sefer etmekle başla işe, kendi evinden ayrıl ve yola koyul. Belki bir çölü aşman gerekecek, belki yedi vadiden geçeceksin, belki de bir dağı aşman istenecektir senden. Aşkın bir çabayla sınanacak önce. Ayrılıkla imtihan edileceksin. Ona ayan olan sana, sana ayan olan ona ayan olacak. Aranızdaki sessizlik sır tutmayacak. Eğer aşk 'sadakatin kapısında köpeklerle birlikte beklemek'se bundan erinmeyeceksin. Ruhun onu beklemekle dem tutacak. Kendinden ölerek onda olacaksın. Sessizliğin sesiyle... Kuş sürülerini ürkütmeden... Rüzgarla, yağmurla, ırmak ve dağlarla …

Irvin Yalom ve Varoluşçu Psikoterapi

Irvin Yalom ve Varoluşçu Psikoterapi

Yalom’a göre:

“Varoluşçu psikoterapi bireyin varolmasından kaynaklanan endişelere odaklanan dinamik bir terapi yaklaşımıdır....

Dinamik psikiyatriden bahsedersek, hangi terapist dinamik olmamayı, yani ağır miskin durgun, hareketsiz olmayı kabul ederdi? Hayır ,terim güç kavramını içeren özel teknik bir kullanıma sahiptir.

Freud’un insanın anlaşılmasına en büyük katkısı, zihinsel işleyişin dinamik modeli olmuştur. Bireyin içinde çatışmalı güçlerin bulunduğunu ve hem adaptif hem de psikoptolojik olan düşünce ,duygu ve davranışını bu çatışmalı güçlerin bir sonucu olduğunu öne süren model. Üstelik bu güçler çeşitli farkındalık düzeylerinde bulunmaktadırlar. Bazıları gerçekten tamamen bilinçdışıdır. Bir bireyin psikodinamikleri o kişinin içinde işleyen çeşitli bilinçdışı ve bilinçli güçleri, güdüleri ve korkuları içermektedir.

Problemli hastayla uğraşan uzman ,bireydeki ,hiç dokunulmamış esas çatışmaları nadiren inceleyebilmektedir. Hasta bunun yerine inanılm…

DİLBİLİM – BİLİNÇDIŞI İLE İLİŞKİSİ

DİLBİLİM – BİLİNÇDIŞI İLE İLİŞKİSİ
Fiona Faraci
ARALIK 2003



“İnsan, varolduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde bulunduğu evreni tanımaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur. Bunun nedeni ise, en gelişmiş canlı olan insanın, yine insan tarafından incelenmiş olmasıdır”.

(Engin Geçtan).

Birey, kendini korumak ve geliştirmek adına toplumları oluşturmuştur. Toplum içerisinde yaşayan en gelişmiş varlık ve kendini, dil aracı ile

ifade eden tek canlı insandır. Dilin öznesi hem birey hem kültür diyebiliriz.1 Dil, bireyin bir toplum içerisinde kendini ve başkalarını tanımak için

kullandığı bir araçtır. Dilin öznesi birey dediğimiz zaman, kişinin kendine özgü bir dil anlayışı olduğunu ifade etmiş oluruz, ama bu özgün ifadenin ne denli toplumsal öğelerden ayrıştığını saptamak ta zordur. Bu ikileme, Jung bir açıklama getirmiştir; “İnsan ruhlarının birbirlerinden bu denli ayrı olduklarını tanımak yaşamımın en şaşırtıcı deneyimlerinden biri olmuştur… Birey…

Büyük Filmlerden Büyük Replikler - Volume 30

Have you ever danced with the devil in the pale moonlight? - (Batman - Jack Nicholson)

Bir Konser ve Bir Albüm

Geçtiğimiz günlerde müzikseverler için çok güzel iki haber duyuruldu. Bunlardan biri dünyaca ünlü tekno grubu Metallica'nın önümüzdeki yaz İstanbul'da vereceği konser ile ilgili. Grubun resmi internet portalında Türkçe olarak yapılan açıklamaya göre 27 Temmuz 2008 tarihinde Metallica Türk hayranlarıyla İstanbul Ali Sami Yen Stadyumu'nda buluşacak.
İkinci haber ise son albümleri 10 yıl önce çıkan ve dolayısıyla uzun süredir hayranlarına heyecanlı bir bekleyiş veren başka bir gruptan... Portishead'den söz ediyorum tabii ki. Grupla aynı ismi taşıyan ikinci albüm 1997 yılında piyasaya çıkmıştı. O günden beri yeni bir albümü yoktu Portishead'in. Yapılan açıklamaya göre bu ayın 28'inde grubun üçüncü albümü olan Third bekleyenleri ile buluşacak. Biz Portishead hayranlarını ise teypten gelen cızırtılı sesin odayı kapladığı ışıksız geceler bekleyecek.