Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak 6, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sosyometri

Çalıştay

Yaşadığımız çevrede ortak yönlerimizden ötürü aslında, pek çok kişiyle örtüşen sosyal bir yapımız var. Bu doğal bütünlüğe ulaşmamız da, iyi bir aile ve toplum eğitimiyle mümkün. Bu tür gereksinimleri sosyal bir varlık yapıyor, insanı.

Bu konu da, daha uygulamalı bir çalışmadan alıntılar yapmak isterim.

http://cumhurkocalar-dans.blogspot.com/2007/11/psikodrama-konf-jgershoni_30.html

Bırakın çocuklar, kendilerini ifade etsinler.

Sohbet notları

Geçenlerde yeni tanıştığım bir arkadaşımla kısa bir sohbet aslında, benim bu siteye başlama kararını vermem de belirleyici oldu. Ona çok teşekkür ediyorum, hem çocuklara verdiği emekten, hem de bu deneyimlerini benimle paylaştığı o sohbetten ötürü.

Şöyle bir geçmişe bakacak olursam, 12 yıl öncesine dayanan psiko-drama denemelerimle edindiğim deneyimimi, pekişerek bu günlere kadar nitelikleri zenginleşerek artan pek çok özgün çalışmayla bir şekilde sürdürebildiğimi düşünürsek, bundan başka bir çok yeni konuya da eğilmiş olmama karşın en rahatlıkla konuşabileceğim böyle potansiyel bir konum daha olduğunu atlamamam gerekirdi. Belki ağır karmaşık bir anlaşılırlık içermesi, bilinç ardına atmama sebep olmuş. Halbuki bir o kadar aktarılıp, irdelenmeye açık önemli bir konu.

Sohbet sonrası İnternet'te pek okumadan şimdilik eklemeyi düşündüğüm aşağıdaki bir yol bu konuyu, okul öncesi ve sonrası hatta ilerleyen yaşlarında bir rehberi olabilecek tarzda, topluma yayarak tartışmaya …

Başlarken

Ülkemizde var olan ve ağırlığını koruyan genç nüfusa karşın, son 10 yılda izlemleyebildiğim kadarıyla, sanata ve yan dallarına olan kamusal ve bireysel ilgi, biraz niteliksizliğe doğru kaymıştır. Sanatın geçmişteki bütünsel kurgusuna ve toplumsal işlerliğine karşın giderek, morfolojik olarak şekil değiştirmişliği ile karşı karşıya kalındığı söylenebilir.

Diğer yandan ise, toplam ülke nüfusunun artan karmaşık duygusal gereksinimleri adeta yok oluyormuşcasına, bundan sorumlu olması gereken yönetimler, durumu neredeyse cahilane bir biçimde ayırdına varmayarak israrla görmemezlikten gelmiştir.

Neredeyse, sosyal patlamaya varabilecek boyutlara gelmiş anakentlerde, üst üste yığılan insanların, bu hiçe sayılmışlık karşısında depresyon v.b. rahatsızlıklarla savaşımsızlığı, çaresizliği büyük bir kopukluk vahametinin yaşandığını göstermektedir. Orantısal ve niteliksel olarak çarpıklığa mahkum edilmiş kadrolar üzerindeki yükler, dengesizliğin sınırlarında dolaşır hale gelmiştir.

Buna karşın, yeni n…

Malta Kuşatması ( 1565 )

Malta Kuşatması ( 1565 )

Mısır, Cezayir ve Trablusgarp Osmanlıların eline geçmişti. Malta Adası bu bölgelere ulaşan deniz yollarının üzerinde bulunuyordu. "Hristiyanlığın Akdeniz'deki kalesi" olan Malta Adası'ndaki şövalyeler, Türk gemilerine saldırıyor, Akdeniz'deki Türk egemenliğine gölge düşülüyorlardı .Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, 1565 yılında adayı kuşa Turgut Reis de bu kuşatmaya katılmıştı. Çarpışmalar sırasında Turgut Reisin şehit düşmesi üzerine satma kaldırılarak İstanbul'a geri dönüldü.

Preveze Deniz Zaferi (1538)

Preveze Deniz Zaferi (1538)


Osmanlı Devleti Akdeniz'deki üstünlüğünü pekiştirmek düşüncesindeydi. Bu amaçla Osmanlı aleyhine Akdeniz'de Avusturya, Venedik, Malta, İspanya ve Portekiz tarafından oluşturulan, Haçlı donanmasını yok etmek istiyordu. Kaptan-ı Derya Hayrettin Paşa amaçla donanma ile Akdeniz'e açıldı ve Tunus'u aldı. Tunus'un alınması üzerine, Tunus Hükümdarı Alman İmparatoru Şarlken'den yardım istedi. Şarlken'in hazırlattığı Andrea Dorya komutasındaki ( donanma Tunus'u geri alarak, Orta Akdeniz için egemenlik mücadelesini başlatmış oldu.
1538 yılında iki tarafın donanması Mora'nın kuzeyindeki Preveze Körfezi'nde karşılaştı. Osmanlı donanması kendisinden sayıca üstün olan Haçlı donanmasına karşı büyük bir zafer kazandı, zaferin yıl dönümleri günümüzde "Donanma Günü" olarak kutlanmaktadır (28 Eylül 1538). Savaş sonunda Venedik ile antlaşma yapıldı. Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki kalelerle, Barbaros'un aldığı diğer y…