Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz 29, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Otizim

Yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve yaşam boyu etkisi devam noröpsikiyatrik bir sendrom olan otizim ilk defa Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner tarafından 1943 yılında tanımlanmıştır.Uzun yıllar psikolojik kökenli olduğu düşünüldükten sonra,ilk olarak 1966 yılında Rimland’ın çalışmaları ile otizimin norobiyolojik doğasına dikkat çekilmiştir.

Otistik bozukluk sosyal ve duygusal etkileşimde ve iletişimde bozulma,sınırlı,tekrarlayıcı bir biçimde çoğunlukla cansız nesnelere karşı ilgi artışı ve ritüelistik davranış paterniyle karaktrize,hafiften ağıra klinik tipleri olan bir gelişim bozukluğudur.

Otistik bozukluğu tanımlamak için tanımlanan bir çok davranış özelliği vardır.Ancak hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz ve sıklıkla hepsi aynı anda görülmez.Zamanla belirtiler değişebilir.

“Aşırı Otistik Yalnızlık” otizimin en temel özelliğidir. Otistikler diğer insanlarla etkileşim kurma konusunda doğdukları günden itibaren yetersiz…

Şiddet!

İnsan psikolojisinde evrensel olarak varlığı kabul edilen ve cinsellikle birlikte en güçlü iki dürtüden biri olan saldırganlık ve onun sonucu şiddet, toplumda pek çok boyutta gözlemlenen bir olgu olarak karsimiza cikmaktadir.

SIDDET...
Şiddetin Nedenleri
Şiddetin Psikolojisi
Kadına Yönelik Şiddet
Uluslararası Gelişmeler
Cinsel Yönden Zorlama
Çocuklarda Cinsel İstismar

İnsan psikolojisinde evrensel olarak varlığı kabul edilen ve cinsellikle birlikte en güçlü iki dürtüden biri olan saldırganlık ve onun sonucu şiddet, toplumda pek çok boyutta gözlemlenen bir olgudur. Şiddet içgüdüsel olarak varolan ve çevre etkenlerden kaynaklanan bir davranış olarak görülür. Şiddete yol açan temel etkenler anne,baba, çocuk, aile ilişkisi, nesillerdir sürdürülen şiddet içeren davranışlardır. Sosyal, kültürel ve ekonomik faktörler şiddet oluşumunda rol oynarlar. Her geçen gün şiddetin günlük yaşamımızda daha çok yer aldığı görülmektedir. Şiddetin bu denli yoğun olarak günlük yaşamda yer alması da şiddetin kanıksa…

ÖFKE KONTROLÜ

Aşağıdaki kendini değerlendirme soruları bilimsel bir araç olarak tasarlanmış değildir. Amaç; çeşitli durumlardaki davranışlarınıza bakarak öfke kontrolü hakkında bilgi edinmenize yardımcı olmaktır...

1. Hiç tanımlamıyor
2. Biraz tanımlıyor
3. Oldukça iyi tanımlıyor
4. İyi tanımlıyor
5. Çok iyi tanımlıyor.
Sizi ne kadar tanımlıyor?

1- Öfkelenince hiçbir şeyi gözüm görmez

2- Çabuk öfkelenirim.

3- Öfkelendiğimde kendimi kontrol edemiyorum.

4- Öfkelendiğimi göstermem, içime atarım.

5- Beni sabırlı biri olarak tanırlar.

6- Kızdığım zaman eşyalara zarar veririm.

7- Öfkemi insanlara küserek gösteririm.

8- Bugüne kadar hiç öfkelendiğimi hatırlayamıyorum.


Öfke duygusu.............................. dır.

a-) Normal
b-) Herkesin yaşadığı bir şeydir.
c-) Büyüttüğünüz bir şey değildir.
d-) Güçlü bir duygudur fakat pratik yaparak kontrol etmeyi öğrenilebilir.
e-) Yukarıdaki…

YARATICI DÜŞÜNME

Bu çalişmada yaraticilik kavraminin tanimi, tarihsel gelişimi, yaraticilik ve zeka, yaraticilik ve cinsiyet arasindaki ilişkiye deginilmiş, yaraticiligin neler ile ilişkili oldugu üzerinde durulmuş, yaratici düşünen kişilerin iyi bir problem çözücü olduklarina dikkat çekilmiş, yaraticiligin engelleyicileri, yaraticiligi kolaylaştiran ve engelleyen ögretmen özellikleri, yaratici düşüncenin okulda geliştirilmesi ve yaratici düşünme etkinlikleri örneklerle açiklanmiştir.

Sonuç olarak yaratici düşüncenin rahatça ortaya konabilmesi için egitim ortaminin olabildigince özgür olmasi, yaratici her davraniş ve ürünün pekiştirilmesi, hiçbir şekilde çocuklarin küçük düşürülmemesi, düşünceleri ile alay edilmemesi gerektigine deginilerek bilgisayar, video, televizyon, çok amaçli araç gereçler yaratici düşünceyi geliştirmekte etkili olarak kullanilabilecegi ve egitim ortaminda baski, korku ve cezanin yaraticiligi engelledigi sonucuna varilmiştir.

Yaraticilik kavrami ençok güzel sanatlar alanindaki yar…