Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 21, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ON BİN YILIN NEFESİ: ANADOLU RUHSALLIĞI

(Bilim ve Ütopya dergisinin Ekim'03 sayısında yayınlanmıştır:)

Cemal Dindar

Çocukluğum Tokat'ta geçti, ilkokulu orada ve okumam gereken başka okulları ise İstanbul'da bitirdim... Psikiyatri uzmanlığımı aldıktan sonra, Urfa'ya gittim. Bu kişisel bilgileri şu nedenle paylaşıyorum: lise yıllarında özellikle piyasadaki Freud kitaplarıyla başlayan, tıbbiyedeki formel eğitimle devam eden ve Bakırköy Akıl Hastanesi'ndeki uzmanlık eğitimimle de artık sağlamlaştığına inandığım mesleki bilgim ile Urfa'da içine daldığım pratik arasında ciddi 'sorunlar' vardı. Bu sorunlar üzerine düşünmek ise beni aynı yere akıp giden iki yola çıkardı. Birincisi; bu soru(n)lar, coğrafyanın sosyokültürel tarihi ile yakından ilgiliydi ve benim ilgim de hızla oraya yöneldi. İkincisi, bağışlansın, yine kişisel bir deneyim: Urfa ve çevresi ile ilgili sosyokültürel okuma ve gözlemlerimde sebat ettikçe, beni, hemen hep, Tokat'ın bir köyünde geçen çocukluğum karşıladı.

Giriş: kör nokta se…

KADINSI ÖZGÜRLEŞME SÜRECİNDE KURAM VE TERAPİ

Mahan Doğrusöz, Psikolog, Kadın Araştırmacısı


Kadın olmak kuşatılmış olmaktır. “Kadın” erkek egemen kültür tarafından olduğu kadar, dil ve kuram ile de kuşatıla gelmiştir. Latince kadın anlamına gelen “femine”, fe ve minus köklerinden oluşur. Minus eksiklik, Fe ise inanç, güven, namus ve güvenilirlik anlamına gelir. Kadın olmak inançtan, güvenilirlikten ve namustan yoksun olmak demektir. Türkçe kadın kelimesi eski Türkçe’deki “katun” kelimesinden gelir. Katun, içine bir şey katılmış olan yani saf, arı olmayan anlamına gelir. Kadın saf ya da arı bir cins değildir. Tek Tanrılı dinlerin yaratılış mitlerinde kadın kronolojik olarak erkekten sonra yaratılan cinstir. Yahudi ve Hıristiyanlığa göre ise erkeğin kaburgasından can bulur. Aristoteles kadını “eksik kalmış erkek” olarak tanımlar. Kadın, batı düalist felsefesinin zıt ve hiyerarşik ikiliklerle düşünme geleneğinde, daha aşağı görülen bedene, doğaya, irrasyonele ve duyguya dair görülür. Freud, 1925 yılında kaleme aldığı “Cinsler Arasınd…

MELANKOLİ VE İÇSEL NESNE

Chris Joannidis, M.D.

Çeviren: Nafi Mitrani

Erken dönemde egonun iyi bir nesneyle edinilen deneyimlerin etrafında oluştuğu inancı, psikanalitik gelişim kuramının temellerinden biridir. Bu, psişik yapının temeli olarak kabul edilir. Egonun ilk yapılanması ve bütünleşmesi, İyi (yani Ben / iyi nesne) ile Kötü’nün (yani Ben Olmayan / kötü nesne) ayrıştığı ve farklılaştığı deneyimlere bağlıdır. Sağlıklı bir “yarılma” (split) içeren bu erken yapılanma o kadar önemlidir ki, bu olmadan, ya da bu çöktüğünde, bebeğin dağıldığını ya da parçalandığını hissettiği varsayılır. Bunu takip eden gelişim aşamalarında, artık egonun içine daha sağlam biçimde yerleşmiş olan, daha az katılık ve yarılma içeren, kendi çelişik niteliklerini (yani hem iyi hem kötü) daha çok kabullenen içsel iyi nesnenin varlığı temel öge haline gelir. Yaşamın zenginliği, kişiliğin esnekliği, zorluklarla yüzleşebilme kapasitesi, hep kişinin kendi içindeki iyi nesneler tarafından sevilme deneyimine bağlıdır. Bir psişik yapıya sahip…

PSİKANALİZDE DİKEY YARIK -2

CONNİE GOLDBERG

Kohut’la ilişkime geçmeden önce size biraz kendi profesyonel gelişimimden ve Kohut’la nasıl tanıştığımdan bahsedeyim. Profesyonel eğitimim klinik sosyal hizmet uzmanı olaraktı ve Chicago’dan olmama rağmen Colombia Üniversitesi’nde okudum. 1961-1963 yılları arasında aldığım eğitim, klasik bir psikanaliz eğitimi içeriyordu. Sosyal hizmetin genelde psikanalizle biraz gelgitli bir ilişkisi var. Bunun için bir miktar psikanaliz öğrendik ama çok fazla değil. Sosyal hizmet uzmanı olarak Amerika’da bizden beklenen terapist olarak çalışmamız değil, “gerçek sorunları” olan kişilerle sosyal hizmet vermemizdi. Biraz tuhaf bir eğitimdi bu, sosyal politikalarla ilgili eğitim aldık, ekonomi kuramıyla, sosyopolitik tarihle ilgili eğitim aldık, sonra da biraz Freud’la ilgili eğitim aldık. Alanda çalışırken Freud’la ilgili aldığımız eğitimi, ego psikolojisiyle ilgili aldığımız eğitimi kullanmamız ve alanda karşılaştığımız sorunlara bunları uygulamayı öğrenmemiz bekleniyordu. Tahmin eders…