Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan 24, 2005 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pismaniye'nin HiKaYe'si..

Çok uzun yillar önce Izmit' te nam salmis bir tatlici varmis. Yaptigi tatlilar çok meshurmus. Yolcularin, onun tatlilarini yemek için dükkaninin önünde uzun kuyruklar olusturup beklemesi, baharat ve ipek yollarinin gelecegini dahi tehlikeye sokmus.

Bizim tatlici ustanin, güzeller güzeli çok sisman bi sevgilisi varmis. Askin gözü kördür. Bizim tatlici ustanin gözü sisman sevgilisinden baska kizi görmüyomus. Kizi o kadar çok seviyomus ki; çikardigi anda çok meshur yeni tatlisinin ismini, "Sismaniyem" koymus.

Tatlici sonunda muradina ermis ve sevgiliyle evlenmis. Ancak evlilik, sevgilisinin kiskançliklari ve huysuzluklari yüzünden cehennem azabina dönüsmüs. Bizim tatlici ustamiz da, o çok sevdigi, ugruna tatlilar yaptigi sevgilisinden ayrilmak zorunda kalmis. Evlendigine pisman olan ustamizin tatlisi da, bu olay duyulduktan sonra, "Pismaniye" olarak anilmaya baslamis.

Kaynak: Bilinmiyor..


'Yiyen pisman yemiyen bin pisman' Pismaniye ile..

Nazar Sözlügü..

©Foto by John Perkinson


Adem ile Havva: Adem ile Havva, yasak elmanin tadina varinca, farkliklarini gördüler ilk defa. Utanip, incir yapraklariyla örtmek istediler ciplakliklarini. Ama birinde bir, ötekinde üc incir yapragi vardi. Sayi saymayi da ögrenince, bir daha hic ayni olamadilar.

Baykus: Kanarya beslermiş, amcalar, teyzeler. Kumrulari sever, kartallari över, güvercinleri ucurur, kargalari kovar, papaganlari konustururlarmiş. Oysa cocuk baykuslari severmiş. "Ugursuz kus o. Ismini anma, damina cagirma!" dermiş teyzeler, amcalar. Ugursuz kusmus baykuş; gece gördügü, geceyi gördügü icin.

Fotograf cekmek: Görenle görülenin arasinda araci koymak.

Fotograf albümleri: Gözün, gecmiste gördüklerini sadece güzel olanlari hatirlamasini saglamak icin, belli araliklarla dolaptan cikarilir fotograf albümleri. Her defasinda sanki ilk defa bakiliyormuşcasina merakla incelenir fotograflar, merakla ve muhakkak sirayla: bebeklik, cocukluk, genclik, evlilik, bebeklik, cocukluk, genclik..

Gözlü…

Her tercih bir vazgecistir..

©Foto by Metin Karadag

Her tercih birvazgecistircünkü..

Sabah ise gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik firsatindan vazgecmis olursunuz. Kalkar kalmaz hayat binbir secenegi dayar burnunuzun ucuna.. ‘ne giysem..’ telasindan, öyle yemeginde ‘ne alirdiniz?’ diye basucunuzda biten garsona, ‘hangi kanaldaki filmi izlesem?!’ kararsizligindan ‘bize oy verin’ diye bagirisan partilere kadar hersey, herkes, her an sizi israrla bir tercihe zorlar. Yastiginiza teslim olmussaniz, belki disarda isil isil bir günden vazgecmis olursunuz. Bahar esintileri tasiyan bir elbise belki o gün yasaminizi isildatabilecekken, agirbasli bir sadelige karar vermekle muhtemel bir tanisikligi tepersiniz. Belki yemediginiz musakka, ismarladiginiz izmir köfteden daha uygundur. Ama yasam, vazgectiginiz seye iliskin ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkusagi desenli bir elbiseyle yeniden yasama sansiniz yoktur. Bu secim oyununda vazgectiginiz sey, sectiginizden daha degerliyse pismanlik kacinilmazdir.

Ama neyin degerli old…

IFE'le bi hafta..

Daha büyük izlemek isterseniz fotoyu tiklayin!


"Her HiKâYe'nin bir başlangıcı, bir gelişmesi bir de sonu vardı. Yûsuf ile Züleyha HiKâYe'si çölle başlar. 'Çölün aşka bahanesi var. Yoksa çölün, bahâ nesi var.' Yûsuf'un güzelliği dilden dile dolaşır, bir bedevi ona bir ayna hediye eder, senin güzelliğin en parlak ışığın yansımasından başka şey değildir. Sen suretsin o asıl. Sen fertsin. O mânâ sen bedensin O ruh. Sen gurbetsin O yurt? Sen parçasın O bütün. Sen gölgesin O ışık. Bedevi böyle söyleyip uzaklaşırken Yûsuf bildim dedi, her şey O'ndan, sen de O'ndan, ben de O'ndan. Ve ben bunu biliyorum."©Nazan Bekiroglu (Yusuf ile Züleyha - Timas Yayinlari 2003)