Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül 16, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ZİHİN VE PSİKE-SOMAYLA İLİŞKİSİ

ZİHİN VE PSİKE-SOMAYLA İLİŞKİSİ
‘ Temel, indirgenmez zihinsel öğelerin, özellikle de dinamik nitelikte olanların tam olarak neleri içerdiklerini araştırmak en ilginç nihai amaçlarımızdan biridir bence. Bu öğelerin mutlaka somatik ve büyük ihtimalle nörolojik bir eşdeğeri de vardır ve böylece bilimsel bir yöntem kullanarak zihinle beden arasında yüzyıllardır süregelen kopukluğu gidermiş olmamız gerekir. O halde şöyle bir tahminde bulunacağım: bu kopukluk giderildiğinde, tüm felsefecilerin zihnini karıştıran antitezin de aslında bir yanılsama üzerine kurulduğu anlaşılacaktır. Başka türlü söylersek, zihnin gerçekten bir varlık olarak mevcut olduğuna inanmıyorum- bir psikoloğun böyle birşey söylemesi şaşırtıcı gelebilir (italikler bana ait). Zihnin bedeni ya da bedenin zihni etkilendiğinden bahsettiğimizde daha külfetli bir ifade yerine sadece bir kısaltma kullanmış oluyoruz yalnızca... ’ (Jones, 1946)


Scott’un (1924) bu alıntısı, bu engin ve zor konuda kendi fikirlerimi düzene sokmamı sağl…

Kendilik Psikolojisinden Öznelerarası Sistemler Perspektifi

Kimlik Çözülmesi (Dissociation) Bozukluğunda Düzensiz Bağlanma Sorunu: Kendilik Psikolojisinden Öznelerarası Sistemler Perspektifi
Carol Mayhew, PsyD, PhD29. Uluslarası Kendilik Psikolojisi Toplantısı’nda sunulmuştur – Chicago, Kasım 2006

Slade (2004) ve diğerleri, bağlanma sorunlarına, biçimine ve süreçlerine bakmanın klinik çalışmanın daha iyi anlaşılması bakımından değerini tartışmıştır. Bowlby (1969, 1973, 1980), çocukların, ilk bakıcılarına bağlanmaya ve bu bağı sürdürmeye yönelik bünyesel bir yatkınlıkla dünyaya geldiğini çünkü bebeğin yaşamasını sağlayan şeyin bu bağlılık ilişkilerinin gelişmesi olduğunu düşünüyordu. Demek ki, çocuklar- özellikle de korktuklarında, hastalandıklarında ya da korunmaya ve güvenliğe ihtiyaç duyduklarında- onları bağlanma figürlerinden yakınlık aramaya sevk eden bünyesel bir bağlanma davranışları sistemiyle doğarlar. Çocuklar kendilerini güvende hissettiklerinde, etraflarındaki dünyayı da rahatça keşfedebilirler; oysa korktuklarında bakıcılarına yakın…

KENDİLİK PSİKOLOJİSİ

KENDİLİK PSİKOLOJİSİ
İlişkisel Matrisin İçindeki Kendilik ve Kendiliğin Dönüşümleri
Bir-kişi psikolojisinden iki-kişi psikolojisine doğru, iyice belgelenmiş olan kayma (Rickman, 1957; Balint, 1968; Greenberg ve Mitchell, 1983; Modelle, 1984; Mitchell, 1988; Ghent, 1989) psikanalitik kuramdaki gelişmelerin birçoğunu, Britanya nesne ilişkileri okulu, kendilik psikolojisi, kişilerarası psikanaliz ve Freudyen ego psikolojisindeki son akımlar da dahil olmak üzere, içine alır ve hepsinin sınırlarını aşar. Kapsamlılığından ötürü “ilişkisel bakış” diye adlandırılan (Greenberg ve Mitchell, 1983; Mitchell, 1988) psikoloji bu kitabın konusudur. İntrapsişik bakış açısından alan bakış açısına bu kayma, Kopernik'in yaptığı devrime benzetilebilir, zira birey, tıpkı dünya gezegeni gibi, kendi başına değildir, ancak evren genelindeki “yerçekimi kuvvetleri” ile ilişki içinde anlaşılabilir.

Gözlemsel Tutumlardaki Kayma

Bilim alanında, kuramsal bakış açılarındaki temel kaymalar, çoğu kez gözlemsel ve ka…